İNSAN NASIL İNSAN OLDU

M. İlin & E. Segal - İnsan Nasıl İnsan Oldu



3. Av Toplumundu

Fransa'nın Sollütre adlı bölgesinde, kayalık bir uçurumla biten yüksekçe bir yayla vardır.

Arkeologlar bu yaylanın eteğinde büyük bir kemik yığını bulmuşlardır. Burada mamutların kürek kemikleri, ilkel öküz boynuzları ve mağara ayılarının kafatasları görülmüştür. Fakat kemiklerin çoğu at kemiğiydi. Bunlar insan boyunu aşan yığınlar halindeydi. Bilim adamları, bu kemik yığınını çeşitlere ayırdıktan sonra, burada en az yüz bin at kemiği saymışlardır.

Böyle muazzam bir at mezarlığı nasıl meydana gelmişti? Kemikleri dikkatle inceleyen bilginler, birçoğunun kırık, parçalanmış ve yanık olduğunu görmüşlerdir. Bu kemiklerin buraya, aşçı kadınların elinden geçtikten sonra yığıldıkları belli olmuştur. At mezarlığının, gerçekte muazzam bir yiyecek artıkları çöplüğü olduğu anlaşılmıştır

Bu kadar çöp bir yılda yığılamazdı. Demek insan1ar burada yıllarca yaşamışlardı.

Fakat çöp yığını, niçin başka yerde değil de burada, uçurumda bulunuyordu. İlk avcılar, kulübelerini niçin düz bir ovada kurmayıp da, bir uçurumun kenarında kurmuşlardı?

Avcılar, ovada bir at sürüsüne rastladıklarında, sık ve yüksek otların arasında gizlene gizlene, ihtiyatla sürüye yaklaşırlardı. Her avcının elinde birkaç mızrak bulunurdu. Öndekiler, işaretlerle, atların nerede ve ne kadar olduklarını, nereye doğru gittiklerini bildirirlerdi.

Avcılar, at sürüsünü kuşatıp çemberi yavaş yavaş daraltır ve ilkin ovada kara birer leke gibi görünen atlar, artık iyice seçilirdi. Atlar büyük başlı, ince ayaklıydılar, vücutları uzun sert kıllarla kaplıydı.

Atlar birden ürküp tetikte bulunur; kaçmaya hazırlanırlardı. Fakat iş işten geçmiş olurdu. Bir mızrak bulutu, uzun gagalı, kanatsız kuşlar gibi, atlara doğru uçardı .

Mızraklar, atların sağrılarına, sırtlarına, boyunlarına saplanırdı. Nereye kaçmalıydı? Düşman, atları üç taraftan sarmıştı. Birdenbire yükseliveren bu canlı duvarın yalnız bir çıkış yolu, yalnız bir kapısı vardı: uçurum. At sürüsü, kurtulmak için, vahşi bir kişneme ve gürültüyle bu kapıya atılırdı. Avcıların da istediği zaten buydu. Sürüyü hep bir tarafa, uçurum yönüne sürerlerdi. Korkudan çılgına dönen atlar, önlerinde hiç bir şey görmeden kaçarlardı. At sürüsü, sallanan kuyrukları, köpürmüş sırtlarıyla, canlı bir seli andırıyordu. Sonunda at sürüsü, ister istemez uçurumun kenarına varırdı. Öndeki atlar tehlikeyi görüp başlardı kişnemeye, şahlanmaya. Fakat artık durulamazdı. Arkadaki atlar öndekileri sıkıştırıp iterlerdi.

Ve bu canlı selin, bir şelale gibi uçuruma akmasıyla, aşağıda kanlı bir cesetler yığını meydana gelirdi.

İşte av böyle sona ererdi.

Sonra kaya dibinde ateşler yakılır, yaşlılar avı dağıtırlardı. Av bütün toplumundu. Fakat en iyi parçalar, en cesur ve en usta avcılara verilirdi.

M. İlin & E. Segal - İnsan Nasıl İnsan Oldu







Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM