OSMANLI' DA SEKS

Murat Bardakçı - Osmanlı' da Seks


"DAFİU'L-GUMÛM VE RAFİU’L-HUMÛM’ DAN (Gamları Defeden ve Kaygıları Kaldıran Kitap) (İstanbul Üniversitesi Küt., TY 9659)

"2. FASIL: ...Gulampare yaranların (dostların, sevgililerin) ve zenpare biraderlerin mabeyninde (arasında) olan münazaran (tartışmayı) ve mefahiratı (övünmeleri) tafsil ve tasvir eyler (açıklar ve anlatır).

Zenpare, mahbubeler musahabetinden (kadınlar sohbetinden) hazzedip (zevk alıp) mahbublar mücamaatın menedip (erkeklerle cinsel ilişkiyi yasaklayıp) gulamparelere serzeniş ve tevbih ederler (sitem edip kınarlar) ki, "Ey ağızları tadını ve nefisleri muradını bilmez derdmendler (dertliler) ve iyiden yanlıyı (iyi olanı) farketmez biçareler!. Niçin ş'ol (şu) zerdali boylu, yumuşak Beypazarı kavunu gibi tatlılığından iki şakk (parça) olmuş garaimi koyup ol maden-i necaset (pislik madeni) ve menba-i habaset (kötülük kaynağı) ve bais-i kabahat (suç sebebi) dedikleri murdara uyup şöyle yüz karalığın kılarsınız" deyu (diye) yakındığıylan (yakınıp) hitablar ve itablar kılıb nâmeler (mektuplar) ve kitaplar gönderdiler.

Gulampare yaranlar, zenparelerin bu ta'nım (kınamasını) işidib "Göt gibi aziz ve nefis ve bir nesne (birşey) var mıdır" deyip dil uzattıklarına gayet ile (çok) incinib dağda ve taşda ve kumda ve yaşda ve köyde ve şehirde ne kadar gulampare var ise cem' olub (toplanıp) s….den alemler kaldırıp ve g….den nakkareler (trampeti andırır küçük, vurmalı bir çalgı) çalıp "Varalım şu zenparelerin başına a... gibi kik (geniş) dünyayı göt gibi dar ve başların kesip a… kapısında t.... gibi berdar edelim (asalım)" deyüp divane oldular.

Zenparelere bu haber vasıl olıcak (bu haber ulaşınca), onlar dahi zenançe (kız işi) kaftancıklar giyip ve ibrişim kuşaklar kuşanıp ve kıvracık kırcık ve ucu tellice saçaklar sarınıp ve destmalcikler takınıp şah, paşazade, hanzade, kadıncık kızı gibi düzünüp koşunup bir yere cem' olup (toplanıp) fikirlerin (fikirlerini) bunun üzerine mukarrer kılıp (kararlaştırıp) dediler ki:

"Gulamparelerin kavli (sözü) kutlu, avazeleri (sesleri) heybetlü, cümbüşleri merdane (eğlenceleri erkekçe) ve direnişleri pehlivanedir. Zira onlar kuh-ı billurun (billur dağ) gibi yaylakda perverde olmuştur (beslenmiştir). Bizim dut keser gibi yerde oturmadan benzimizde tendürüstlük (sağlık) yerine zaiflik (zayıflık) ve süstlük (tebellik) arız olmuştur. Biz onlar ile mukabele ve mukavemet etmek (bizim onlara karşılık verip karşıkoymamız) kabil değildir. Hemân (hemen) çaresi budur ki, "Sizinle mukatele (savaş) ve mücadele etmekden safamız yoktur ("istemiyoruz", "zevk almıyoruz" anlamında). Amma gelin münazara ve muhavere edelim (tartışıp konuşalım), her birimiz medhini delille isbat etsin (övündüğü konuda haklı olduğunu kanıtlasın), her kimin kelimatında (sözlerinde) kuvvet ve istikamet ziyade olursa (güç ve yöneliş fazlaysa), hükm-ü galebe ona müteallik olup (galibiyet kararı onun için verilsin) canibinde niza' mürtefı' olsun (anlaşmazlık ortadan kalksın)" deyu el ağız bir eyleyip bu resme tedbir eylediler ("bu şekilde bir çözüm önerdiler" anlamında). Birkaç günden ("birkaç gün sonra" anlamında) gulampareler askeri erişip saflar ve alaylar bağlayıp durdular. Zenpareler bu hali gördüler ve bildiler, can başlarına sıçrayıp söyledikleri söze peşiman (pişman) oldular. Ahiren, (sonra) içlerinden bir cihandide (dünya görmüş) ve beladan ve doksan dokuz kazadan arta kalmış, kesret-i zinadan (zina çokluğundan) gönlü kararmış ve a… havasından benzi sararmış, çok çalışmaktan beli bükülmüş bir pir (yaşlı), başında külah-ı kes (şarap dolu bardaktan yapılmış külah), elinde asay-i kır (erkeklik organından âsâ), ayak üzre durup ve bülenda- vaz (yüksek ses) ile çağırıp ayıttı (dedi) ki, "Ey gulampareler, iki cihanda yüzü kareler ve avareler. Hadd-ü insaftan (insaf derecesinden) teadi (çıkmak) ve tecavüz etmek rah-ı delalete (sapkınlık yoluna) ve tarik-i cehalete (cahillik yoluna) düşüp gitmek, hakkı koyup batıla uymak, s…leri boklara malamal olmuş (dolmuş) g…lere koymak ne demektir?

Şiir:

"Var iken dünyada zîbâ ve lâtif a…
Kişi g… s....k gayet bok yemekdir
Var iken billahi yağ, parmağını
Boka bandırmak adem ne demekdir?"

Gulampâreler bu haberi guş kılıp (duyup) deryayı muhit (etrafı çevreleyen deniz) gibi huruş ve cuş edüp (coşup kaynayıp) hemen ol dem (o an) dilediler kim (ki), hücum edip zenpareleri t....k zarbıyle (vuruşuyla) helak edeler ve s… nîzeleri (mızrakları) ile sinelerin (göğüslerin) çak edeler (yutalar) Şeytan aleyhilâne (Allah ona lanet etsin) bu haberi görüp ayak üzre kalkıp bir eline bir asa ve bir eline teşbih alıp ş'ol (şu) komşuluk ("komşu" yerine) a..ı s..... tenyüzüzü kara olmuş merdümek (mercimek) sorusu gibi bir aziz şeyh olup çıka geldi, iki askerin mabeyninde (arasında) durdu..." (Gazali, buradan sonra, kulamparalarla zanparaların karşılıklı tartışmalarını, her bir güruhun kendi "mesleğini" nasıl övdüğünü, şeytanın ortalığı nasıl kızıştırdığını anlatıyor... Aşağıda, bu bölümlere yer vermeden, faslın taraflar arasında ne şekilde bir uzlaşmaya varıldığından bahseden son kısmını naklediyoruz)

"...Şeytan aleyhilâne (Allah ona lanet etsin) çıkıp gelip bunların arasına seccade-i sulh (barış seccadesi) deyu (diye) bir s...şhane hasırın saldı, geçip üstüne oturdu, zenpareleri ve gulampareleri önüne getirdi, bunları ayıttı (dedi) ki:

"Ey gözümün nuru gulampareler ve ey gönlümün surum (sevinci) zenpâreler. Kiminiz bakıyye-i kavm-i Lût (Lût kavminden artakalan) ve kiminiz bende-i nesl-i Kabil (Adem peygamberin oğullarından Kabil'in soyundan gelenler). Bana yar-ı yoldaş (yar ve yoldaş) olmaya sizden gayrı kim kabil? Gelin siz ceng ve cidal (savaş) etmen (etmeyin) ve beni şuridehâl etmen (perişan etmeyin)" deyu her birine nasayih-i pür fasayih (güzel sözlerle dolu nasihatler) söy-leyib bulduğu pohu (boku) yiyip ahiren (soma) "sulh hayırdır" diyip bunları sulha davet edip kadı oldu.

Zenpâreler can ve gönülden buna razı oldu. Amma gulampâreler "Madem ki bu zenpârelerden bize bir nesne hasıl olmaz, bunlar bu murada vâsıl olmaz (ermez)"dediler. Pes (o zaman) şeytan aleyhilâne (Allah ona lanet etsin) bu sözü kabul eyleyip zenpârelere söyleyip bu kavli (sözü) bunun üzerine bağladılar kim (şöyle karar verdiler ki), zinadan ne kadar evlâd hasıl oldu ise, gulampârelere vâsıl ola ("verile" anlamında) ve her ne muradları var ise göreler (ne isterlerse yapalar). Gulamparler bu sözü işidip kail oldular, (kabul ettiler), taze g…ler s…meye mail (istekli) oldular. S…ten kalem ve g...ten divat (eskiden belde taşınan, yazı yazmak için kalem ve mürekkebin konulduğu alet; divit) getirip kalem divata bastırdılar. Boku meni ile ezdiler yani mürekkep düzdüler ("yaptılar" anlamında), bir tuman (don) içine yazdılar. Madem ki zenpâreler g…e dil 'izadıp itale-i lisan etmeyeler (söz atmıyorlar), gulampâreler onları t....k zarbıyla (vuruşuyla) ve s… zahmı (yarası) ile mecruh edip (yaralayıp) incitmeyeler. Ş'ol (şu) şartla kim (ki), zinadan hasıl olan zina püserleri (oğlanları) zina dilberleri cem' edip (toplayıp) cima talim edip (öğretip) andan ("ondan soma" anlamında) gulampârelere temlik edeler (mal olarak vereler).

Çün ahidname (anlaşma) tamam oldu, zenpârelerin yüzü kara ve başı aşağa ve oğlanların g…ü  s...e ve t....a olup herbiri bed-nâm (kötüğisimli) ve rusvây-ı âm (dünyanın rezili) oldular, neye uğradıklarını bildiler, kuyruk göte kısıp yildiler (hızla yürüdüler). Gulampâreler safalar kesbedip (alıp) huzurlar sürdüler, g…t dümbeleklerin çala çala ve s... kalemlerin sala sala feth-u zafer birle (zafer ve fetih ile) yerli yerine gittiler.

Şiir:

Sürür ile döndü gulampâreler
Gam ile helak oldu zenpâreler
Koyup oğlanı her kim zenpâre ola
Bu denlû belâlar ona az ola
G…ü terk idüp her kim ki s....e a…
Yeridir olursa rusvây-ı âm...".

Murat Bardakçı - Osmanlı' da Seks






Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM