DİN VE CİNSELLİK

Turan Dursun - Din ve Cinsellik


Tevrat'ın Buyruğu ve Oğlancılık (Homoseksüellik)

Tevrat, şu buyruğu yöneltiyor inanırlarına: "Kadınla yatar gibi, erkekle yatmayacaksın, uzak kalınması gereken şeydir bu," İnsanlar, Tevrat'ın bu buyruğuna uymuş mudur? "Oğlancılık"tan (Homoseksüellik'ten) uzak kalınabilmiş midir?

M. Sadeddin Evrin şunları yazar:

"Aylık baskısı 25 milyon olan The Peoples Magazine adındaki katolik din dergisinin Ocak 1966 sayısında, başyazıda ünlü bir din adamı olan Daiel Dare, bütün Kanada'da sayıları birkaç milyonu bulan Homoseksüellerin kurdukları klüpler, toplantı lokalleri ve yayın organlarıyla normal yurttaşlar arasında huzursuzluk yarattıklarını belirterek bütün cinsel sapıkların idamını istemişti. Öte yandan İngiltere'de Oxford Üniversitesi öğrencilerinden 2 bin kişi, homoseksüelliği cezalandıran kanunun kaldırılması için dilekçe vermişlerdi. Kenterbury Baş Piskoposu da 30 yaşını geçkin erkekler arasında anormal cinsi münasebetlerin biraz tabii olduğunu söylemişti. Nihayet, rüştünü ispat edenler arasında rızalarıyla ve kapalı yerlerde yapabileceklerine dair kanun, Avam Kamarası'nda alkışlarla kabul edildi.

Almanya'daki 1,5 milyon homoseksüel de cezanın kalkmasını, hatta bunlardan bazıları aralarında karıkoca hayatına müsaade edilmesini istiyordu. Nihayet başka bir memlekette bir çift erkeğin nikah merasiminin yapıldığını gazetede okuduk.

Görülüyor ki, ahlakın gittikçe kötüleşmesini çok sert cezalarla önlemeyi düşünen yahut bu hali tabii gören din adamları arasında o memleketin kanunları da toplumun gidişine uymak zorunluluğunda kalmıştır. Esasen ne Kanadalı din adamı ne de Kenterbury Baş Piskoposu, kanun yapmaya yetkilidir. Eski Ahit Levililer 18/22'deki 'Kadınla yatar gibi erkekle yapmayacaksın!' (...) hükmüne aykırı bir şey söylememeleri gerekirdi din adamlarının. Ama Hıristiyanların kutsal başkanı olan bir Papa bile, vaktiyle bu günahı resmen işlemişti: On altıncı yüzyılda Papa olan Jules III., metresiyle yaşamaktan hazzetmediği için, ruhani ve cismani idarede işi serip, âşığı olduğu Innocent (günahsız) adında 17 yaşında bir delikanlı ile, hiç utanma duymadan yaşayabilmişti. Papa bu gence Kardinallik rütbesini vermişti. Ve Hıristiyanlara Papa tarafından ihsan edilen bütün lütuflar onun eliyle yapılmıştı..."

Bunları göz önünde tutunca insan şöyle düşünmekten kendini alamıyor:

"Oğlancılık" günahını işledikleri için Tanrı, Lut toplumunu yok etti. İyi ama aynı günah işlenegeldiğine göre niye bir şey olmuyor? Yani Lut toplumunun günahını işleyen başka toplumları neden yok etmiyor Tanrı? Tanrı'nın Lut toplumunu yok etmesi, bu tür günahı işleyenlerin kökünü kazıma amacıyla olmuşsa aynı günahı işleyen başka toplumların yaşamalarına neden izin verilmiştir? Üstelik "Papa"lar bile aynı günahı işlerken?

Eros Cinsel Bilim Ansiklopedisinde şunları okuyoruz:

"... Birçok ülkelerde homoseksüel davranışlarda bulunmak, yasalara aykırıdır. Ama bu tür yasakların homoseksüelliği önlediği ya da azalttığını söylemek doğru olmaz. Genellikle homoseksüellik küçük görülür. Oysa bu kişiler de herkes gibi ideal bir eş bulmak, mutlu bir evlilik kurmak isteğinde olabilirler. Hatta dünyanın bazı yerlerinde bu tür 'evlilik'ler vardır. Birlikte yaşayan aynı cinsten iki kişinin kurdukları yuva ile ayrı cinsten iki kişinin kurdukları yuvalar arasında hemen hemen hiçbir fark yok gibidir. Ayrıca tüm homoseksüelleri aynı gruba koymak, en azından anlayışsızlıktır. Bir takım peşin yargıların etkisinden kurtularak bakıldığında ‘homoseksüeller’ grubunda da 'normal' saydığımız grupta olduğu kadar çeşitli kişiler, çeşitli ölçü ve değerler bulunduğu açıkça görülebilir.

Günümüzde, dünyanın bazı ülkelerinde (örneğin Danimarka'da) homoseksüeller, kulüpler, özel dergiler ya da ilanlar aracılığıyla birbirlerini bulabilmektedirler. Yasaların ve toplum kurallarının anlayışsızlığına karşın, bu kişilerin de hemen hemen herkes kadar mutlu bir yaşam sürme imkânları olabilmektedir."

Bir zamanlar homoseksüeller, "Masonluk" gibi "kardeşlik" örgütü bile kurmuşlardı. Hatta homoseksüellerin kurdukları "kardeşlik" örgütü, "Masonluk"tan ve "herhangi bir dini mezhepten bile" daha güçlüydü. Homoseksüeller "bütün inanç, devlet ve sınır duvarlarını aşan bir bağ kurmuş; en uzak, en yabancı kişiler bir kardeşlik toplumu içinde, her türlü saldırı ve savunmaya hazır olduklarını göstermişlerdi.

Homoseksüellerin bir kesimi de "Sodomistler Mezhebi" kurmuşlardır bir tarihte: "XIV. Louis'nin egemen olduğu sırada Versailles Sarayı'nda, büyük bir homoseksüellik skandalı meydana çıkmıştı. En yüksek soylular kesiminin kimi üyeleri, bu arada Conti Prensi Duc de Gramont ile Marquis de Beman da vardı. Üyelerinin, kadınlarla hiçbir ilişki kurmaması için ant içmek zorunda olduğu bir kulüp kurulmuştu. Paltolarının içinde, ayağının altına bir kadın almış ezen bir erkeği gösteren altın bir haç vardı. Saray tiyatrosunun ve operasının Müdürü Floransalı Jean Baptiste de Lully de bu işe karışmıştı. Kendisine 'Sodom Kralı' denmişti. Bu mezhebin izleyicilerine de Sodomistler deniyordu."

"Sodomistler", yani Lut'un toplumu "Sodomlular" gibi, “oğlancılığı benimseyenler"... Tarihin her döneminde varolagelmişlerdir bunlar. Ve hiçbir dönemde de eksik olmayacaklardır.

Turan Dursun - Din ve Cinsellik





Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM