Eğlenceli Türk Tarihi

Mustafa Barış Özkök - Eğlenceli Türk Tarihi


Avrupa’yı titreten Hun Hükümdarı Attilâ

Attilâ amcası Ruga’nın ölümünden sonra, 434 yılında ağabeyi Bleda ile birlikte tahta geçti. Attilâ imparatorluğun Bizans sınırına dayanan parçasını idare ediyordu. Ağabeyi ise imparatorluğun batı bölümünde hüküm sürüyordu. Attilâ bir süre merkezi idareyi kurmakla uğraştıktan sonra dikkatini Bizans İmparatorluğu’na çevirdi. 441 yılında orduları ile Bizans sınırlarını aşıp Niş ve Filibe şehirlerine kadar olan yerleri aldı. Ertesi yıl da Bizanslılara çok ağır şartları olan bir antlaşma imzalattırdı. 445 yılında ağabeyinin ölmesiyle Atillâ, Hun tahtanın tek sahibi oldu. Bizans’la barış antlaşmasını bozarak büyük bir ordu ile Trakya’ya saldırdı ve Bizans topraklarının geniş bir bölümünü işgal etti.

450’de Bizans tahtına Markianos geçti. Yeni hükümdar, Attilâ’ya ödemek zorunda olduğu vergiyi vermedi ve savaş hazırlıklarına başladı, fakat Attilâ o sıralarda dikkatini Batı Roma İmparatorluğu’na vermişti. Önce Batı Roma’yı çiğneyecek, ardından da Bizans’la hesaplaşacaktı. 451 ’in Ocak ayında Gallia (Fransa) üzerine yürüdü. Yarım milyonluk ordusu ile mayısta Batı Roma İmparatorluğu'nun müttefiki olan Batı Got Krallığı’nın sınırına, vardı. Temmuz başlarında Batı Roma ve müttefiklerinin ordularıyla karşılaştı. Bu büyük ve kanlı çarpışmada 165.000 kişi öldü, fakat kesin bir sonuç alınamadı. Attilâ geri çekildi.

Attilâ ertesi yıl tekrar İtalya’yı ele geçirmeye kalkıştı. Milano, Pavia ve diğer birçok şehri ele geçirdikten sonra Roma yoluna girdi. Roma büyük bir korku içindeydi. Papa Leo iki eski konsülle birlikte barış istemek için Attilâ'ya gitti. Attilâ’nin karargâhı Roma yolu üzerindeydi. Hun ordusunu açlık ve salgın iyice hırpalamıştı. Attilâ heyeti iyi karşıladı. Yıllık vergi karşılığında geri çekilmeyi kabul etti.

“Allah'ın belası”

Avrupalılar Attilâ’ya “Tanrının Kırbacı” diyorlardı, çünkü Avrupa’nın üzerinden bir kırbaç gibi esip geçmişti fakat ona taktıkları bir isim daha vardı: “Fleau de Dieu” yani “Allah'ın belası”. Büyük Türk hakanı bu lakaba hiç kızmıyordu, hatta bu lakabın işine yaradığını düşünüyordu, çünkü Attilâ bu lakap sayesinde daha savaşmadan rakiplerine karşı psikolojik bir üstünlük sağlamış oluyordu.

Tabut içinde tabut

İldiko adlı bir genç kızla evlenen Attilâ, zifaf gecesinin sabahında yatağında ölü bulundu. Ağzından ve burnundan fışkıran kanlarla yatağı kıpkırmızı kesilmişti. Korku içindeki genç karısı odanın bir köşesine büzülmüştü. Attilâ'nın niye öldüğü asla bilinemedi.

Attilâ’nın ölümü üzerine çok büyük bir cenaze töreni yapıldı. Büyük bir ipek çadır kuruldu. Cenazesi bu çadırın içindeki süslü bir sedire konuldu. Cenaze töreninden sonra Attilâ’nın naaşı altın bir tabuta konuldu. Altın tabut da gümüş bir tabut içine, gümüş tabut ise demir bir tabut içine yerleştirildi. Bir ırmağın suyu geçici olarak başka bir yatağa akıtıldı. Tabut ırmağın yatağına gömüldü. Sonra ırmak yine eski yatağına akıtıldı. Böylece mezarın yeri gizlenmiş oldu. Ayrıca bunun sonsuzluğa kadar bir sır olarak kalması için mezarını kazanlar okla vurularak öldürüldüler.

Attilâ’nm mezarı Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde (Macaristan, Avusturya, Kuzey İtalya, Fransa, vs.) aranmışsa da hiçbir zaman bulunamadı.

Avrupa Hunları’nın yıkılışı

Attilâ 452’de 60 yaşında iken şüpheli bir şekilde öldükten sonra yerine büyük oğlu İlek geçti, fakat İlek bir yıl sonra öldürülünce, Attilâ’nın öbür oğulları arasında taht kavgası çıktı. Bunlardan Dengizik 468 yılında öldürüldü. Çok geçmeden Attilâ’nın iki oğlu daha yok oldu. Bunun üzerine, bu büyük devlet tarihe karıştı. İmparatorluğu kuran Hun Türkleri de başka kavimlerin içinde eriyip gitti.

Attilâ’nın başarılarına özenen oğullarından biri Bizans’a saldırdı. Esir düştü ve öldürüldü. Mızrağın ucuna geçirilen kellesi, Hipodrom’da halka teşhir edildi.

Diğer Türk devletleri

Büyük Hun Devleti’nin yıkılmasından sonra Orta Asya’da Türkler tarafından yeni devletler kuruldu. Kuzey Çin’de devlet kuran Tabgaçlar, Çinlilerin yaşam tarzım benimsediler ve kısa sürede benliklerini kaybettiler. Sihirler, Tanrı Dağlarının batısında yaşadılar. Avarlar, Göktürk Devleti'nin kurulmasından sonra batıya göç ettiler ve Romanya bölgesine kadar gelerek Bizans’a komşu oldular. İstanbul’u kuşattılar.

Mustafa Barış Özkök - Eğlenceli Türk Tarihi







Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM