Geleceğin Kısa Tarihi

Jacques Attali - Geleceğin Kısa Tarihi


HİPERÇATIŞMA SİLAHLARI

Önümüzdeki 50 yıl içinde, ordular, sivil pazarda kullanılmadan önce kendileri için yeni teknolojiler geliştirecektir. Zira, polis ya da savunma ihtiyaçları için hükümetler hipergözetim ve oto-gözetim teknolojilerini finanse edeceklerdir.

Geleceğe ait bu silahlar gözetim temeli üzerine oluşturulacaklardır. Bu yöndeki gelişmelere karşın elektronik ortamda e-bomba’lar ile bir ordunun iletişim ağını çökertme noktasına gelenler dahi olacaktır.

Yeni silahlar nükleer silahlar gibi konvansiyonel olmayanlara kıyasla daha çok kullanılır hale gelecektir. Buna rağmen anlaşmaların hak tanıdığı, beş büyük güç nükleer silah bulundurabilecek ve hatta aralarından kimileri nükleer taktik silahlarını, kısa menzilli olmak kaydıyla, kullanma haklarını koruyacaklardır.

Zamanla İran, Mısır, Türkiye, Brezilya vs gibi birçok ülke nükleer silah bulundurmaya başlayacaktır.

Bu ülkelere ek olarak çeşitli ülkeler de enerji sıkıntısı nedeniyle nükleer enerji santralleri ile donanacaktır.

Zaman içinde kimyasal, biyolojik, bakteriyolojik, elektronik ve nanoteknolojik silahlar da karşımıza çıkacaktır.

Kimyasal silahlar iz bırakmadan önemli konumdaki kişileri öldürebilecek, toplu salgın hastalıkları isteğe göre yayılabilecek; toz tanesi büyüklüğünde nanorobotlar düşmanın vücuduna nüfuz edebilecek; klonlama ile hayvanlardan canlı bomba yaratılabilecektir. Bu silahlar sadece güçlü ülkelerin laboratuarları tarafından değil, aynı zamanda ‘sirkşirketler’ tarafından da üretilecektir ve devlet olmayanlarda, yani uluslar, topluluklar, korsanlar da bu silahlara erişebilecektir.

Örneğin yakın bir gelecekte 400 dolara basit bir şekilde bir e-bomba üretmek mümkün olacaktır.

Amerika Birleşik Devleti elektronik, nükleer, kimyasal vs gibi tüm alanlarda çalışmalarına devam edecektir ve yüksek maliyetli çeşitli teknolojileri kullanacak olan yeni bir Amerikan Askeri Birlik ‘Future Combat System’ çok yakın bir gelecekte Amerika Birleşik Devleti tarafından oluşturulacaktır.

Çin, Hindistan ve hatta Japonya ile Rusya askeri bütçelerini en azından Fransız’ların ya da İngiliz’lerin seviyesine gelecek şekilde arttıracaklardır. Artacak olan giderleri paylaşmak amaçlı birçok ulus mevcutlarının bir kısmını birleştirerek korsanlara ve ticari düzenin düşmanlarına karşı bir Birlik oluşturacaklardır.

2035’li yıllarda Birlik, ticari düzene hükmedemediğini görüp çok merkezli düzene geçip strateji değiştirip dünyanın kalanı ile ilgilenmeyi bırakacaktır. Korsanlara karşı kendilerini korumak amaçlı o denli büyük önlemler alacaklardır ki, bizleri de bu ülkelere seyahat ederken detaylı kişisel bilgiler vermek durumunda bırakacaklardır.

Avrupa ve başka yerlerde kimileri, askeri bütçelerini kısıp, silahsızlanıp, düşman ile işbirliği yapıp savunmayı kabullenmeyeceklerdir. Böylece nükleerden arınmış farklı düzende Devletler doğacaktır.

Bunun dışında, savaşı önlemek amaçlı pazar demokrasileri barışı, ileride düşmanları konumuna gelme olasılığı olanlara yayacaktır.

Günümüzde ve gelecekte, özgür bir şekilde pazar demokrasilerinde yaşamak isteyenler; karşılarında, açıkça kendilerini yok etmek istediklerini ifade eden karşıt grupların varlığını kabul etmeyecektir.

Hiçbir ülkenin hedefi günümüzdeki şekilde kalmayacaktır; Kore’nin silahları Japonya’ya doğrultulmuşken günün birinde Amerika ve Çin’e yöneltilecektir, Hizbullah’ın yani İran’ınkiler bugün İsrail’ e yöneltilmişken yarın Kahire, Riyad, Alger, Tunus, Casablanka, İstanbul, Roma ardından Madrid, Londra ve Paris’e yönelecektir. Demokrasiler, bu tehditlerin karşısında önleyici önlemler alıp güçlü durup karşı tarafı sindirmelidir.

Korsanlara karşı caydırma hareketlerinden netice almak olanaksızdır, zira toprakları yoktur, onları kendilerine toprak vererek sakinleştirmek ise imkansızdır. Mafya’yı Kolombiya ile Afganistan’ın kontrolü tatmin etmeyecektir, kökten İslamiyetçiler İsrail’in yok olmasını, Amerika Birleşik Devleti’nin Irak’tan ya da Suudi Arabistan’dan çekilmesini yeterli bulmayacaktır vs.

Birlik bu sorunu önlemek amaçlı kitlesel imha silahlarına başvurmamalıdır, zira dış politikasını insan hakları üzerine kurup bunu ihlal etmemesi gerekir.

Bunların dışında dünyanın asıl karşılayacağı savaş suyun ve petrolün kıtlık savaşıdır. Geçmişte nasıl karbon ve demir için savaş yapıldıysa su, petrol gibi ender bulunan diğer hammaddeler içinde elbet savaş yapılacaktır. Petrolün fiyatı gün geçtikçe artacak ve en çok petrol tüketimi yapan ülke olarak Amerika Birleşik Devleti, Suudi Arabistan’ı ve Irak’ı kontrol etmeye devam edecektir. İran’da bu Amerika Birleşik Devleti’nin kontrolüne zaman içinde girecektir. Amerika Birleşik Devleti hem İran’ı hem de Çin’i takip etmek amaçlı Asya’daki mevcudiyetini sürdürecektir, Meksika körfezini hiç olmadığı kadar sıkı kontrole alacak ve bunların hepsi Çin ile Rusya, Amerika ile Çin, Türkiye ile İran arasında olası anlaşmazlıklara neden olacaktır.

İçme suyu da gelecekte çeşitli savaşlara neden olabilir. Dünya’nın 3 üncü yeraltı içme suyu kaynağı Guarani, Brezilya, Arjantin, Paraguay ve Uruguay arasında tartışma unsurudur. Hindistan’ın kendi topraklarında doğan suyu kontrol etme talebi, Türkiye’nin Fırat ile Dicle’yi kontrol etme projesi ilgili ülkeleri telaşlandıracaktır, ya da Nil nehrinden yararlanan 10 ülke gibi birçok ülke su sıkıntısı arttıkça aralarında anlaşmazlıklar yaşayacaktır.

Sibirya, Fas, Cezayir, Güney İspanya ilerde iklim değişmesiyle uğruna savaşılacak topraklar haline gelebilir.

Birçok ülke sınır komşusuyla savaşacak, kimileri komşusunu ortadan kaldırmaya kalkışacaktır, kısacası demokrasi ile birlikte uluslar arasında yeni çatışmalara zamanla şahit olacağız. Uluslar, aralarındaki sorunları sükûnet içinde çözemezlerse, sivil savaşlar ve ardından yeni Devlet oluşturmaları ile kendimizi karşı karşıya bulabiliriz. Bu tür anlaşmazlıklar Kongo’da, Rusya ‘da, Orta Asya’da, Hırvatistan, Ermenistan, Türkiye ve İran arasında ya da gelişmiş ülkelerin çeşitli grupları arasında da yaşanabilir.

İran; Pakistan, Çin sınırından Filistin’e kadar olan bölgeyi kontrol altına alabilmek için; Nijerya, komşularının hammaddelerini yönetebilmek için; Kazakistan, Türkçe dilini kullanan bölgelerin tamamını kontrol edebilmek için; Rusya, İslamiyet’ten ve Çin’den kendini koruyabilmek için; Çin, Taiwan’ı geri alabilmek Kazakistan’ı kontrol etmek ve Sibirya’yı alabilmek için; Amerika Birleşik Devleti ise Taiwan’ı, İsrail’i ya da Avrupa’yı korumak için vs. savaşa girebilirler. Türkiye ile Yunanistan’da, Amerika ile Meksika’da tanık olduğumuz ve anlam veremediğimiz kadar hırslı olan çatışmalar, günün birinde bu ülkelerden biri diktatör olursa, tekrar gündeme gelecektir.

Eskiden beri korsanlar yerleşik düzendekilere para ve güç uğruna saldırırlar ve denizdeki hükümleri ile yerleşik düzendekilerin iletişim kurmalarına mani olurlar; gelecekte ise korsanlar hareket eden her şeyi (uçak,kamyon,tren, gemi vs..) hedef alır hale geleceklerdir.

Ticareti durdurmak, turizmi, iletişimi, sirkülasyonu sonlandırmak amaçlı korsanlar yerleşik düzende yaşayanları beklemedikleri anda vurup sindireceklerdir. Bunun için modern şirketlerin tüm silahlarını kullanmaktan çekinmeyerek bizleri çok acı sahnelerle karşı karşıya bırakacaklardır. Çok merkezli dünyanın başlıca güçleri bu yaşanacaklara karşı koymaya çalışacaktır.

Jacques Attali - Geleceğin Kısa Tarihi






Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM