BİLİMİN KÖŞE TAŞLARI

Atlas Grup - Bilimin Köşe Taşları


1906

Dünyanın bir çekirdeğinin olduğu kanıtlandı

Yer’in içiyle ilgili en büyük ve ö­nemli buluş 19. yüzyılın sonla­rında “sismograf”ın keşfiyle meyda­na gelmiştir. Sismograf bir deprem sonucu oluşan yer hareketini sürekli olarak kaydeden bir düzenektir. Sis­mograf ile uzaktaki depremlerin tit­reşimlerini ilk olarak İngiliz fizikçi James Ewing (1856-1935) Tokyo’da çalışırken 1880 yılında kaydetmiştir. 1889 yılında Japonya’da meydana gelen deprem, kazayla Almanya’daki çok hassas bir gravimetre tarafından kaydedilmiş ve bu da deprem dalga­larını tüm dünyayı dolaştığını kanıt­lamıştır. 1895 yılında İngiliz John Milne (1850-1913) onbeş yıl sonra Japonya’da depremler üzerine ça­lıştıktan sonra, dünya çapında bir sismik network kurmak için İngilte­re’ye dönmüştür. Milne kayıtlarını, İtalyan sismik istasyonlarıyla işbir­liği içersinde tutarken, Hindistan Jeoloji Kurumu eski başkanı Richard Dixon Oldham (1858- 1936) bu ka­yıtlardan yararlanarak 1906 yılında dünyanın tam zıt tarafında meyda­na gelen ikincil “transverse (shear) dalgalarının” Yer’in çekirdeğinden geçerken yavaşladığını açıklamıştır. Oldham ayrıca bağıl hızlar ve bundan dolayı yerin dışı kabuğunun yo­ğunluklarına dayanarak yerkabuğu­nun dünyaya kıyasla çok çok küçük kalınlıkta olacağını söylemiştir.

Yerküre’ye ait metalik bir çekir­değin varlığı gezegenimizin yoğun­luğunu oldukça büyük hesaplayan Cavendish’den bu yana, bir yüzyıl­dan daha fazla bir zamandan be­ri söylenmektedir. Alman jeofizikçi Emil Wiechert (1861-1928) meteo­ritlerin birleşimini ve metoritlerdeki elementlerin dağılımını göz önüne alarak, demir-nikel karışımı bir yer çekirdeğin varlığını ileri sürmüştür.

Atlas Grup - Bilimin Köşe Taşları










Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM