İNSANIN HİKAYESİ

James C. Davis - İnsanın Hikayesi


15. Bölüm: Zenginler Yoksulları Avuçlarının İçine Alıyor

“Yeni Emperyalizm” olarak adlandırılan şey aslında 1800’lerde ortaya çıktı. ... Bu dönemde de imparatorluk kuranların büyük çoğunluğu Avrupa ülkeleriydi, yalnızca artık daha zenginlerdi. Fetih için gereken her şeye sahiptiler: Para, buharlı gemiler, tüfekler ve açgözlülük. ... Evet, zengin ülkeler pamuk, kauçuk, jüt, pirinç gibi işe yarar şeyler ve kendi ürünleri için pazarlar istiyordu. Ama aynı zamanda başkaları üzerinde egemen olmayı, belki de onlara Hıristiyan’ca Tanrı sevgisini ve göğüslerini örtmeyi öğretmeyi de şiddetle arzuluyorlardı.

Baharat ticareti yapılarak bir servet kazanılabilirdi.... İngilizler bu yüzden ikinci seçenekleri olan Hindistan'a yerleşmişlerdi.... 1764'te Britanyalı işadamları, Hindistan'ın en zengin eyaleti olan Bengal'in hükümdarları oluverdiler. ... fethetmezlerse fethedileceklerini ileri sürüyorlardı. (Eski Romalılar da aynı şeyi söylerdi.)

Artık efendi Britanyalılardı ve Hintlileri hor görmeye başlamışlardı. ... bunlarla yüzleşmek, bunları ortadan kaldırmaya çalışmak yerine teslim olmayı seçen bir ülkeye, Avrupa uygarlığının temel unsurlarını tanıtmaktı. ... Köprüler, karayolları ve binlerce kilometre uzunluğundaki Asya'nın en iyi demiryolunu inşa ettiler. ...

Britanyalılar, dul kadınların ölen kocalarının cesetleriyle birlikte canlı canlı yakılmasını öngören bir Hint geleneğine son verdiler. ... Genel vali şöyle yanıtlamıştı: "Benim ulusumun da bir geleneği var. Erkekler kadınları canlı canlı yaktığında onları asarız."

1857'de Hintliler dehşet verici biçimde ayaklandı. "Büyük İsyan''ı başlatan şey, Britanya ordusunun Hint askeri birliklerine dağıttığı fişeklerdi. Hint askerler fişeklerin, kutsal saydıkları ineklerden elde edilen yağ ile yağlandığını öğrendiklerinde çok şaşırmışlardı. ... Britanyalıların tepkisi sert oldu. Delhi halkını kırlara sürdüler ve binlercesini yargılamadan kurşuna dizdiler.

Çok geçmeden "Afrika için mücadele" başladı. Britanya, Fransa, Belçika, İspanya, Portekiz, Almanya ve İtalya, her biri birer ısırık alarak, 15 yıl gibi kısa bir süre içinde Etiyopya dışında bütün Afrika'yı ele geçirdiler.

Belçika kralı II. Leopold,... Kongo ırmağı havzasında bol miktarda fildişi, palmiye yağı ve kauçuk ağacı olduğunu duyduğunda aradığı bereketli toprakları bulduğunu anladı.... Bu iş özel olacaktı, devletle ilişkisi yoktu. Belçikalıların herhangi bir payı olmayacaktı.... 1880'lerde her şeylerini yabancılara kaptırdılar. Leopold artık, Belçika'nın seksen katı büyüklüğündeki bir bölgenin efendisiydi.... çünkü tam o dönemde sanayileşen ülkeler bisiklet tekerlekleri için kauçuğa gereksinim duyuyordu.... fildişine de talep vardı: Bilardo topları, piyana tuşları ve biblolar için. ... Kesilmiş eller boşa kurşun harcamadıklarının kanıtıydı.

Leopold, saygınlığını artırmak için Kongo'da karayolları, köprüler, limanlar ve kentler inşa ettirdi.... Para tabii ki Kongolu serflerin topladığı fildişlerinden ve kauçuktan geliyordu. ... Krallığından borç para almış ve borcunu ödeyemezse, öldüğünde Kongo'nun Belçika'ya kalmasını kabul etmişti. ... 1908'de Belçika, Kongo'yu ölümünden bir yıl önce kraldan aldı. ... 1960' ta bağımsızlığını bağışlayana dek Belçika Kongo'nun mutlu bir ülke olduğunu ileri sürmeye devam etti..

1800'lerde büyük emperyalistler Avrupalılardı, ama tek değillerdi. Yüzyılın sonlarına doğru Amerika Birleşik Devletleri ve herkesi şaşırtan biçimde, Japonya onlara katıldı.

1543'te şiddetli bir fırtına bir Çin yelkenlisini Japonya'ya sürüklemişti. Yelkenlide üç Portekizli vardı... Daha sonra... başkaları da Japonya’ya geldi.... İmparator adına ülkeyi yöneten komutan, şogun, ülkesini kirlenmeye karşı korumaya karar verdi. ... hayatlarını bağışladıklarına da geri döndüklerinde şunları aktarmalarını önerdi: "Bizi akıllarından çıkarsınlar; bundan sonra sanki dünyada yokmuşuz gibi davransınlar."

Sonraki 200 yıl Japonlar neredeyse... yalnızca bazı Hollandalı ve Çinli tacirleri kabul etmişlerdi. (Anlaşıldığı kadarıyla şogunlar Protestan oldukları için Hollandalıların Hıristiyan olmadıklarını ve bu nedenle de Portekizliler kadar tehlikeli olmadıklarını düşünmüştü.

1853'te ülke dünyayla kurduğu ilişkilerde bir başka dönüm noktasına geldi. Dünyanın diğer tarafında, patırtılı gürültülü biçimde iş gören, kendini beğenmiş bir ülke, Japonya'nın kapılarını ticaret için açmasını istiyordu. Amerika Birleşik Devletleri, gözü pek bir biçimde, Japonya'yı yalıtılmışlığına son vermeye ikna edecek veya zorlayacak bir heyet gönderdi. ... Japonlar ABD başkanından getirdiği mektubu kabul etmezlerse, mektubu zorla teslim edecekti. ... Şogun ... Amerikalıların, başkenti Edo'yu (kısa bir süre sonra Tokyo adını alacaktı) topa tutmasını veya kentin her türlü ihtiyacını karşılayan deniz yolunu kesmesini istemiyordu.... böylece Perry 1854'te geri döndüğünde... şogun bir ticaret anlaşması imzaladı. Daha sonra aynı şeyi birkaç Avrupa ülkesiyle de yaptı.

Japonya modernleşmeye başladı; ya da Batılılaşmaya - ki bu da aynı şey.... Nüfuzlu Japonlar şogunu görevini bırakmaya zorladı ve sözüm ona iktidarı imparatora "iade ettiler". ... Ancak uygulamada imparator daha önce nasılsa öyle kaldı: Bir simge olarak.

1894'te Japonya zor durumdaki balinaya saldırdı. Çin,... ardından Çin'i Kore'nin bağımsızlığını tanımaya, Tayvan Adası'nı ve Çin'in kuzeydoğusunda, Mançurya'daki Lyavdonğ Yarımadası'nı Japonya'ya vermeye zorladı.

Rusya, Almanya ve Fransa’nın yardımını istedi... üçü birlikte Japonya'ya Lyavdonğ Yarımadası'nı Çin'e geri vermesini "tavsiye etti". ... Ruslar yumuşak başlı Çin'i yarımadayı kendilerine kiralaması için ikna etti.

Kore ve Mançurya, Japonların pazarlarıydı. ... O halde Rusya'yla savaşa girip bu toprakları kazanmalıydı. ... 1904'te Japonya aniden saldırdı ve Lyavdonğ Yarımadası açıklarında birkaç Rus gemisini batırdı.

Mukden yakınlarındaki çarpışmada yaklaşık altı yüz elli bin asker yer aldı; ... Japonlar kazandı.

Rusya, Mançurya'nın güneyinde kiraladığı Çin topraklarını geri verdi ve Japonya'nın Kore'deki egemenliğini kabul etti. ... Japonya o kadar büyük miktarlarda pirinç aldı ki kolonileri kıtlıkla baş başa bıraktı. Japonlar genellikle acımasızdı.

Japonya'nın Kore'yi ele geçirmesinden birkaç yıl sonra, 1. Dünya Savaşı, Japon yayılmacılara mükemmel bir fırsat sağladı. ... kazanmakta olan tarafa katılacak kadar zekilerdi. ... 1918'de, I.Dünya Savaşı sona erdiğinde, ... dünyayı yöneten zengin uluslardan biri olarak katılıyordu.

ABD başkanlarından William McKinley bir keresinde, ABD'nin1898'de İspanya'nın elinden aldığı Filipin Adaları'nı ilhak etmekte tereddüt ettiğini söylemişti. ... "Bütün adaları almak, Filipinlileri eğitmek, yükseltmek, uygarlaştırmak ve Hıristiyanlaştırmak [çoğu zaten Katolik'ti] dışında bir seçeneğimiz kalmamıştı.

Britanya’lı bir siyaset adamı, ... “Bu işte Tanrının parmağı olduğunu görmek zorundalar."

İmparatorluk kuran ulusların, yoksul ulusları, onların sırtından büyük paralar kazanarak, hükümetlerini baskı altına alarak ve yazgılarını kendi başlarına belirlemelerine engel olarak, çoğunlukla güç durumlara soktuğu doğrudur.

James C. Davis - İnsanın Hikayesi







Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM