Einstein'ın Düşleri

Alan Lightman - Einstein'ın Düşleri


29 MAYIS 1905

Bu dünyaya aniden giren birisi evlere, binalara çarpmaktan kaçınmak zorunda. Çünkü hepsi hareket halinde. Tekerlekler üzerine yerleştirilmiş evlerle apartmanlar Bahnhofplatz'dan geçip Marktgasse'nin dar yollarında yarışıyor, içlerinde oturanlar ikinci kat pencerelerinde bağrışıyorlar. Postane, Postgasse'de değil, tren gibi raylar üzerinde kent içinde cirit atıyor. Şehir Meclisi, Bundeshaus'da Bundesgasse'de durmuyor. Her yer motor ve lokomotif sesleriyle dolu. Sabah evinin kapısından sokağa çıkan birisi, hareket eden bir zeminle karşılaşıyor. İşyerinin binasını yakalıyor, yukarı aşağı hareket eden merdivenlere seğirtiyor, çember seklinde dönen bir masada çalışıyor, akşam da evine koşturuyor. Kimse elinde bir kitapla bir ağacın altında oturmuyor, gölün sularını seyretmiyor, kırda yüksek çimenler arasında yatmıyor. Kimse yerinde durmuyor.

Neden böyle bir hız saplantısı var? Çünkü, bu dünyada hızlı hareket edenler için zaman daha yavaş geçiyor. Bu nedenle zaman kazanmak isteyen insanlar yüksek bir hızla hareket ediyor.

Hız etkeni, içten yanmalı motorun ve hızlı taşımanın bulunuşuna kadar fark edilmemişti. 8 Eylül 1889 günü, Surreyli Bay Randolph Whig, yeni motorlu aracıyla kaynanasını Londra'ya götürüyordu. Kente hesapladığından yarım saat önce vardığında bir tasarruf elde edilmişti. Olayı incelemeye karar verdi. Araştırmalarının yayınlanmasından sonra artık kimse yavaş gitmez oldu.

Vakit nakit olduğu için parasal gerekçelerle her borsanın, imalathanenin, magazinin rakipleri karşısında ayakta kalabilmek için, olabildiğince hızlı hareket etmesi gerekiyor. Bu binalar dev motorlarla donatılmış. Hiç durmuyorlar. Motor ve krank gürültüleri içlerindeki insanların, üretim araçlarının sesini bastırıyor. Bu nedenle binalar satılırken yalnızca büyüklükleri ve biçimleriyle değerlendirilmiyor, hızları da dikkate alınıyor. Bir ev ne kadar hızlı hareket ederse içindeki saatin tik takları o kadar yavaşlıyor, barınanlarına o kadar fazla zaman kalıyor. Hıza bağlı olarak, hızlı bir evde yaşayan birisi komşu evlere göre bir günde birkaç dakika avantaj sağlayabiliyor. Bu hız takıntısı, değerli zaman uykuda da kazanılıp yitirilebileceği için gece boyunca da sürüyor. Geceleri, hareket halindeki evler çarpışmasın diye yollar pırıl pırıl aydınlatılıyor. Geceleri insanlar hep hız, gençlik, fırsat rüyaları görüyorlar.

Bu yüksek hız dünyasında bir gerçek yeni yeni kabul görüyor. Mantıksal totolojiye göre, hız etkisi tamamen görecedir. İki insan yolda karşılaştığında diğerini hareket halinde algılar, trendeki insanın ağaçları uçuyormuş gibi algılaması gibi. Benzer biçimde, yolda karşılaşan iki insan karşısındakinin zamanının daha yavaş geçtiğini görür. Herkes diğerinin zaman kazandığını görür. Bu tersine ilişki insanı çıldırtıyor. İnsanı daha fazla çıldırtan ise insan komsusunun yanından ne kadar hızlı geçerse, komsusunun da daha hızlı hareket ediyor görülmesi.

Dehşete ve umutsuzluğa kapılan bazı insanlar pencereden bakmaktan vazgeçmişler. Gölgeler uçuştukça, ne kadar hızlı hareket ettiklerini, komşularının da ne kadar hızlı hareket ettiğini bilmiyorlar. Sabah kalkıyor, duş yapıyor, ekmek ve jambon yiyor, masalarında çalışıyor, müzik dinliyor, çocuklarıyla konuşuyor, doyumlu bir yaşam sürüyorlar.

Bazıları, hareket etmediği için yalnızca Kramgasse'deki dev saatin doğru zamanı gösterdiğini öne sürüyor. Diğerleriyse, dev saatin de Aare ırmağından veya bir buluttan bakıldığında hareket halinde olduğuna işaret ederek bu görüşe karşı çıkıyorlar.

Alan Lightman - Einstein'ın Düşleri







Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM