TANRIYA KARŞI SÖYLEV

Marquis de Sade - Tanrıya Karşı Söylev


Hakikat

Nedir bu kuruntu, bu hayal, güçsüz ve kısır!
Dalavereci, iğrenç rahip sürüsünün
salaklara vaaz ettiği bu tanrısallık!
Beni de mi katmak isterler çömezleri arasına?
Hayır, asla, yemin ederim, sözümde duracağım,
Asla bu tuhaf ve iğrenç put,
Sayıklamanın ve zırvalamanın bu evladı
Kalbimde en ufak bir iz bile bırakamayacak.
Epikürcülüğümden mutlu, bununla övünen ben.
Ateizmin kollarında vermek isterim son nefesimi
Beni dehşete düşürmek istedikleri aşağılık Tanrı
Yalnızca hakaretime uğramak için düşecek aklıma.
Evet, bir işe yaramaz yanılgı, ruhum nefret ediyor senden.
Seni ikna edebilmek için burada kesin olarak belirtiyorum,
İsterdim ki bir an var olasın
Sana küfredebilmenin zevkine varayım diye.
Nedir bu iğrenç hayalet.
Bir boka yaramaz Tanrı Bu korkunç yaratık
bakan göze bir şey ifade etmeyen, zekâ göstermeyen,
kıt zekâlıları ürküten, bilgeleri güldüren,
Duyuları bir şey demeyen, hiç kimsenin anlamadığı.
Çağlar boyunca vahşi ibadeti daha fazla kan döktü,
savaşın ya da Themis’in gazabının bin yılda döktüğünden.
Boşuna tahlil ettim, tanrılaşmış bu itin tekini.
Boşuna inceledim, benim felsefi gözüm
bir şey görmedi sizin dinlerinizin bu motifinde
karmakarışık bir çelişki yumağından gayrı,
daha gözünü diker dikmez sınava teslim olan,
zevk için hakaret edilen, meydan okunan, saldırılan,
korkunun mahsulü, umudun doğurduğu.
Aklımızın asla almayacağı.
Onu yükseltenlerin ellerinde, sırasıyla dönüşerek,
kâh korku nesnesine, kâh neşe ya da başdönmesine,
onu insanlara duyuran mahir düzenbaz
dilediğince hüküm sürdürtüyor
bizim hüzünlü yazgılarımız üzerinde,
kâh kötü kalpli tasvir eder, kâh iyi yürekli,
kimi zaman katleder bizi, kimi zaman babamızdır hizmetimizdeki,
tutkularına göre verir ona daima
âdetlerini, karakterini ve görüşlerini:
Ya bağışlayan eldir ya gözümüzü oyan
işte böyledir bu sersem Tanrı,
rahip onunla sallar beşiğimizi….

İyi de hangi hakla, kendi yalana katlanan,
beni de tabi kılmak ister kendi hatasına?
Var mıdır ihtiyacım, aklımın inkâr ettiği Tanrı’ya
hak vermek için doğanın yasalarına?
Doğada hareket eder her şey, ve onun yaratıcı bağrı
her an hareket eder yardımı olmadan bir etkenin.
Bu çifte güçlük yarar mı bir işime?
Bu Tanrı nedeni midir evrenin?
Yaratıyorsa yaratılmıştır, ama ben hâlâ
kararsızım, önceki gibi, onun yardımına başvurmakta,
Kaç, kaç git kalbimden uzağa, cehennem kaçkını dalavereci;
yok ol da rahat bırak doğa yasalarını:
Tek başına her şeyi yaptı o, sen yalnızca hiçliksin
Onun eliyle çıktık biz o hiçlikten günün birinde bizi yarattığında.
Yok ol git sen, iğrenç kuruntu, ham hayal!
Uzak dur bu topraklardan, terk et yeryüzünü,
burada yalnızca duyarsız kalpler bulacaksın
acınası dostlarının yalancı jargonuna!

Bana gelince, eminim, sana yönelttiğim dehşet
öyle doğru, öyle büyük, öyle güçlü ki,
zevkle, beş para etmez Tanrı, sakin sakin,
mastürbasyon yaparım senin tanrısallığın üzerinde,
ya da arkadan düzerim seni,
tabii eğer senin dayanıksız varlığın
benim düşük uçkuruma sunabilirse bir kıç.
Sonra güçlü bir kolla sökerim yüreğini.
seni daha iyi gömebilmek için benim derin dehşetime.
Ama boşuna olur sana ulaşmak istemek,
özün kaçar kim ki onu zaptetmek ister.
Seni ezemediğimden, en azından, faniler arasında,
yıkmak isterim tehlikeli mabetlerini
ve kanıtlamak isterim Tanrı’nın hâlâ esiri olanlara
Ama boşuna olur sana ulaşmak istemek,
özün kaçar kim ki onu zaptetmek ister.
Seni ezemediğimden, en azından, faniler arasında,
yıkmak isterim tehlikeli mabetlerini
ve kanıtlamak isterim Tanrı’nın hâlâ esiri olanlara
kendi zayıflıklarının taptığı bu eciş bücüş ödlek
tutkulara son verebilir değildir.

Ey kutsal hareketler, kibirli izlenimler,
sonsuza dek saygımıza layık kalın,
gerçek bilgelerin ibadetine yalnızca bunlar sunulabilir,
yalnızca bunlar hep sevinç salabilir gerçekten kalplerine,
doğa yalnızca onları sunar mutluluğumuza!
Bırakalım kendimizi bunların hükümranlığına ve şiddetleri,
boyun eğdirerek hiç dirençsiz zihnimize,
zevklerimizi yasa kılsın cezasızca:
onların sesinin buyrukları yeter arzularımıza.
Organları hangi kargaşaya sürüklerse sürüklesin,
vicdan azapsız ve acısız teslim olmalıyız,
ve yasalarımızı ince elemeden, âdetlerimizi gözden geçirmeden
bütün hatalara şiddetle gömülmeliyiz
doğanın daima onların eliyle bize buyurduğu.
Asla başka bir şeye saygı duymayalım onun ilahi mırıltısından gayrı;
doğanın tasarıları için en değerli ne varsa
beş para etmez yasalarımız vurur her ülkede bunlara.
İnsana korkunç bir adaletsizlik gibi gelen şey
onun çürütücü elinin etkisidir üzerimizdeki,
âdetlerimize göre, çekindiğimizde yanılmaktan.
Başaracağız en iyi şekilde karşılamayı onu.
Sizin suç dediğiniz bu maharetli eylemler,
sersemlerin gayrimeşru sandığı bu aşırılıklar,
doğanın gözüne hoş görünen sapmalar yalnızca,
en sevdiği ahlâksızlıklar, eğilimler;
onun bize kazıdığı şey ancak yüce olabilir;
dehşeti öğütlerken kurbanı sunar:
çekinmeden vuralım, ve asla kaygı duymayalım,
doğaya teslim ederken kendimizi, cinayetler işlemekten.
Yıldırımı inceleyelim onun kanlı ellerinde:
tesadüfen patlar, oğullar, babalar,
tapınaklar, genelevler, sofular, haydutlar,
hepsi gider hoşuna doğanın: ona cürüm gerekli.
Suç işlerken de hizmet ederiz doğaya:
elimiz ne kadar uzanırsa ona o kadar değer verir.
Üzerimizdeki güçlü haklarını kullanalım
kendimizi sürekli teslim ederek en canavarca zevklere:
hiçbiri yasaklanmamıştır onun yasalarıyla, insan katli,
ensest, tecavüz, hırsızlık, ana baba katli, hükümdar katli,
Sodom’un zevkleri, Sapho'nun oyunları,
insana zarar veren her şey ya da mezara gömen.
Şuna emin olalım ki, onun hoşuna gitmenin bir yoludur bunlar.
Tanrıları devirerek, aşıralım gökgürültülerini onların
ve yıkalım bu ışıltılı şimşekle
ürkütücü bir dünyada hoşumuza gitmeyen her şeyi.
Esirgemeyelim hiçbir şeyi: hergelelikleri örnek olsun
her konuda bizim karanlık yiğitliğimize.
Kutsal hiçbir şey yok: bu evrendeki her şey
boyun eğmelidir ateşli kusurlarımızın sultasına.
Biz çoğaldıkça çeşitlenecek alçaklık,
daha iyi hissederiz sertleşmiş ruhumuzda.
Artırarak, teşvik ederek hayasız denemelerimizi,
her gün adım adım yöneltir bizi cinayetlere.

En güzel yıllardan sonra sesi bizi çağırdığında,
tanrılarla alay ederek dönelim onun yanına:
Ödüllendirmek için bekliyor bizi doğanın potası;
iktidarının aldığı şeyi, ihtiyacı geri veriyor bize.
Her şey orada ürüyor, her şey orada canlanıyor;
Büyüklerin küçüklerin bu fahişedir annesi,
ve hepimiz aynı sevgiye layığız onun gözünde.
Canavarlar ve hergeleler, iyiler ve erdemliler.

Marquis de Sade - Tanrıya Karşı Söylev



Kitap burada sona ermiştir, isterseniz kitabı pdf e-kitap olarak indirebilirsiniz.


ATLAS GRUP KÜLTÜR HİZMETİDİR



Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM