KADIN VE PENİS

Olcay Yılmaz - Kadın ve Penis


Freudun Topografik Kuramı

Freud, topografik kuramında, ruhsal yapıyı bilinç, bilinçaltı ve bilinçdışı gibi belirli bilinçlilik düzeylerine ayırır. Bu bilinçlilik düzeyleri, beyinde yer alan anatomik yapılar olmayıp, bireylerin gerçekleştirdikleri zihinsel etkinliklerin ne derece farkında olduğunu ifade eden kavramlardır.

Algı-Bilinç

İç ve dış uyarıları belleğe gönderen algı-bilinç egonun izin verdiği uyarıları kabul eder; ötekilerini ise anı olarak belleğe kaydeder. İnsanlarda çok çeşitli bellekler bulunmaktadır. Birbiri ile örgütlü olarak çalışan bu bellekler gerçek veya gerçek dışı olabilir. İlkel, hayalimsi görüntüdeki anılar belleğin en altında; karmaşık ve gerçeğe bağlı anılar belleğin en üst düzeylerinde yer alır. Tek bir uyarı yüzlerce anıyı canlandırabilir. Yaşamda karşılaştığımız her olay bize değişik anılarımızı hatırlatabilir. Bazılarının algı düzeyleri çok yüksek olabilir; bu durumda bu bireyler algıyı azaltma yöntemine gidebilirler. Örneğin öfkelendiğinde, sinirlendiğinde uykuya dalmak isteyen çok insan vardır. Uyku ile algıyı en aza indirirler. Dış uyarıları uyku ile azaltmaya çalışanlara karşın, iç uyarılardan rahatsız olanlar da vardır. Onlar da dış uyarıları çoğaltmak için yüksek seste müzik dinlerler, film izlerler. İç uyarılardan kendilerini uzaklaştırmaya çalışırlar. İnsan karşıtların birliğini dengede tutmak için çabalar. Bu çaba insanları inişli çıkışlı bir yaşama sürükleyebilir.

Bilinç ve Bilinçaltı

Ruhsal dünyanın en üst bölümünde algı-bilinç alanı yer alır. Bunun altında ise bilinçaltı ve bilinçdışı gelir. Ruhsal enerji bilinç eşiğini her zaman aşamaz. Bilinçaltındaki olayların bilinçlenebilmesi için gerekli miktarda enerjinin yüklenmesi ve bu olayların bilinç eşiğini aşması gerekir. Babanızın adı nedir? denildiğinde hemen aklınıza gelir. Oysa babanızın adı soruyu sormadan önce aklınızda/bilincinizde değildi. Babanızın adı aklınızın bir köşesinde duruyor ve az bir enerjiyle onu bilincinize taşıyabiliyorsunuz. Bilinçaltı bizim depomuzdur. Sayısız düşünceler, anılar, duygular bu depoda sırası geldiğinde bilinçlenmeyi bekliyor. Siz bütün bu düşüncelerin, anıların, duyguların tümünü birden bilinçlendiremezsiniz. Ancak bir olayın bilincine varıp, ondan sıyrılıp bir başkasının bilincine varabilirisiniz.

Gerçek ilkesinin koşullarına göre herhangi bir olayın zamansız bilinçlenmesini de engellemek zorundayız. Sansür denilen bu olayda karşıt enerji boşalımı gerçekleşir. Böylelikle bilinçlenmesini istemediğimiz olayları denetim altında tutarız. Birine kötü bir söz söylemek gelir içimizden ama kendimizi tutarız. Karşıt enerji ile bu durumu sansürleriz.

Bilinçaltının enerjisi en ufak bir enerji akımıyla bilinçlenebilir, bilinçaltının boşalma düzeyine erişmiş enerjisine karşı konulan enerji akımı yeterince güçlü değildir. Çünkü bilinçaltındaki ruhsal süreçler biçimlenmek istiyordur; dolmuş, taşıyor demektir. Cinsel isteklerini, hazzı yeterince yaşamamış, engellenmiş bireylerde olaylara odaklanmada sorunlar yaşanır. Biriken bilinçaltı istekler bilinçlenmek ve kişi buna her zaman karşı enerji ile karşılık vermek ister. Bazen karşılık veremez ve kişi patlar: Sinirlenir, öfkelenir.

Bilinçaltında duran anıların bir kısmı istediğiniz zaman bilinçlenirken bazıları daha zor bilinçlenir. Hatırlamak istersiniz ama hatırlayamazsınız. Örneğin babanızın adını hemen hatırlayabilirsiniz ama ilkokul öğretmeninizin adını hemen hatırlamayabilirisiniz. Çünkü o düşünceye bağlı olan enerji niceliği düşük olabilir. Enerjinin niceliği hatırlamak istediğiniz kişinin veya olayın sizin ruhsal dünyanızda bıraktığı iyi veya kötü izlenimlere bağlıdır. Bilinçaltınızdaki depoda bilince en yakın dosyalar düzenli, nesnel, mantıklı ve gerçeğe uygun biçimde raflara dizilmiştir. Oysa uzak ve derindeki raflardaki dosyalar dağınık ve karmakarışık olarak atılmıştır. Günlük yaşamda da bazı olayları unutursunuz. Sizin için önemli olanları deponun size yakın bölümüne düzgün bir biçimde koyarsınız, oysa sizin için önemli değilse deponun derinlerine doğru fırlatır atarsınız. Örneğin arkadaşınız eve gelirken kendisine sigara almanızı söyler. Onun sigara içmesi sizi rahatsız ediyorsa alınan bilgiyi farkında olmadan deponun diplerine fırlatırsınız. Eve geldiğinizde arkadaşınız size sorar, Sigaramı aldın mı? Aaa unuttum! deyiverirsiniz. Gerçekten de unutmuşsunuzdur, ancak farkında olmadan bilinçaltına ittiğinizden dolayı unutmuşsunuzdur. Tabii ki arkadaşınızın sizin için önemi de bunda rol oynayabilir.

Olcay Yılmaz - Kadın ve Penis






Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM