Kapalı Yerde Şemsiye Açmama

Charles Panati - Sıradan Şeylerin Sıradışı Kökleri


Kapalı Yerde Şemsiye Açmama

18. Yüzyıl, İngiltere

Şemsiyeyi kuşatan batıl inançlar, papirüs ve tavus kuşu tüyleriyle özel olarak tasarlanmış şemsiyelerine dini bir önem atfeden Mısırlılarla başlamıştır. Bu şemsiyelerle yağmurdan korunmak gibi bir niyetleri yoktu. Zira yağmur kurak Mısırda nadir görülen ve yağınca da tanrının kutsaması sayılan bir olaydı. Zaten şemsiyeler de daha ziyade yakıcı güneşe karşı gölge etme görevi görüyordu.

Mısırlılar gökyüzünün gökyüzü tanrısı Nut tarafından yaratıldığına inanırdı. Sadece parmak uçları yere değecek şekilde gövdesi gezegenin etrafını bir şemsiye gibi sarıyordu. Dolayısıyla insanların yaptığı şemsiyeler Nutun küçük, dünyevi birer kopyası olarak görülürdü ve yalnızca asillerin başları üzerinde tutulmalıydı. Şemsiyenin dışarıya vuran gölgesi kutsal addedilirdi; halktan biri eğer kazara da olsa bu gölgeye adım atarsa bu hem bir küfür hem de kötü şans habercisi sayılırdı (Bu inanç, kralın gölgeliğine bir ayağın bile girmesini onur kabul eden Babillilerce tersine çevrildi).

Halkbilimciler kapalı yerde açılan şemsiyenin kötü şans getirdiği inancının yakın bir tarihe ve faydacı bir gerekçeye dayandığını iddia etmekteler. 18. yüzyılda İngilterede metal telli, su geçirmez şemsiyeler, yağmurlu günlerin sıradan bir görüntüsü haline gelmişti. Ama bu şemsiyelerin bükülemeyen hantal yay mekanizmaları nedeniyle içerde açılmaları bir hayli riskliydi. Zira sert telli bir şemsiye küçük bir odada açıldığı takdirde bir yetişkini veya bir çocuğu ciddi bir şekilde incitebilir ya da eşyaları kırıp dökebilirdi. En küçük bir kaza bile sonrasında hoş olmayan kelimeler sarf edilmesine ya da ciddi kavgalara sebep olduğundan bu batıl inanç, kapalı yerlerde şemsiye açılmasının bir nevi caydırıcısı olarak ortaya çıktı.

Günümüzde devamlı yanı başımızdaki radyoların, televizyonların ve gazetelerin hava tahminleriyle şemsiye inancı da şekil değiştirdi. Hâlâ bir tehlike teşkil etse de içeride şemsiye açmak artık kötüye alamet değil. Daha çok, bu inanç hava tahminlerinde yağmur gözüken bir sabah, gün boyunca yağmur yağmamasını garantilemenin bir yolunun işe şemsiyenizi yanınızda taşımak olduğu bir şekle büründü. Öte yandan şemsiyenizi evde bıraktığınız takdirde emin olun ki yağmura yakalanacaksınız. Gördüğünüz gibi batıl inançlar inceden inceye, hiç fark ettirmeden ve hatta sıradan bir hal alarak günlük konuşmalarımıza ve eylemlerimize sızmış haldeler.

Charles Panati - Sıradan Şeylerin Sıradışı Kökleri







Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM