El Baltası

Jheni Osman - Dünyayı Değiştiren 100 Fikir


El Baltası

İnsanlık tarihinde en uzun kullanılan alet

Dr. Dave Musgrove, BBC History dergisinin editörü

Odun saplı modern baltayla karıştırılmaması gereken tarihöncesi el baltası, eti kesmek için keskin bir ağzı olsun diye çakmaktaşı gibi taşlardan yontulmuştu. Aşağı ve orta Paleolitik çağın tipik aleti olan bu baltanın geçmişi 1,5 milyon yıl öncesine dayanır ve tarihte en uzun kullanılan alettir.

"El baltası bizi modern insan aklının ilk heyecanlarına götürüyor. Bu alet çok amaçlı bir doğrama aletiydi ve ilk insanlar için son derece kullanışlıydı. Öte yandan asıl önemli olan nokta, el baltasının kendisini yapan beyin hakkında bize öğrettikleridir. Yaratıcı bir vizyon ve onu hayata geçirecek kabiliyet olmadan bir el baltası yapamazsınız. İnsani beceriler bu aletlerin ilk kez ortaya çıkışından beri 1,5 milyon yıldır bizim yararımıza işliyor."

Dave Musgrove

İlk el baltalarından biri jeolog Joseph Prestwich ve arkeolog John Evans tarafından 1859'da Fransa'nın kuzeyinde bulundu. Aynı yıl Charles Darwin Türlerin Kökeni'ni yayınladı. O sıralar insanların sadece birkaç bin yıl önce yeryüzünde belirdiğine inanılıyordu. Prestwich ve Evans, Royal Society'deki bir konferansta 400.000 yıllık baltayı sunduklarında, insanların sanılandan binlerce yıl önce yeryüzünde dolaştığı kabul edilmeye başladı.

O zamandan bu yana çok daha eski numuneler, Afrika'da arkeologlar tarafından bulundu. İlk insanların küçük topluluklar halinde bir araya gelip ot toplayarak ve avcılık yaparak veya vahşi hayvanların leşlerini yiyerek yaşadıkları Paleolitik döneme yontulmuş taş aletler damgasını vurdu. (Paleolitik kelimesi "eski taş çağı" anlamına gelir.) Bu aletlerin Etiyopya'da bulunan en eskisi 2,6 milyon yıl öncesine dayanmaktadır. "Oldowan aletleri" diye bilinen bu aletler arasında küçük baltalar, spatulalar, tokmaklar vardı ve bunlar el baltasına giden yolu açtı.

1,5 milyon yıl önce Afrika'da yapılan el baltasında, her iki yandan yontulan taş iki keskin kenara sahipti. Küçük baltaya benzeyen ilkel aletlerden daha ince bir işçilikle yapılmış iki yüzlü baltalara geçiş teknoloji tarihinde önemli bir kilometre taşı olmuş ve onları kullanan ilk insanlara kavgada hayatta kalma avantajı kazandırmıştı.

Çoğu el baltası çakmaktaşından yapılır, ama kuartz gibi taşlar da kullanılır; taşın doğru şekli alabilmesi için, yontulmaya dayanacak kadar sert olması gerekir. Çeşitli temel şekiller vardır: Oval, üçgen ve armut şekli gibi, fakat araştırmacılar bunların nasıl kullanıldığı konusunda fikir birliğine varmamıştır. Sözgelimi ABD'li nörofizyolog William H. Calvin yuvarlak şekilli baltaların, bir su birikintisi etrafında toplanan hayvan sürüsüne fırlatıldığında içlerinden birini sersemletmeye yarayan "katil frizbiler" olabileceğini öne sürmüştür. Ne var ki bu teori fazla destek almaz, çünkü el baltasının hayvanı sersemletecek kadar derine girmesi şüphe götürür. Genellikle el baltasının et kesmek ve kemik iliğini çıkarmak için kullanıldığı düşünülmektedir. 1990'larda Batı Sussex'te bulunan Boxgrove'da yapılan çalışmalarda bir kasap ölü bir hayvanı el baltasıyla kesti ve aletin kemik iliğine ulaşmak için ideal olduğunu gördü. Protein ve vitaminlerle dolu kemik iliği Paleolitik dönemde gözde yiyecek olsa gerekti.

El baltaları esasen Afrika, Avrupa ve Asya'nın kuzeyinde bulunmuştur. En eski Avrupa örneklerine 1970'lerde İspanya'da iki yerde rastlanır. Dünya'nın manyetik alanının periyodik değişimine dayanan "manyetostratigrafi" tekniğiyle yapılan tarih ölçümü, bu örneklerin 760.000 ila 900.000 yıl öncesine dayandığını ortaya koymuştur.

El baltaları büyük ölçüde değişmeden 50.000 yıl öncesine kadar kullanıldı. Ondan sonra arkeolojik kayıtlarda yeni alet türlerine rastlandı: Kurşun uçlar, oyma aletleri, kesici ve delici aletler. "Üst Paleolitik Devrim" diye bilinen alet teknolojisindeki bu gelişme, modern insan nüfusunun patlamasına yol açtı. Gerek bu olay gerekse Avrupa'nın iklim koşullarının soğuktan sıcağa geçmesi, Neandertallerin sonunu getirmiş olabilir. İnsanlar kadar çevik olmayan Neandertallerin pusu stratejisi, ormanlar yok olup avlanma alanları daralınca ciddi bir darbe aldı ve sonunda neslin tükenmesi kaçınılmaz oldu.

Jheni Osman - Dünyayı Değiştiren 100 Fikir






Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM