FİLOZOFLAR VE İNANÇ

David Cook - Filozoflar ve İnanç


İMANIN GERGİN İPİ

İman, mantıktan farklıdır. İman, tamamıyla belirli olmayan bir unsurun varlığını ima eder. Bazıları bu unsuru öznellik olarak karakterize etmeyi denerler. Ancak, daha önce de gördüğümüz gibi tüm bilgi ve inanç, biz insani varlıklara ait olmaları bağlamında özneldirler. Öznelliğin görevi, nesnelere karşı belirli bir psikolojik ön eğilim ve/veya kanıt eksikliğini ima etmektir. Biri diğeriyle uygun olmaya eğilimlidir, çünkü iman için herhangi bir yetersiz temelin eksikliği, imanın bütünüyle akıldışı bir konu gibi görünmesine neden olur. Yine de imanın kuşkunun mümkün olduğu bir ortamda oluştuğunu itiraf etmekten korku duyulmamalıdır. Hıristiyanlık çok iyi bilir ki, Tanrı'nın açıklaması belirsiz ya da iki anlamlı değildir. Kuşkuya yer vardır. Tanrı'nın varlığı konusunda karşı konulamaz bir kanıt yoktur. Eğer olsaydı o zaman iman gözden kaybolurdu; çünkü tüm insanlar imansızlığın akıldışı olması aracılığıyla gerçeği kabul etmeye zorlanmış olacaklardı. Herkes, olası tüm kuşkuların ötesinde bilgiye sahip olacaktı. Eğer iman bütünüyle mantıksız olsaydı, o zaman iman olmayacaktı. Teoloji, kuşkuya yer olduğunu bilmiştir. Aslında teoloji, genelde hep kuşkuyla sarılıdır ve kuşkunun kabul edilemez düzeyleri haline gelmiş olana sınır koymayı ister. Sapkınlık, belirli ve itiraza yer vermeyen kanıt eksikliğinin onaylamasıdır. Anahtar konu, neyin yeterli kanıt olarak sayılacağıdır.

Bu görüş pek çoklarının, karar ve irade eyleminin imana götüren yol olduğunu vurgulamalarına neden olmuştur. Bu bir "sıçrayış" olarak adlandırılamaz. Eğer adlandırılabilseydi, kararlar için bir temel, sıçrayışlar için bir mantık bulunamazdı. iman riskinin aklanması için, bir "uygunluk", bir uyum duyusu ve riski göze almayı destekleyecek bir kanıt olmalıdır. Yine de risk unsuru her zaman mevcuttur. Pek çok Hıristiyan böyle bir riskin, beraberinde kendilerinin hatalı olduğu olasılığını taşıdığını kabul etmekte tereddüt ederler. Böyle bir rahatsızlık, modern insanlar için varoluşçuluğun daha "inanılır" önerilerine kıyasla, Bultmann'ın iman eksikliğinin ardındaki motifin bir parçasıdır. Hedef, eleştiriye karşı bağışıklıktır. Amaç, kuşku duyulamayacak ve eksiltilemez bir öze ulaşmaktır.

Eleştirilen, bağışıklığın bu türünün tehlikesinin, bir görüşe saldırma ya da onu savunma gücünü uzaklaştırmasıdır. Eğer bir görüşe karşı çıkılamıyorsa, o zaman o görüşün lehinde de hiçbir şey söylenemez. Eğer Hıristiyanlıkta sahte olan hiçbir şey yoksa, olumlu bir şey sunup sunmadığı da açık değildir. Eleştiriden bağımsızlık, çok büyük bir bedel ödenerek satın alınabilir. Hıristiyanlık, iddialarına karşı koyan konularda içten olmalıdır .. Bazıları, hafifletilmemiş sonsuz acının, sevecen Tanrı'nın varlığına karşı olduğunu tartışmışlardır. Elçi Pavlus, eğer İsa ölümden dirilmeseydi, Hıristiyanlığın sahte olacağı konusunda kendinden emindi. Bu her iki tutum da, kanıtın önemini ve kanıtın iki köşeli olduğu gerçeğini vurgular. Bir görüşün hem lehinde, hem de aleyhinde olunabilir.

Böylece iman, kanıt ve bazı kanıtlar arasındaki gergin ip üzerinde yürür. İmanın bir yorum aracı olduğu açıktır; ama iman yalnızca bu değildir. İman, az çok kanıtlanabilecek yorumlayıcı bir çatıdır. Kanıtın sahte ölçülerine ve aynı zamanda aklanmanın mantıksız ve uygun olmayan taleplerine karşı kendini korumalıdır. Aynı zamanda tüm kanıtları ve aklanma girişimlerini terk ederek akılcılığın dışındaki bölgelere kaçmayı reddetmelidir.

David Cook - Filozoflar ve İnanç







Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM