Eğlenceli Türk Tarihi

Mustafa Barış Özkök - Eğlenceli Türk Tarihi


GÖKTÜRKLER

Büyük Hun Devleti’nin yıkılmasından sonra Türklerin bir kısmı batıya göç etmişti. Çin baskısına girmek istemeyen Türkler de Orta Asya’nın ıssız bölgelerinde yaşadılar. Bu dönem Ergenekon Destanı ile anlatılmaktadır. Bumin Kağan, Avarları yenerek Göktürk Devleti’ni kurdu. Göktürk adı; Hun, Apar, Selçuklu ve Osmanlı gibi hanedan adıdır. Göktürkler, Orta Asya'daki Türk devletinin başına geçmiş dördüncü ailedir.

552 yılında iktidara gelen Göktürk hanedanının kurucusu Bumin Kağan’dı. Onun yerine geçen kardeşi İstemi Kağan, Türk İmparatorluğu’nun sınırlarını yedi yüzyıl önceki Mete devrinin sınırları kadar genişletti. Ülke toprakları bütün Kuzey Asya’yı kaplıyordu. Başkent Ötüken idi. Devlet doğu ve batı diye ikiye ayrılmıştı, çünkü 18 milyon kilometrelik alana yayılmış ülke, ancak bu şekilde idare edilebiliyordu. 630’da imparatorluk büyük bir kriz geçirdi. Türk nüfusunun büyük çoğunluğu Çin boyunduruğuna düştü. 639’da Prens Kürşad’ın ihtilâl girişimi başarıya ulaşamadı, fakat 682’de İlteriş Kutluğ Kağan, devlete İstemi Kağan devrindeki gücünü ve sınırlarını kazandırdı.

Kutluğ Kağan’ın kardeşi Kapağan Kağan devrinde de bir kriz yaşandı ve Çinliler ile ölüm-kalım mücadelesine girişildi. Kutluğ Kağan’ın oğlu Bilge Kağan, kardeşi Kül Tigin’in yardımıyla durumu düzeltti. Bu devirde Başvezir Bilge Tonyukuk devleti yeniden düzenledi. Kapağan’ın 3. oğlu Yuluğ Tigin’in kaleminden çıkan Göktürk Yazıtları, Türk tarih, dil, edebiyat ve medeniyetinin en büyük anıtlarıdır.

193 yıl iktidarda kalan ve Türk tarihinin en büyük devirlerinden birinin temsilcisi olan Göktürkler 745’te yıkıldı.

Göktürk Yazıtları

Türk edebiyatının en eski yazılı kaynaklarından olan Göktürk Yazıtları, taş üzerine Göktürk alfabesi adı verilen dikey harflerle kazılarak meydana getirilmişti. Bunlar birkaç yazıttan ibarettir. Bunları Alman biliminsanı Daniel Messerschmidt 1721’de buldu. VIII. yüzyıldan kalma olduğu sonradan anlaşılan bu taşların üzerinde birtakım işaretler kazılıydı. Söz konusu dönemde yaşayan Türkler, büyük ölülerine yazıtlar dikerler; çevresinde de bir kare meydana getirecek tarzda balballar, yani insan heykelleri koyarlardı. Bu balballar, çoğu hükümdar olan yazıt sahibi ölülerin sağlıklarında yok ettikleri düşman komutanlarını temsil ederdi. Messerschmidt bu yazıtları bulduğunda, üzerlerinde yazanları “esrarengiz yazılar” olarak tanımladı. Bu yazılar 1893’te Danimarkalı Wilhelm Thomsen tarafından okundu. Bu ilk okuyuş oldukça hatalı idi. Thomsen 30 yıl kadar sonra yazıtları doğru bir şekilde okumayı başardı.

Ötüken yakınlarında, Orhun Irmağı kıyısındaki Göktürk yazıtları, Türklerin Çin boyunduruğundan kurtulup nasıl Asya’nın en büyük devleti haline geldiğini anlatmaktadır. Bu yazıtların birincisi 730’da Bilge Kağan’ın veziri Bilge Tonyukuk tarafından diktirilmişti. İkincisi 732’de Bilge Kağan tarafından kardeşi Kül Tigin için yaptırılmıştı. Üçüncüsü de 734’te ölen Bilge Kağan için 735’te yazılmıştı. Göktürk alfabesi ile yazılmış olan bu yazıtlar, Yuluğ Tigin’in kaleminden çıkmıştır.

Türklere ait yazılı kaynaklar

Türkler önceleri ağaç üzerine kazıyarak yazı yazıyorlardı. Kâğıt kullanmaya Uygurlar devrinde başlandı. Ağacın zamanla çürümesi yüzünden, Göktürklere ait yazılı kaynaklar sadece taşa yazılmış olan kitabelerdir.

Mustafa Barış Özkök - Eğlenceli Türk Tarihi







Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM