Cinsel İlişkiler Tarihi

Andre Morali Daninos - Cinsel İlişkiler Tarihi


VII. Roma

Roma toplumu, başlangıçta, kadınların yalnız kadın olarak değil, nispi azlıkları (altı kadına yedi erkek) dolayısıyla da değerli saydıkları bir toprak açıcılar ve askerler topluluğuydu. Kadınlar, bir fatihler ve sömürgeciler toplumu olan Roma toplumunun temel direği olarak değer verilen kişilerdi. Evlilik, önceleri, bir cinsel hayata giriş töreniydi; kızın babadan satın alınmaya başlanması ile toplumun başlıca temel taşlarından biri oldu. Babanın çocukları üzerindeki erk'i (patria potestas) önceleri sınırsızdı; sonraları bir aile kurulunca denetlenir duruma geldi. Aileyi bildiği gibi kurma ve giderek yasal olmamakla birlikte yasak da olmayan çocuk düşürmeyle sınırlama özgürlüğü, aslında karı-kocaya, ama uygulamada, kocaya verilmişti.

Cinsellik, önemi küçümsenemeyecek doğal bir ihtiyaç sayılıyordu. Dolayısıyla, kadından çok, erkeğin evlilik dışı ilişkilerini kolayca bağışlama eğilimi vardı. Buna karşılık, tarafların rızası önemliydi ve ırza geçme şiddetle cezalandırılırdı.

M.Ö. V. yüzyılın ortalarına doğru, belki de mirasın parçalanmasını önlemek amacıyla, zenginlerle yoksullar arasında evlenmeleri yasaklayarak, evliliğin toplumsal değerini güçlendirmeye çalıştılar. Bu yüzden denk olmayan ve yasadışı birleşmeler kendini gösterdi; bu durum öylesine cinsel karışıklıklar yarattı ki, hemen bu yasayı yürürlükten kaldırdılar. Bunun yerine, servetin israfını önlemek üzere, drahoma usulü ve mal ayrılığı getirildi. Varlığını toprağı işleyerek sağlamaktan çok öteki ülkelerle ilişkilerinden sağlayan tüccarlaşmış Roma'da, babalık gücünü temsil eden drahoma, kadına yeniden değer kazandırdı.

Gariptir, kadının maddi bakımdan yeniden değer kazanması, evlilik bağlarının gevşemesiyle birlikte görüldü. Kadınların sadakatsizlikleri, artık eskisi kadar sertlikle cezalandırılmıyordu; ayrılmalar da kolaylaştı. Koca uzun süre savaşta kalırsa ayrılmaya izin veriliyordu; sonraları askere çağırılma bile ayrılma nedeni oldu. Kadın sözleşmeyle bir dosta bırakılıyor, bir süredir sürüp giden bir zina böylece yasallaştırılmış oluyordu.

Bunun üzerine, cinsellikte daha önce yunan toplumunda incelediğimiz kaçınılmaz ayrılık ortaya çıktı: evlilikle ve nüfusla ilgili olan, evliliği ayakta tutmaya yönelik cinsellikle, fahişeliğin bütün biçimleriyle ortaya konan haz cinselliği arasındaki ayrılık. Aklı başında kişiler fuhuşu bir emniyet supabı ve benimsenmiş bir meslek sayıyorlardı. Fahişe, toplumsal sınıflara göre az çok incelikli biçimde, Pompei'nin lüks genelevlerinden Subura'nın lupanar'larına (kurt ini) kadar her yerde kendini sunuyordu.

Yasanın ve dinin böylesine koruduğu ve bütünleştirdiği roma ailesinde ana ve babaların çocuklarla ilişkisi henüz ne gerçek bir sevgi ilişkisi ne de bir zorunluluk ilişkisiydi. Şüphesiz, çocuklar ana ve babalarına, tanrıya gösterdikleri saygıya yakın bir saygı göstermek ve onların sözünü dinlemek zorundaydılar. Buna karşılık ana ve baba (özellikle baba), çocuklarına karşı, karı-koca arasındaki birliğin niteliğine, çocuğun babada bıraktığı izlenime, babanın çocuğun geleceğiyle ilgili öngörüsüne dayanan ayırıcı bir tutum benimserdi. Hem kısırlıkları hem haylaz çocukların yarattığı hayal kırıklıklarını dengeleme aracı olan evlat edinme kurumu buna dayanır. Evlat edinmeyle ilgili yasalar çok genişti; sözgelimi evlat edinen bekar, evlat edinilen evli ve evlat edinenden daha yaşlı olabilirdi. Bunun sonucu olarak kadının toplumsal ve eğitici rolünde bir azalma görüldü.

Kadına sadakatte ve öz evlada davranışta görülen aksaklıkların yüksek sınıflarda aşağı sınıflardakinden daha çok olduğunu söylemek yanlış olmaz. Yöneticilere gelince, onlar istediklerini yapıyorlardı. Augustus, karısı Claudia'yı terkederek yerine Scribonia'yı aldı; sonra, kötü davranışları yüzünden onu da bırakıp Livia'yı kaçırdı; Livia, ona iktidarsızlığını gidersin diye, genç metresler bulan bir kadındı. Augustus'un Scribonia'dan Julia adında bir kızı oldu. Julia daha on dört yaşındayken iki kere dul kalmıştı. Augustus Julia'yı Livia'nın bir başka evlilikten olan oğlu Tiberius'la evlendirdi. Yaşlılığında ahlak kurallarına bağlı bir yasa koyucu oldu ve zina yapanlar için ağır kovuşturmalar açtırdı, eşlerini aldatanlar için cezalar koydurdu, azatlı kölelerin boşanmasını yasakladı.

Ondan sonra gelen imparatorların hepsi, marazi cinsel özelliklere sahipti. Tiberius da, Sezar gibi homoseksüeldi belki. Gerçekte Sezar «iki yönlü oynuyor» du; «bütün erkeklerin kadını, bütün kadınların erkeği» derlerdi ona. Sezar'ın öcünü alan Marcus Antonius da, bir imparatorluğu Kleopatra'ya feda etmeden önce heteroseksiel ve homoseksüel bir sefahat hayatı yaşamıştı. Caligula kızkardeşi Agrippina' yı metres tutmuştu, sonra onu sürgüne gönderdi. Agrippina da Claudius'la evlendi, sonra Claudius'un oğlu Britannicus'u sürgüne gönderdi ve Claudius'u zehirledi. Claudius, Agrippina ile evlenmeden önce, üçüncü evliliğini ünlü Messelina ile yapmıştı. Messalina kocasının peşine adam takıyor, kana susamışlığı ahlaksızlıkla birleştirerek, fahişelerin arasına karışacak kadar ileri gidiyordu. Ölçüyü kaçırdı ve iktidarı ele geçfrmek için Caius Silvius'la gizlice evlendi. Claudius da Messelania'yı öldürttü. Agrippina, Claudius'u zehirlettikten sonra, öz oğlu Neron'u tahta geçirdi; ama hep anasının gözetimi altında kalan Neron, Poppea'nın etkisi altında, anasının ölümünü hazırladı. Neron, Octavia'dan boşandıktan ve onu sür. günde öldürttükten sonra Poppea ile evlenınişti. Neron, Poppea'yı ikinci hamileliğinde tekmeyle öldürdü. Vitellius kadın kılığına giriyor, homoseksüel davranışlarda bulunuyordu. Sezar'dan ve Tiberius'tan sonra, Antionus'un sevgilisi olan Hadrianus, bir süre başarıyla saltanat süren tek homoseksüel imparator oldu.

Bu marazi cinselliği az çok herkesin gördüğü ve duyduğu kesindir. Kamuoyunun bu davranışlar karşısında hoşgörüsü, henüz tam olarak açıklanamamış olan pek ilgi çekici bir psikososyal olaydır. Ne var ki, bu olaylar edebiyata geçer geçmez rezalet patlak veriyordu, bu işler sanki yazarlar ve şairler el atınca daha çok gerçeklik kazanırmış gibi...

Bu konuda Ovidius'un örneği önemlidir. Ovidius, Ars Amatoria (Sevmek sanatı) adlı eserinde çağın cinsel törelerini yansıtmaktan başka bir şey yapmamıştır. O itiraflar, özür dilemelerle dolu Fasti ve Metamorphoseis adlı eserlerine rağmen, ölümüne kadar Karadeniz kıyılarında sürgünde kaldı.

Andre Morali Daninos - Cinsel İlişkiler Tarihi





Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM