OLANAKSIZLIK

John D. Borrow - Olanaksızlık

PARADOKS

Paradoks, dikkat çekmek için tepe taklak duran hakikattir.

NICHOLAS FALLETTA

Paradoks sözcüğü, iki Yunan sözcüğünün bir sentezidir: para, ötesi ve doxos, inanç. Zamanla çeşitli anlamlarda kullanılagelmiştir: Aslında doğru olan ama çelişkili görünen bir şey; doğru görünen ama aslında çelişkili olan bir şey; doğruluğu apaçık olan bir başlangıç noktasından, zararsız bir çıkarımlar zinciri sonucunda çelişkiye varılması. Filozoflar paradoksları çok severler. Hatta Bertrand Russell bir keresinde “İyi felsefenin ayırdedici niteliği, ilginç olmayacak ölçüde aşikar olan bir ifade ile başlayıp, hiç kimsenin inanmayacağı bir sonuca varmasıdır” demişti.

Bazı paradokslar önemsiz olabilirler; bazıları ise düşünce biçimimizdeki derin sorunları yansıtırlar ve bizi onları tekrar değerlendirmeye, ya da aşikar olarak doğru olduğunu kabul ettiğimiz inançlarımızda hiç kuşkulanmadığımız tutarsızlıklar aramaya zorlarlar. Masum başlangıçların çoğu kez çelişkili sonuçlara yol açtığı bir alan olan stratejik analizler konusunda uluslararası bir otorite olan Anatol Rapoport, paradoksların farkedilmesinin insan düşüncesinin birçok alanlarında oynadığı uyarıcı role dikkat çekmektedir:

Paradokslar entelektüel tarihte önemli bir rol oynamışlar ve bilim, matematik ve mantıktaki devrimsel gelişmelerin ön habercisi olmuşlardır. Herhangi bir bilim dalında, uygulanması gerektiği düşünülen kavramsal çerçevede çözülemeyen bir problem bulduğumuzda çok sarsılırız. Bu şok bizi eski çerçeveyi bırakıp bir yenisini benimsemek zorunda bırakabilir. Matematikteki ve bilimdeki birçok temel fikirlerin ortaya çıkmasını bu entelektüel değişime borçluyuz. Zeno’nun Achille ile Kaplumbağa paradoksu, yakınsayan sonsuz seriler kavramına yol açmıştır. Antimoniler (matematiksel mantığın kendindeki çelişkiler), sonunda Gödel teoreminde meyvesini vermiştir. Işığın hızı konusundaki Michelson-Morley deneyinin çelişkili sonucu, sahneyi görecelik teorisine hazırlamıştır. Işığın dalga-parçacık ikiliğinin keşfedilmesi, bilimsel felsefenin temeli olan gerekirci nedenselliğin tekrar incelenmesini kaçınılmaz yapmış ve kuantum mekaniğine yol açmıştır. Leo Szilard’ın 1929’da ilk kez çözümlemeyi başardığı Maxwell’in Şeytanı paradoksu, yakın dönemde görünürde apayrı kavramlar olan bilgi ile entropinin birbirleri ile yakından bağlantılı olduğu yolundaki derin
içgörüyü güçlendirmiştir.

John D. Borrow - Olanaksızlık







Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM