Geleceğin Kısa Tarihi

Jacques Attali - Geleceğin Kısa Tarihi


GELECEĞİN İKİNCİ DALGASI; HİPERÇATIŞMA

Sovyet sisteminin ve demokrasinin genelleşmesiyle savaş yaşantımızdan çıktı, silahlanma yarışı son buldu ve tüm ülkeler ekonomik büyüme ile daha çok yayıldıklarını anlamaya başladı.

2025 yılına kadar, bölgesel birçok güç ortaya çıkacak ve her biri aynı zenginliklerin peşine düşecektir.

Çin, tekrar etkin bir güç olmayı hedefleyecek ve Taiwan’ı yeniden ele geçirmeye çalışıp Japonya’yı uzaklaştırmaya çalışacaktır.

Amerika Güney Kore’ye yüklenecektir. Japonya Kore’den ve Çin’den gelebilecek herhangi bir hamleye karşı koyabilmek için silahlanacaktır.

Şii İran, Müslümanlığı kontrol etmeyi deneyecektir. Pers’ler Türkçe dilini kullanan ülkelere hükmetmeye çalışacak ancak Türkiye buna müsaade etmeyecektir.

Arabistan ve İsrail kendi bölgelerinde etkin güç olmayı sürdürmeye çalışacaktır. Cezayir ile Fas; Magrep’teki üstünlükleri için karşı karşıya gelecek ve de Nijerya ile Kongo çevrelerindeki bölgeleri kontrolleri altına almak isteyeceklerdir. Güney Afrika kuşatılmamak için komşularına hakim olmak isteyecektir.

Rusya, yeniden dünya çapında bir strateji elde etmek için İslamiyet’in ve Çin’in karşısında yer alacak, komşularına karşı korunmak amaçlı da tekrar silahlanacaktır ve boru hattı boyunca askeri güçlerini yerleştirecektir.

Zaman içinde farklı kutuplaşmalar neticesinde, Amerikan politikaları ve ekonomisinin varlığına karşı isyan eden bir Latin Amerika; İsrail’i elimine etmek isteyen bir İslam Dünyası, Arap Dünyasını sarsmak isteyen Persler; İslamiyet’e ve Çin’e karşı kendisini koruyup Avrupa’nın bir kısmına yeniden hükmetmek isteyen bir Rusya ile aynı bölgelere göz koyan Çin’le karşılaşacağız.

Zaman içinde Çin, İran ve Rusya; Çin ile Pakistan; Rusya ile Avrupa Birliği; Pakistan, Mısır, Endonezya ile İran gibi akla gelmeyecek askeri birleşmelerle bile karşılaşabiliriz.

İran ile Venezuela; Çin ya da Rus desteği arayışına gireceklerdir. Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devleti’ne askeri açıdan yaklaşacaktır ve Arap ligine gözlemci olarak girmeyi talep eden Venezuela’ya silah satışlarını gerçekleştiren korsan ordular yani, Rusya ile Cezayir yakınlaşacaktır.

Hiperimparatorluğun başladığı esnada; korsan dediğimiz gangster teröristler ve mafya’nın sayısı çok daha artmış ve daha güçlü bir konuma gelmiş olacaklardır. Hiperimparatorluk geliştikçe, korsanlar güç kazanmaya ve sayıca büyümeye devam edeceklerdir. Bazı korsanlar, günümüzde Somali’de şahit olduğumuz gibi; bölgelerini, limanlarını, boru hatlarını, vs kontrol eden savaş güçlerinin avucundadır.

Şehirler o denli hızlı genişliyor ki zaman içinde onlar da hiçbir polis ya da askeri gücün müdahale edemeyeceği birer korsan haline geleceklerdir.

Mafya, uyuşturucu trafiği, beyaz kadın trafiği vb. gibi şeylerle uğraşan korsanlar, coğrafya gözetmeksizin kendilerini bir ülke misali korumak için para toplayıp silahlanacaklardır. Karşılarına çıkacak olan polislere, hakimlere, politikacılara vs. zarar vereceklerdir. Hipergöçmenler ( kimyager, entelektüel, muhasebeci, mühendis vs.) onların tarafına geçmeye ve dünyanın yok oluşunda rol almaya başlayacaklardır.

El-Kaide’de şahit olduğumuz gibi bazı dini ya da politik gruplar da askeri açıdan güçlenerek bazı ülkelerin kontrolünü ele geçirmeye çalışacaklardır.

Bunun gibi çeşitli korsan şekilleri ile de karşılaşacağız.

Bu güçlerden kimileri demokrasiye karşı olacak kimileri politik eğilimleri yönlendirecektir.

Tüm bunlara karşı koyabilmek açısından uluslar, her geçen gün daha büyük bir askeri güce ya da polis kuvvetine yani sayıları gittikçe azalan, hayatlarını ortaya koyabilecek insanlara ihtiyaç duyacaklardır.

Paralı güvenlik güçlerine yönelik şirketlerin sayısı artacaktır ve zamanla tüm güvenlik hizmetlerini yerine getireceklerdir. Bu kuruluşlardan kimileri barışı sağlamak kimileri bazı ülkeler tarafından uzaktan savaşmak vs amaçlı görevlendirileceklerdir. Bunların bazıları savaş kanunlarına uymayı empoze eden iyi hal kurallarına bazıları Cenevre Konvansiyonuna uyacak, bir kısım ise hiçbir kuralı kabul etmeyecektir.

Daha sonra insanlar Amerika’ya ardından da ticari düzene karşı tepki göstermeye başlayacaklar ve bu tepki de ilerde laik öfke’ye dönüşecektir.

Bu da Amerika Birleşik Devleti’ne ve Ticari düzene karşı kritik koalisyonu oluşturacaktır.

Zamanla, dinler, gerek politik alanda gerek sosyal alanlarda günümüzdekinden daha büyük rol oynayacaklardır ve hatta bazı kiliseler yokluk yaşayan insanları etki altına alacak olan finansal, askeri ve politik güçler haline gelecektir.

Avrupa Hıristiyan kiliselerinin kapitalizme karşı çıkışına ve dini değerlerin siyasi bir şekle bürünüşüne şahit olacağız.

Zaman içinde sağcı partiler dini unsurları İslamiyet’e karşı daha çok kullanır hale geleceklerdir.

Hıristiyanlar’ın sayısı, Müslümanlar’dan daha fazla üstelik Müslüman Ülkeler ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan dünyanın en az gelişmiş ülkeleri arasında yer almaktadır. Ancak bazıları doğal zenginlikleri nedeniyle dünyanın en zengin ülkeleri arasındadır.

Mevcut nüfus artış hızları ile 2020 senesine kadar dünya üzerinde Müslüman sayısı 1,8 milyara ulaşacak, bu durumda Müslüman sayısı Hıristiyan sayısını geçecektir. Zaten kimilerine göre İslamiyet tüm dünyaya yayılacaktır.

Asya da bu din savaşında rol alacaktır. Zira, Asya’da bulunan ülkeler Hinduizm, Budizm vs. adına savaş vermezler ise tüm Asya ülkelerinde İslamiyet hüküm sürecektir.

Jacques Attali - Geleceğin Kısa Tarihi






Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM