İNSANIN HİKAYESİ

James C. Davis - İnsanın Hikayesi


10. Bölüm; Eski Dünya Yeni Dünyayı Ele Geçiriyor

Okyanuslar en azından 10.000 yıl boyunca Amerika yerlilerini eski dünyadan ayırdı. ... Şaşırtıcı olan, eski dünyayla hiç temasları olmadığı halde, bu değişiklikleri (tarım yapmayı, hayvancılığı, köylerde ve kentlerde yaşamayı, inşaat yapmayı, yazmayı, metaller kullanmayı, takvimler yapmayı) eski dünyanın insanlarından yalnızca 3.000 yıl kadar sonra gerçekleştirmeleridir.

Amerika yerlilerinin en büyük buluşu mısırı işe yaramaz bir yabani otken insanoğlunun önemli bir besin kaynağına dönüştürmeleridir.... geri kalanın hiç tatmadığı başka övgüye değer bitkiler de yetiştiriyordu: Patates, tatlı patates, yerfıstığı, kakao, avokado, domates, sivri biber, kabak, çalı fasulyesi ve Lima fasulyesi... Tütün ve kokain elde edilen koka.

Kent devletleri biçiminde bir araya geldiler, onlarsız yapılamayacak her şeyle birlikte: Devlet adamları, askerler, din adamları ve vergi toplayıcıları.

Roma İmparatorluğu’nun büyüme döneminde (dünyanın büyük kentlerinin çoğu henüz kurulmamışken) Teotihuacan’da 150,000 kişi yaşıyordu... en becerikli olanı Mayalardı... sebze, meyve, yumuşakçalar, hindi, geyik ve köpek eti yiyorlardı. ... Bu sıradan köylüler, dönemin Avrupa ve Asya köylülerinden ve günümüzün El Salvador köylülerinden daha iyi bir yaşam sürüyorlardı.

Mayalar, Roma’nın Avrasya’nın bir ucunda, Çin’in diğer ucunda hüküm sürdüğü dönemde, MS yaklaşık 250’de gelişmeye başladı; gelişmesini Avrupa’nın karanlık çağının sonlarına dek sürdürdü. ... Şu kesin: Mayaların birleşik bir krallığı yoktu. ... hükümdarlar sık sık birbirleriyle savaşıyorlardı. ... 1,000 yıl önce, Maya kasabaları ve kentleri yıkıldı. Uzun kuraklık dönemleri onları tümüyle yok etmiş olabilir. ... Köylerde tarım yapmaya devam eden Maya halkının kendisi dışında her şey ortadan kayboldu.

O dönemdeki Amerika yerlilerinin sayısını kimse bilmiyor.... iki Amerika kıtasındaki toplam yerli sayısının 40 ile 100 milyon arasında olduğu tahmin ediliyor. (O dönemde Avrupa’nın nüfusu aşağı yukarı 80 milyondu.)

Mayalıların yerini alan yerli uygarlıklar içinde en güçlü olanı acımasız Azteklerdi. Azteklerin zengin ve büyük bir imparatorluk kurmaları uzun zaman almadı. En iyi döneminde imparatorluk şimdiki Meksika’da Atlas Okyanusu’ndan Büyük Okyanus’a kadar uzanıyordu ve belki de beş milyonluk bir nüfusa sahipti. ... Azteklerin durmadan fethedecek yeni yerler aramalarının nedeni kısmen ilahları besleme gereksinimiydi.

Her yıl yaklaşık 15.000 çıplak esiri tapınakların basamaklarını çıkmaya zorluyorlardı. Esirler en tepeye ulaştıklarında rahipler onları taştan masalara yatırıyor, göğüslerini yarıyor, hala atan kalplerini söküp dışarı çıkarıyor ve ilahlarının putlarını bu kurbanların kanlarıyla besliyorlardı. Daha sonra bazen rahipler ve diğer ileri gelenler bir kurbanı akşam yemeği olarak yiyorlardı.

1519'da Küba'nın İspanyol valisi Cortes'i Orta Amerika anakarasına yapılacak bir keşif seferine önderlik etmesi için seçti. ... İspanyollar kazanmaya azmetmişlerdi. Şeytan'a tapanlarla, sadistlerle ve oğlancılarla (Aztek rahipleri) Tanrı adına savaştıklarından veya Aztek hükümdarının hazinelerinin onun olduğu kadar kendilerinin de olduğundan hiçbir kuşkuları yoktu. ... İspanyolların kendi saflarında savaşan, sahip oldukları silahlardan daha imha edici olan bazı sessiz destekçileri vardı: Avrupa’dan, beraberlerinde çiçek hastalığı, kızamık ve dizanteri mikropları getirmişlerdi. ... Virüsü nefes yoluyla bulaşabilen çiçek hastalığı en kötüsüydü. 1519 yılının başında Hispaniola Adası'na yayılarak adadaki yerlilerden çoğunu öldürdü.

Kuzeyde Azteklerin imparatorluklarını kurdukları dönemde, güneyde İnkalar akıbeti onlarınki kadar kötü olan kendi imparatorluklarını kurmuşlardı. İnkaların merkezi yükseklerde, Güney Amerika’nın batı tarafındaki And Dağları’ndaydı... Egemenlikleri altındaki insan sayısı en az altı milyon en fazla 12 milyondu. ... İnkaların karşı çıkışlara hiç tahammülü yoktu ve ayaklanma istemiyorlardı. Denetimleri altındaki kabileleri, bu kabilelerin büyük bölümünü yurtlarından uzakta başka yerlere yerleşmeye zorlayarak çoğunlukla parçalıyorlardı. Sonra da kabileleri bıraktıkları yerlere kendilerine bağlı İnkaları yerleştiriyorlardı. ... Bu çeşit yollarla İnkalar bir devlet kurdular, eski düşmanlarını yönetimleri altında yaşayan sadık insanlara dönüştürdüler, onları refaha kavuşturdular.

Perslerin ve Romalıların kendilerinden önce öğrendikleri şeyi İnkalar da öğrenmişti: Bir imparatorluk çok iyi bir haberleşme ağına sahip olmalıydı. ... nöbetleşe çalışan haberleşme grupları, günde yaklaşık 250 kilometre yol alarak ezberledikleri haberleri taşıyorlardı.

Zengin olmak için Amerika kıtalarına gelenlerin arasında, bir İspanyol askerin gayri meşru çocuğu olan Francisco Pizarro da vardı. Panama'nın güneyinde bir yerlerde zengin bir imparatorluk olduğunu duyduğunda Pizarro hazinelerin kokusunu aldı. 1520'lerde kıyı boyunca güneye doğru yapılan iki keşif seferine komuta etti. Altın ve gümüş bakımından zengin büyük bir imparatorluğa çok yaklaştıklarını anladılar ve bu imparatorluğa Peru adını verdiler. (Bu ad büyük olasılıkla, kıyıdaki bir ırmağın adı olan Viru sözcüğünün bozulmuş biçimidir.)

James C. Davis - İnsanın Hikayesi






Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM