Yanıt



Yanıt

Dwar Reyn, merasimle son kaynağı yapıyordu. On iki kadar kameranın gözleri onu izliyor ve tamamlanmakta olan işlemin çoğaltılmış görüntülerini evrene yayıyordu. Dwar Reyn doğruldu ve başıyla hafifçe işaret verdi; sonra indirdiği zaman bağlantıyı sağlayacak kolun önünde durdu. Bu kol bir anda evrenin oturulabilir seksen dört milyar gezegenindeki devasa bilgisayarları tek bir devre halinde bağlayacak; böylece bu yapay beyinler, bütün galaksilerin bütün bilgilerini içine alacak ve merkezileştirecek muazzam bir sibernetik makineyi oluşturacaktı.

Dwar Reyn sayısız izleyiciye bir kaç kısa söz sundu. Bir anlık sessizliği takiben de kolu indirdi. Seksen dört milyar gezegenden kopan kuvvet akımının muhteşem vızıltısı duyuldu. Kıvılcımlar fışkırdı ve söndü. Dwar Reyn geriledi.

– İlk soruyu sorma onuru size ait, Dwar Reyn!

Dwar Reyn: “Size müteşekkirim” dedi. “Bu hiçbir sibernetik makinenin şimdiye dek çözümleyemediği bir soru olacak.” Makineye doğru döndü:

– Bir tanrı var mı?

Güçlü ses hiç duraksamadan ve hiçbir cızırtı çıkarmadan yanıtladı onu:

– Evet, artık bir tanrı var!


Dwar Reyn’in yüzünde korkulu bir anlam belirdi. Kolu geri kaldırmak için sıçradı. Fakat o anda bulutsuz gök, Dwar Reyn’i sersemleten bir ışık demetiyle yarıldı ve hiç bir insanın tekrar kaldıramayacağı şekilde kolu lehimledi!...

Fredric Brown




Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM