Bilimin Arka Yüzü

Adrian Berry - Bilimin Arka Yüzü


Macellan'ın Pasifik'e Geçişi

Gemiyle dünyanın hemen hemen çevresini ilk dolaşan Portekizli Macellan, en kararlı insanın bile işini bozabilecek güçlüklerle karşılaştı. Kristof Kolomb sürekli batı yönünde yelken açarak Hindistan'a ulaşamadı, ama Macellan onun başaramadığını başarmak niyetindeydi. Ne var ki, kendisinden önce Kolomb'un başına gelen onun da başına geldi: Böyle bir sefer için gereksediği desteği bulması uzun yıllarını aldı.

Macellan'ın, kendisine kişisel bir kini olan Kral 1. Manuel tarafından hakaret edilerek geri çevrilince, İspanyollar adına çalışmaya başladığı anlaşılıyor. İspanyolların Macellan'ı kendi adlarına çalıştırmak için haklı bir gerekçeleri vardı. Çünkü Kolomb'un 1492'deki ilk seferinden kısa bir süre sonra Papa VI. Aleksander Atlantik'i kuzey-güney yönünde kesen bir çizgi çizmişti. Bu çizginin batısında keşfedilen bütün topraklar Portekiz'e, doğusundakiler ise İspanya'ya ait olacaktı. Macellan, buna dayanarak, Hindistan'a varırsa yasa uyarınca o toprakları İspanya tacı için zaptedebileceğini İspanya kralına anlattı.

İspanya sarayı yalnızca Avrupa merkezli bir siyaset güttüğünden bu çabası bile az daha boşa gidiyordu. Macellan, en sonunda, zamanında Kolomb'un tasarısına karşı çıkarak kendisini komik duruma düşüren ve bu duruma bir ikinci kez düşmeyi hiç istemeyen Burgos Piskoposu Fonseca'nın beklenmedik yardımıyla kralın desteğini aldı.

Macellan'ın bir sırrı vardı: Portekiz'de ele geçirdiği, Peter Behaim'in ya da Bohemyalı Martin'in çizdiği bir portolano. Bu portolano Kuzey Amerika'nın ucundan hala bilinmeyen Pasifik'e doğru-batı yönünde uzanan bir seyir rotasını gösteriyordu. Bu rota daha sonra Macellan Boğazı diye adlandırılacaktı.

En sonunda, Eylül 1519'da Atlantik'i geçmek üzere beş gemiyle yola çıktı. Kendisini ülkesine ihanetle suçlayan Portekizli ajanlar onu sıkıştırmıştı; daha sonra da kaptanlarından ikisinin, acımasızca bastıracağı isyanını göğüslemek zorunda kalacaktı. Fakat Macellan'ın yanında bir kaşif için çok değerli olan bir günceci ve vakanüvis, güncesi daha sonra bu büyük seferi anlatan temel kaynak olacak Antonio Pigafetta vardı.

Aşağıdaki bölümde Pigafetta, Macellan'ın bu çok önemli zaferini, gizli boğazın gerçek keşfini anlatıyor. Boğaz, Behaim'in haritasında gösterilen yerde değildi; sefer sırasında da Macellan onu bulma umudunu neredeyse bütünüyle yitirmişti. Fakat 21 Ekim 1520 sabahı, keşifler tarihinde çok önemli bir sayfa açıldı.

Rotamızı Güney Kutbu yönünde elli iki derece çevirdikten sonra, onbir bin bakire yortusunda bir mucize sonucu, Onbir Bin Bakire Burnu dediğimiz bir suyolu bulduk. Bu suyolunun uzunluğu dört yüz kırk mil, genişliği ise iki milden biraz daha azdı.

Dibi olmadığı için demirlemek olanaksızdı. Biz de bu yüzden gemileri halatlarla kıyıya bağladık. Boğazın görünürde hiçbir çıkışı yoktu. Fakat Başkaptan [Macellan], bu suyolunu Pasifik'e bağlayan başka bir boğaz olduğunda diretiyor, onu Martin Behaim adında büyük bir kılavuz ve denizcinin çizdiği, Portekiz Krallığının hazine dairesinde bulunan bir portolanoda gördüğünü söylüyordu.

Başkaptan, bu boğazın ağzını aramaları için gemilerinden ikisini, San Antonio ile Concepcion'u öncü yolladı. Bizse sancak gemisi Trinidad ve Victoria ile birlikte beklemeye koyulduk. Geceleyin, ertesi gün öğleye kadar sürecek büyük bir fırtınaya yakalandık. Halatları çözüp gemileri sürüklenmeye bırakmak zorunda kaldık.

Bu sırada öteki iki gemi öyle fırtınalı bir geçite gelmişler ki, daha öteye gidememişler. Yanımıza dönmeye çalışırken karaya oturmamak için akla karayı seçmişler. Ölüp gideceklerini düşünürken ancak bir koya benzeyen küçük bir açıklık bulmuşlar. Çaresiz insanlar gibi kendilerini içine atmışlar ve böylece hiç beklemedikleri bir anda boğazın öte yanını bulmuşlar.

Bunun bir koy değil, öteki boğazın ağzı olduğunu anlayınca yollarına devam etmişler ve Pasifik Denizine açılan bir körfez bulmuşlar. Başkaptana bilgi vermek için neşe içinde hemen geri dönmüşler.

Hem büyük fırtına yüzünden hem iki gündür onları görmediğimiz için, biz onların yok olup gittiklerini düşünüyorduk. Ayrıca, [deniz kazası ve yardım çağrısı anlamına gelebilecek] duman işaretleri de görmüştük. Kararsızlık içinde beklerken, birden, pupa yelken, bayraklarını dalgalandırarak bize doğru gelen iki gemiyi gördük. Yanımıza geldiklerinde birden toplarını ateşlediler. Biz de aynı biçimde onları neşeyle selamladık. Sonra, Tanrıya ve Bakire Meryem'e şükrederek hep birlikte yolumuza devam ettik.

Antonio Pigafetta

Adrian Berry - Bilimin Arka Yüzü







Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM