DİN VE CİNSELLİK

Turan Dursun - Din ve Cinsellik


BİRİNCİ BÖLÜM

TEVRAT'TA SEKS

İlk Çift

"Ve Rab Allah, yerin toprağından adamı yarattı ve onun burnuna hayat nefesini üfledi ve adam, yaşayan can oldu."

"Ve Rab Allah dedi: Adamın yalnız olması iyi değildir; kendisine uygun bir yardımcı yapacağım."

"Ve Rab Allah, adamın üzerine derin uyku getirdi ve o uyudu ve onun kaburga kemiklerinden birini aldı ve yerini etle kapadı ve Rab Allah adamdan aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaptı ve onu adama getirdi. Ve adam dedi: Şimdi bu, benim kemiklerimden kemik ve etimden ettir, buna Nisâ denecek, çünkü o, insandan alındı. Bunun için insan, anasını ve babasını bırakacak ve karısına yapışacaktır ve bir beden olacaklardır."

Kutsal kitaplarda "İlk Çift" niteliğinde açıklanan "Âdem ve Havva"nın yaratılışları anlatılıyor bu Tevrat ayetlerinde. Bunu izleyen ayetlerdeyse, "ilk günah" ve "Aden Bahçesi"nden (cennetten) çıkarılışları anlatılır.

Âdem-Havva öyküsü, Tevrat'tan Kur'an'a, hadislere ve Kur'an yorumlarına da geçmiştir. Ama asıl kaynak, eski efsanelerdir. Hemen her ulusun mitolojisinde "Âdem ve Havva"yı andıran "ilk erkek ve ilk kadın"la ilgili anlatımların yer aldığı görülür.

Orhan Hançerlioğlu şunları yazar:

"Hemen bütün mitolojilerde ilk erkek ve ilk kadın tasarımı vardır, örneğin Hititlerin tanrıçası Hepa, Yunanlılarda Niobe, Iskandinavların Embla'sı birer çeşit Havva'dırlar."

Azra Erhat da Yunanlıların "Hebe"sini anlatırken şu açıklamada bulunur:

"Hebe, Hitit yazıtlarında, Hepa, Hepat ya da Hepatu diye adlandırılan büyük Güneş Tanrıçası Arinna'nm Yunancalaştırılmış adı olsa gerek. Hitit yazıtlarında bu Tanrıçaya “Sedir ağaçlarının ülkesinde” tapınıldığı belirtilir.

Sedir ağaçlarının ülkesi Lübnan, Filistin'dir. Hepa-Hebe ise, Tevrat'ta ilk insanın, yani Âdem'in eşi ve bütün insanların anası olarak gösterilen Havva'nın ta kendisidir."

Mısırlı bir Türk tarihçisi olan Ebubekir bin Abdullah bin Aybek ed-Devadari'nin aktardığı ve Türklerin ilk babasının yaratılışına ilişkin bir efsanede Âdem ve Havva'nın anlatıldığına tanık oluyoruz. Bu efsanede Âdem, "Ay-atam", Havva da "Ava" olarak geçiyor.

Türk Ansiklopedisi'nde "Âdem ve Havva" konusu, önce Tevrat'a dayanılarak şöyle anlatılır:

"...Tanrı, eş olarak Âdem'in bir kaburga kemiğinden Havva'yı yarattı. Âdem, cennet bahçesine bekçi olarak gönderilmişti.

Bu bahçenin ortasında 'hayat' ve iyi ile kötüyü tanıma ağaçları vardı. Bu son ağacın meyvesini yemesi Âdem'e yasaklanmıştı. Yılana uyarak önce Havva, sonra da Âdem, bu meyveden yediler. Ve ceza olarak cennetten kovuldular."

Sonra şunlar yazılıdır:

"Tevrat'ın başında ele alınan bu konu, aslında Asur kaynaklarından gelmekteyse de, oraya,
Tektanrılı (monoteist) İsrail dininin karakterine uyacak biçime sokulmuştur."

"... Aslında Babillilerin evrenin yaratılışı inancına yakın olan bu görüş, Musa dininin yabancı konuları işlemekteki kudretini bir kere daha gösterir."

Aynı ansiklopedide "Asur-Babil" efsanelerinden "Adapa" efsanesine de yer verilir ve bu efsane şöyle açıklanır:

"Adapa, Asur-Babil efsanelerinden biri. Âdem Peygamber'in yasak meyveyi yemesi üzerine cennetten kovulduğunu ve ölümlülüğünü anlatan öyküye benzeyen efsane, bugün eksik olarak elimizde bulunmaktadır. Çivi yazılı tabletlerin bir bölümü Mısır'daki Tel-el-Amarna mahzeninde, bir bölümü de Assurbanipal'in kitaplığında bulunmuştur. Efsaneye göre Adapa, zeka tanrısı Ea'nın oğluydu, Etidu kentinde yaşıyordu. Fakat bütün hikmetine rağmen kendisine ölmezlik verilmiyordu.

Bir gün balık avındayken kayığını deviren güney rüzgârına kızarak onun kanatlarını kırdı. Adapa, ceza görmek üzere Gök Tanrısı Anu'nun huzuruna çıkarıldığı zaman kıskanç Ea, kendisine sunulacak ekmekle suya dokunmamasını Adapa'ya tembih etti. Anu'nun huzurunda, Tanrılardan Temmuz ile Gişzida araya girerek mutlak bilgiye sahip olan Adapa'nın, ölmezlik de verilerek Tanrılaştırılmasını rica ettiler (Anu'dan). Bunun üzerine Anu, Adapa'ya ölmezlik ekmeğini ve suyunu sundu. Fakat Adapa, bunları reddettiği için, kendisiyle birlikte bütün insanlar ölümlü oldular."

Havva'ya yasak meyveyi yemesini öneren Tevrat'ın diliyle "yılan" ve Kur'anın diliyle "Şeytan", söz konusu ağacın meyvesinin "ölmezlik" kazandıracağını söylemişti, Tevrat ve Kur'an'a göre. Bu da göz önünde tutulursa, kutsal kitaplara Âdem-Havva öyküsünün nereden geçtiği daha açık biçimde anlaşılır. Tevrat'a efsanelerden, özellikle de Sümer ve Babil efsanelerinden daha nice öyküler geçmiştir. Hatta Sümer ve Babil kaynaklarından birtakım ilkel yasa hükümleri bile aktarılmıştır Tevrat'a. Tabii oradan da ötekilere...

Âdem ve Havva öyküsünün konumuzu ilgilendiren yanı, "Adem"e "eş" olacak bir "dişi"nin düşünülmüş olmasıdır.

Erkek ve dişi. Biri olmayınca öteki de olmaz, olamaz. Kadınsız erkek, erkeksiz kadın düşünülemez. Biri olunca öteki de olur. Yaşamın vazgeçilmez bir gerçeğidir bu. İlkel biçimde de olsa, kutsal kitaplarda yer verilen "Âdem ve Havva" öyküsü, bu yaşam gerçeğinin dile getirilişidir. "Âdem" yaratılmış, sonra onun "yalnız" kalması "hoş görülmemiş" ve hemen ardından bir "eş", bir "dişi", yani "Havva" da yaratılmış. Böylece Âdem, "dişisiz" bırakılmamış. Tevrat'ın anlatışıyla öylesine bir dişi verilmiş ki Âdem'e, vücudunun bir parçası olmuş, "Kemiğinden kemik, etinden et“ durumuna gelmiş.

Zaten bu eş, onun "kaburga kemiklerinden" yaratılmış değil miydi? Tevrat,' "ilk eş"in, yani "Havva"nın "Âdem" için ne demek olduğunu böyle açıkladıktan sonra Âdemoğullarının eşlerinin durumlarına ve kendileri için ne denli önemli olduklarına da değiniyor. Hem de çok ilginç biçimde: "Bunun için insan, anasını ve babasını bırakacak ve karısına yapışacaktır. Ve bir beden olacaklardır."

Demek ki Tevrat, "dişi"yle "erkek"i "bir beden gibi" kabul ediyor. Tevrat'ta "seks"e ne denli değer verildiğini açıkça anlatmıyor mu bu?

Turan Dursun - Din ve Cinsellik





Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM