TANRISIZLIĞIN İLMİHALİ

Jean Meslier - Sağduyu, Tanrısızlığın İlmihali


45. Tanrının lütfu denilen şey boş bir kelimeden ibarettir.

Zayıf yaratıkların ihtiyaçlarını sağlayarak, tanrısallık gösterisiyle cömertlik etmeye, özen göstermeye Tanrı'nın lütfu denir. Ancak insan gözünü açar açmaz Tanrı'nın kimseyle ilgilenmediğini görür. Tanrı'nın lütfu ve iyiliği, bu dünyada oturanların büyük çoğunluğu için tümüyle uykudadır, insanların "mutlu" diye adlandırdığı çok küçük bir miktarına karşılık, çok büyük bir mutsuzlar kafilesi baskı altında inlemekte ve yoksulluk içinde sararıp solmaktadır. Ezmekte oldukları esirlerden daha mutlu olmayan birkaç karanlık zorbanın savurganlıklarına lokma olsun diye ağızlarından lokmaları çekilip alınan milletler yok mudur?

Tumturaklı sözler ve övünmeyle, hocalar, Tanrı'nın iyiliklerini, cömertliklerini açıklarken ve Tanrı'nın iyiliğine güvenmemizi isterken, ani felaketlerin huzurunda, bu aynı hocaların, "Tanrı'nın lütfü insanların beyhude projeleriyle eğleniyor, isteklerini alt üst ediyor, insanların çok çalışmasına gülüyor, insanların olgun zihinlerini çelmekten zevk alıyor" diye bayağı bir şekilde sızlandıkları görülmüyor mu? Peki, insan türüyle alay eden, insan türüyle eğlenen bir Tanrı'nın lütfuna nasıl güvenilir? Hareket tarzını açıklayamadığım bir hafiyenin bilinmeyen edalı yürüyüşünü hayranlıkla görmem benden nasıl istenebilir?

"Hakkında eserleriyle karar veriniz" diyeceksiniz; esasen ben de eserleriyle karar veriyorum ve buluyorum ki, bu eserler benim için bazen yararlı, bazen zararlıdır. "Bu dünyada insan türünün her bireyi için kötülüklerden çok iyilik vardır" diyerek, iyiliklerin Tanrı'yı haklı çıkardığı, akladığı zehabına kapılıyorlar. Varsayalım ki, bu Tanrı lütfunun bize verdiği iyilik yüzdür ve kötülükler ondur; herhalde bu kıyas ve kabulden, yüz derece iyiliğe karşı, Tanrı'nın lütfunun on derece kötülüğe bulaşmış varlığını, varsayılan "mükemmellik"le birleştirmek nasıl mümkündür?

Bütün kitaplar, Tanrı'nın lütfünu ve özenini özellikle yüceltmeye yönelik ve en dalkavukça övgülerle doludur. Bunlar okunurken sanılır ki, insanın bu dünyada mutlu yaşaması için hiçbir çaba göstermesine gerek yoktur. Oysa, insan çalışmazsa bir günden fazla zor yaşar. Görüyorum ki, insan yaşamak için kan, ter dökmek, çift sürmek, avlamak, balık tutmak, kesintisiz çalışmak zorundadır. Bu ikinci etkenler, yani insan çaba ve çalışması olmaksızın, başlangıç etkeni (herhalde ülkelerin çoğunda) insanın muhtaç olduğu şeylerden hiçbirini elde etmiyor. Her ne zaman bu yeryüzünün neresinde göz gezdirecek olsam vahşi ve uygar insanı, "Lütfü rabbani" ile sürekli bir mücadele içinde görürüm. Tanrısal lütfün kasırgalarla, fırtınalarla, donlarla, dolularla, su baskınlarıyla, kuraklıklarla, insanın çalışmasını çoğu kez yararsız kılan ve emeklerini berhava eden afetlerle yönelttiği darbelere karşı, insan, savunma durumu almak zorundadır. Sözün kısası, insan türünün mutluluk nedenini hazırlamakla meşgul olduğu iddia edilen bu tanrısal lütfun kötülük dolaplarından korunmak için insanoğullarının durmadan meşgul bulunduğunu görüyorum.

İnsanların büyük şehirler kurdukları her yerden ırmaklar geçirmiş olduğundan dolayı, bir sofu tanrısal lütfü son derece hayranlıkla, saygıyla yüceltiyordu. Eşyanın oluşunda Tanrı'nın velinimete yaraşan amacını açıkça gördüklerini öne süren "bilgin"lerin muhakeme tarzı ne kadar doğruysa, bu adamın muhakeme tarzı da ancak o kadar doğru değil midir?

Jean Meslier - Sağduyu, Tanrısızlığın İlmihali







Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM