HEMEN HER ŞEYİN KISA TARİHİ

Bill Bryson - Hemen Her Şeyin Kısa Tarihi


DARWIN’İN BENZERSİZ FİKRİ

Denize açıldıklarında Fitroy yalnızca yirmi üç, Darwin ise sadece yirmi iki yaşındaydı.

1830'larda evrim çoktan onlarca yıllık bir kavram halini almıştı. … Malthus bu kitapta gıda maddelerindeki artışların matematiksel sebeplerden dolayı nüfus artışına asla yetişemeyeceğini ileri sürüyordu.

Darwin, Survival of the Fittest (en iyi uyum sağlayan yaşar) ifadesini, (beğendiğini belirtmiş olmakla birlikte) hiçbir yapıtında kullanmamıştır. Bu ifade, On The Origin of Species'in yayınlanmasından beş sene sonra, yani 1864'te, Principles of Biology (Biyolojinin İlkeleri) adlı yapıtta Herbert Spencer tarafından icat edildi.

1844'de yani notlarını ortalıktan kaldırdığı sene, Vestiges of the Natural History of Creation (Yaratılışın Doğal Tarihinin İzleri) adlı bir kitap düşünce dünyasının büyük kesimini öfkeyle ayağa kaldırdı. Kitapta, insanların ilahi bir yaratıcının yardımı olmadan daha aşağı düzeydeki primatlardan evrimleşmiş olabilecekleri ileri sürülüyordu. … Halbuki yazar, Robert Chambers adında başarılı ve genellikle iddiasız bir İskoç yayıncıydı ve kendini ön plana çıkarmak istememesinin kişisel olduğu kadar pratik bir sebebi de vardı: Şirketi kutsal kitapların başlıca yayımcılarından biriydi.

Darwin, fikirleri yüzünden vicdan azabı çekmekten kendini hiç alamadı. Kendinden "Şeytan'ın Vaizi" diye bahsetti ve kuramını açıklamanın “bir cinayeti itiraf etmeye” benzediğini söyledi.

…Fosil kanıtlarıyla hemen hiç desteklenmiyordu. Darwin'in daha düşünceli eleştirmenleri, kuramın açıkça öngördüğü ara geçiş formlarının nerede olduğu sorusunu yöneltiyorlardı ona. Mademki durmadan yeni türler evrimleşmekteydi, fosil kayıtlarına geçmiş bir sürü ara form olmalıydı ama yoktu. Hatta, o zamanlar mevcut olan ve sonra da uzun müddet değişmeyen fosil kayıtları, meşhur Kambriyen patlama anına kadar hiç yaşam belirtisi göstermiyordu.

Tesadüfen 1861'de, ihtilafın ayyuka çıktığı bir dönemde, Bavyera’da antik bir Archaeopteryx'in kemikleri işçiler tarafından bulununca, tam da böyle bir kanıt elde edilmiş oldu. Archaeopteryx yarı-kuş yarı-dinozor bir yaratıktı. (Kuşlara özgü tüyleri vardı, ama aynı zamanda dişleri de vardı.) Bu gayet etkileyici ve faydalı bir buluştu ve önemi çok tartışıldı, ama tek bir keşfin belirleyici olması beklenemezdi.

Ama şimdi Darwin diye biri çıkmış, elinde hiç kanıt olmadığı halde, ilk denizlerin mutlaka bol bol yaşam barındırmış olması gerektiğini ve bunu sadece şimdilik keşfedememiş olduğumuzu, çünkü her nedense bu canlıların fosil olarak muhafaza edilmediğini iddia ediyordu. “Başka türlü olmasına imkan yok, ” diye ısrar ediyordu Darwin. “Bu mesele şimdilik izahsız kalmak zorunda; ve burada benimsenen görüşlere karşı geçerli bir argüman olarak ileri sürülebilir," diye dürüstçe hak veriyor, ama alternatif bir olasılığı dikkate almayı da reddediyordu.

…Huxley, Darwin’in bu ısrarından hoşlanmıyordu çünkü o bir saltasyonist (sıçramacı), yani evrimsel değişimlerin yavaş yavaş değil, aniden oluştuğu fikrine inananlardandı.

Jenkin, bir ana ya da babadaki olumlu bir niteliğin sonraki nesillerde dominantlaşmayacağına, tam tersine karma kalıtım yoluyla seyreleceğine dikkat çekti… İşte bu yüzden, Darwin'in kuramı bir değişim değil, istikrar reçetesiydi… Doğal seçme yasasının işleyebilmesi için, farkına varılmamış, alternatif bir mekanizmanın var olması gerekiyordu.

Gen kelimesini hiç kullanmadı. Bu terim ancak 1913'te İngilizce bir tıp sözlüğünde icat edildi. Ama dominant (baskın) ve resesif (çekinik) terimleri Mendel’in buluşuydu. Her tohumun, biri dominant, biri resesif olmak üzere iki “faktör” ya da onun tabiriyle "element" içerdiğini ve bu faktörlerden oluşan kombinasyonların tahmini mümkün kalıtım modelleri ürettiğini saptamıştı.

Sonuçlarını kesin matematiksel formüllere aktardı. Mendel bu deneylerle toplam sekiz sene uğraştıktan sonra sonuçlarını çiçekler, mısır ve diğer bitkiler üzerinde yaptığı benzer deneylerle doğruladı.

Darwin ile Mendel, farkında olmadan, el ele vererek yirminci yüzyılın bütün yaşam bilimlerine zemin hazırladılar. Darwin tüm canlı varlıkların akraba olduğunu ve hepsinin tek bir ortak atadan zamanla çeşitlenerek ortaya çıktığını anlarken, Mendel'in çalışmaları bunun nasıl olabileceğini açıklayan mekanizmayı temin etti.

Herkes insanların maymunlardan türediği görüşünün Darwin'in argümanında yer aldığını zanneder, halbuki onun tek bir kinaye dışında hiçbir sözünde böyle bir iddia yoktu.

…Birbirinden çok farklı rivayetler vardır. En popülerlerinden birine göre, Wilberforce hızını alamayıp alaycı bir gülümsemeyle Huxley'ye döndü ve maymunlarla akrabalığının büyükanne tarafından mı yoksa büyükbaba tarafından mı geldiğini sordu. … Huxley, ciddi bilimsel tartışmalara sahne olması gereken bir mecliste nüfuzunu cahilce zırvalamak için kullanan birinin akrabası olmaktansa bir maymunun akrabası olmayı yeğleyeceğini söyleyerek karşılık verdi.

Darwin maymunlarla akrabalığımıza olan inancını nihayet 1871'de The Descent of Man (İnsanın Türeyişi) adlı yapıtında açığa vurdu. … Solucanların toprak verimi açısından ne hayati bir önem taşıdığını anlayan ilk kişi oldu.

Bill Bryson - Hemen Her Şeyin Kısa Tarihi






Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM