Etin Cinsel Politikası

Carol J. Adams - Etin Cinsel Politikası


Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği / Tür Eşitsizliği

Erkekler kadınlardan daha iyi avcıydı ama bunun tek sebebi kadınların et dışındaki yiyeceklerle de oldukça iyi yaşayabileceklerini fark etmiş olmalarıydı.

Alice Walker, The Temple o f My Familiar

Etin hangi özelliği erkek egemenliğinin övgüsü ve sembolü haline gelmesini sağlamıştır? Cinsiyet eşitsizliği birçok yönden tür eşitsizliğinin içine işlemiştir zira çoğu kültürde eti temin etmek erkekler tarafından yapılan bir iştir. Et ekonomik anlamda değerli bir maldır; bu malın kontrolüne sahip olanlar güce de sahip olur. Erkekler avcı olduğuna göre, bu ekonomik kaynağın kontrolü de onların elindedir. Kadınların statüsü ise teknoloji öncesi toplumlarda etin önemiyle ters orantılıdır:

Denklem basittir: Bir toplumun hayatında et ne kadar mühimse, erkekler de görece o kadar büyük bir egemenlik kuracaktır. (...) Et, dağıtımıyla ilgili kısıtlamaların olduğu sıkı denetlenen bir ekonomik sistem içinde önemli bir unsura dönüştüğünde, iktidarın ipleri erkeklerin eline geçmiş demektir. (...) Kadınların toplumsal mevkisinin erkeklerinkiyle kabaca da olsa eşit olması ancak toplum et dağıtımı rolleri etrafında biçimlenmediğinde mümkündür.

Peggy Sanday teknoloji öncesi kültürler hakkında yüzden fazla araştırma yapmış ve bitki bazlı ekonomilerle kadının gücü ile hayvan bazlı ekonomilerle erkek gücü arasında bir bağıntı bulmuştur. “Hayvanlara bağımlı olan toplumlarda kadınlar genellikle yaratıcı gücün kaynağı olarak resmedilmez.” Ek olarak, “Daha büyük hayvanların avlandığı yerlerde, babalar daha mesafeli olur, yani çocuklarla sıkça ya da düzenli olarak yakınlık kurmazlar.”

Temeli hayvanların gıda olarak işlenmesine dayanan ekonomilerin ayırt edici özellikleri şunlardır:

• kadınların erkeklerden daha çok iş yapması ama yaptıkları işe daha az değer verilmesi ile ortaya çıkan iş etkinliklerinde cinsel ayrım

• kadınların çocuk bakımından sorumlu olması

• erkek tanrılara inanılması

• babasoyluluk

Bunun yanı sıra, bitki temelli ekonomiler eşitlikçi olmaya daha yatkındır. Bunun sebebi kadınların eskiden beri sebzelerin toplayıcısı olmaları ve bunların bitki temelli kültürler için en değerli gıdalar olmalarıdır. Bu kültürlerde erkekler de kadınlar gibi kadınların emeğine bağımlıdır. Bundan dolayı kadınlar özerkliğe ve önemli bir oranda öz yeterliliğe sahiptir. Yine de kadınların sebze toplayıcılığı yaptığı ve beslenmenin vejetaryen olduğu yerlerde kadınlar, mahsulün dağıtımını yapmalarını bahane edip ayrımcılığa başvurmazlar. Toplumun protein ihtiyacının büyük kısmını karşılayan yiyecekleri temin etmeleri sayesinde edindikleri ekonomik ve toplumsal rolü kötüye kullanmazlar.

Sanday erkek iktidarını etin kontrolüyle ilişkilendiren bir miti şöyle özetler:

Munduruku halkı, toplumu kadının yönettiği ve cinsiyet rollerinin ters olduğu bir dönem olduğuna inanır. Tek istisna kadınların avlanamamasıdır. O zaman diliminde cinsel anlamda saldırgan olan kadınlardı. Erkeklerse cinsel olarak itaatkârdı ve kadınların işlerini yaparlardı. Kadınlar “kutsal borazanları” (iktidarın sembolleri) ve erkeklerin evlerini kontrol altında tutardı. Bu borazanlar, et adakları içeren ayinler isteyen atalarının ruhlarını ihtiva ederdi. Kadınlar avlanamadığı ve bu adakları sunamadığı için, erkekler borazanları kadınların elinden alıp egemenliklerini kurabildiler.

Erkeğin avcı ve et dağıtıcısı rolünün, etin yiyicisi rolüne dönüşmesini gözlemleyebilir ve bunun, etin erkek egemenliğin bir simgesi olduğu anlamına geldiği sonucuna varabiliriz.

Carol J. Adams - Etin Cinsel Politikası







Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM