TESLA, Zamanın Ötesindeki Deha

Margaret Cheney - TESLA, Zamanın Ötesindeki Deha


14. COLORADO'DA KARARTMA

"Tarih 3 Temmuz 1899'du. Bugünü asla unutmayacağım; bu, insanlık tarihi için büyük bir ilerleme anlamına gelen gerçeğin ilk deneysel kanıtı idi."

O akşam Tesla batıda toplanmaya başlayan elektrik yüklü bulutları izliyordu. Pek kısa bir süre içinde "hiddetinin büyük bir kısmını dağlara kustuktan sonra ovaya doğru ilerleyen" bir fırtına kopacaktı.

Güçlü ve sürekli yıldırım arklarının neredeyse düzenli zaman aralıklarıyla boşaldığını fark etmişti. Bir kayıt cihazını hazırlamış, elektrik aktivitesinin fırtına uzaklaştıkça azaldığını, en sonunda da kaybolup gittiğini tespit etmişti.

"Büyük bir heves ve beklenti içinde izlemeye devam ediyordum" diye yazmıştı günlüğüne. "Neden sonra pek kısa bir süre içinde belirtiler tekrar görünmeye başladılar, gittikçe daha çok güçlendiler ve doruk noktasına ulaştıktan sonra tekrar peyderpey etkilerini yitirerek yok oldular. Birçok kez aynı olay tekrar tekrar meydana geldi, ta ki belirli ölçümlerin de ortaya koyduğu gibi neredeyse sabit bir hızla ilerleyerek 300 kilometre uzaklığa çekilene kadar. Ama bu garip hareketlilik o zaman da bitmedi, azalmayan bir kudretle devam etti."

Kısa bir süre içinde bir konuda emin olacaktı: "Bu harika bir olaydı. Artık hiç şüphem yok: Durağan dalgaları gözlemlemekteydim."

Bu keşiflerin sonuçlarını şöyle özetleyecekti: "Ne kadar imkansız görünürse görünsün, bu gezegen, kocaman kütlesine karşın, sınırlı boyutları olan bir iletken gibi davranıyordu. Bu, sistemimle enerji nakletmenin ne büyük bir önemi olduğu konusunda beni tamamıyla ikna etmişti.

"Dünyanın dört bir yanına telsiz telgraf mesajları göndermek, daha önce de üzerinde durduğum gibi mümkündü ama iş bu kadarla da kalmıyordu, mesafeler ne olursa olsun sesi ve dahası enerjiyi de hiçbir kayıp söz konusu olmadan, telsiz iletebilmek olanak dahilindeydi."

Şimdi gerekli testlere girişmeden önce ekipmanını mükemmelleştirmesi gerekiyordu. Dünyanın herhangi bir noktasına enerji ve anlaşılabilir mesajların nakledilebilmesinin ancak iki yolla mümkün olabileceğini biliyordu; ya yüksek oranda transformasyonla, ya da rezonansın artırılması ile. Elektrik osilatörleri ile yaptığı deneylerin sonunda şu sonuca varmıştı: Enerji naklinin en uygun yöntemi birincisi idi ancak radyoda olduğu gibi düşük oranlarda enerji nakli söz konusu olduğunda ikinci yöntem hiç şüphesiz en iyi yoldu. Olacaklar konusunda kendisine yol gösterebilecek bir tecrübe yaşanmamıştı daha önce. Laboratuvarı bu insan yapısı yıldırım ile havaya da uçabilirdi ama bu da göze alınabilecek risklerden biriydi sadece.

Kararlaştırılan gece gayet düzgün bir şekilde Prens Albert stili takımını giymişti, beyefendi eldivenleri ve siyah melon şapkası bütünü tamamlıyordu. İstasyona geldiğinde cesur Czito'yu kendisini bekliyor bulacaktı. Czito şalteri indirecekti, bu sayede Tesla da koridordan laboratuvarın içinde olup bitenleri izleyebilecekti. Odanın ortasında devasa bobini ve direğin ucundaki bakır topu takip etmek onun için son derece önemliydi.

Her şey tastamam olduğunda "Şimdi!" diye bağıracaktı.

İlk denemede şalterin sadece bir saniye için kapalı kalması kararlaştırılmıştı. Bunun üzerine Czito şalteri indirdi, gözü kol saatindeydi ve neredeyse aynı anda şalteri kaldırdı. İlk sonuçlar umut vericiydi: Elektrik lifleri bobini taçlandırmış ve yukarıya doğru elektrik akımı fırlamıştı.

Bunun üzerine Tesla direğe ve bakır topa o anda olanları izleyebilmek için dışarı çıkacaktı.

"Sana işaret ettiğimde şalteri indirmeni ve ben sana söyleyene dek de kaldırmamanı istiyorum" diyecekti Czito'ya.

Hemen ardından "Şimdi şalteri indir" diye bağırdı.

Czito kendine söyleneni yapmış ve tekrar komut verildiğinde şalteri kaldırmak üzere beklemeye başlamıştı. Ana bobinden çıkan güçlü akımın titreşimleri yeri canlandırmaya başlamıştı. O anda bir şaklama ile istasyonun tepesinden bir yıldırım fırladı. Ambara benzeyen büyük yapının içini garip bir mavi ışık doldurmuştu.

Czito bobinden alev toplarının dalga dalga kıvranarak fışkırdığını görebiliyordu. Havayı elektrik kıvılcımları doldurmuştu ve keskin ozon kokusu genzini yakmaya başlamıştı. Yıldırım tekrar tekrar patladı, yapı bir kreşendo halini almaya başlamıştı ve Czito hala kendisine devreyi kapatması komutunun verilmesini bekliyordu. Bulunduğu yerden Tesla'yı görebilmesi mümkün olmadığı için mucidin bir elektrik çarpması sonucunda yaralanmış ya da ölmüş olabileceğinden endişelenmeye başlamıştı. Ama çılgınlık devam edeceğe benziyordu. Çatının ve yapının alev alacağı korkusu da tüm benliğini sarmıştı.

Tesla ise yaralanmış ya da ölmüş değildi. Yalnız büyülenmiş bir şekilde donmuş kalmıştı. Durduğu yerden yıldırımın direğin dört beş metre yukarılarına sıçradığını görebiliyordu. Daha sonra gümbürtülerin 30 kilometre öteden bile duyulabildiğini öğrenecekti. Yıldırım tekrar tekrar çatırdıyor, yükseliyordu. İnsan kendisini daha önce bu denli tanrıların dağında oturuyor gibi hissetmiş miydi acaba? Orada öylece ne kadar beklediğini bilemiyordu. Herhalde bir dakika kadar sürmüş olmalıydı.

Ama birdenbire her şey karanlığa gömülecekti. Czito'ya "Ne yaptığını sanıyorsun, ben sana şalteri kaldır dedim mi? Haydi indir şunu tekrar" diye bağırıyordu.

Oysa Czito şaltere dokunmamıştı bile. Enerji kesilmişti. Tanrı merhamet etmiş, ecelini sonraya saklamıştı.

Tesla hemen telefonun yanına koştu ve Colorado Springs Elektrik Şirketini aradı. Yakınıyor, söyleniyordu. Onları enerjisini kesmekle suçluyor, hemen bu durumun sona ermesini istiyordu.

Şirketin verdiği cevap ise kısa ve netti.

"Jeneratörümüzü devre dışı bıraktınız ve şu anda da yanıyor zaten!"

Tesla dinamoya fazla yüklenmişti. Colorado Springs kasabası karanlığa gömülmüştü. Yangın söndürülür söndürülmez yedek jeneratör devreye sokulmuştu. Ama Tesla'nın bundan yararlanma talebi kabaca reddedilmişti.

Deneyine devam etme konusunda kararlı olan Tesla şebekeyi kendi temin edeceği uzman bir ekip tarafından tamir ettirmeyi ve tüm giderleri karşılamayı teklif etmişti. Bu öneri kabul edildi. Bir hafta içinde tamirat tamamlanmıştı ve Tesla deneylerine yeniden başlayabilecekti.

Ne yazık ki Tesla'nın o dönemde ulaştığı nokta konusunda bugün o kadar da çok bilgi sahibi değiliz. Araştırmalarının temel amacı tabii ki ortadaydı. Güçlü osilatörlerle deneyler yapıyor, telsiz enerji nakli ve mesaj iletilip alınması konularında çalışıyor ve yüksek frekans üzerine incelemeler yapıyordu.

Sonuçları ne olursa olsun, yaptığı deneylerin fazlasıyla ilgi çekici olduğunu itiraf etmek lazım. Çitlere koyduğu uyarı levhalarına karşın komşu çocukları burunlarını laboratuvarın camlarına dayamaktan kendilerini alamıyorlardı. Tesla da camı çivilemek zorunda kalmıştı. Bu nedenle de, tehlikelerle kucak kucağa yaşadığı hayatı boyunca hiç olmadığı kadar ölümle burun buruna gelecekti.

Laboratuvarın içi tıklım tıklımdı. Enerjinin geçtiği ana şalterin indirilmesinin biraz zor olduğu da tecrübe ile sabitti. Bu işlemi kolaylaştırmak için Tesla şaltere en ufak bir dokunuşta kapanmasını sağlayacak bir tel monte etmişti. Daha sonra bu yaptığının kullanışlı olduğu kadar güvenli olmadığını öğrenecekti. Bir gün Czito, Tesla tarafından şehre gönderilmişti ve mucit deneylerini tek başına yürütüyordu. "Şalteri kaldırmış ve bir şeyleri incelemek üzere bobinin yanına gitmiştim. Ben oradayken şalter kapandı ve oda bir anda kıvılcımlarla doldu. Dışarı çıkabileceğim bir yol yoktu. Pencereden atlamayı düşündüm ama elimin altında kepenkleri kırabileceğim bir alet yoktu. Son çare olarak kendimi midemin üzerine attım ve sürünmeye başladım. "Bobinde elli bin voltluk enerji vardı ve ben kıvılcımların altında dar bir geçitten sürünerek geçmek zorundaydım. Havadaki asit, azotun oksitlenmesi nedeniyle o denli yoğunlaşmıştı ki, nefes almakta zorlanıyordum. İstediğim yere ulaştığımda her şeyin sonu gelmek üzereydi ama bina tamamıyla alev almadan şalteri kaldırabilmeyi başarabilecektim. Elime geçirdiğim bir yangın söndürücü ile alev alan yerleri de söndürmüştüm..."

Daha sonradan bu olayın kuduz bir kediyi azdırmaya ve en sonunda acı pençe darbelerine maruz kalmaya benzediğini anlatacaktı sevgili Luka'ya.

“Ama bu darbelerde bir düşünce saklı. Bir DÜŞÜNCE. Fazla konuşmak istemiyorum ama...”

"Bazı noktalarda harika bir ilerleme kaydettim ama bana telsiz telgraf konusunda danışan insanların sahte zaferler kutlamaları beni çileden çıkarıyor! Tartışmalarının özünde doğru olan tek bir söz dahi yok ve benim sistemim Luka, - açık ve seçik olarak - tek bir aksama dahi olmadan kullanılabilecektir..."

Peki Tesla bu dönem boyunca yeni bilgi diyebileceğimiz nitelikte keşiflerde bulunmuş muydu? Bu sorunun cevabı kesinlikle olumludur. Bilim insanları onun keşiflerinin ulaştığı noktayı bilemiyorlar ve belki de asla bilemeyecekler. Şurası da bir gerçek ki, Tesla'nın kendisi de belirli kuralları ve prensipleri izleyerek öncü niteliğindeki deneylerini doğrulama noktasına taşıyamamıştır.

Ama kuşkusuz, bilimsel takipçilerinin çeşitli alanlardaki keşifleri göstermektedir ki bilime çok önemli, temel nitelikte katkılarda bulunmuştur.

Eninde sonunda şu kadarı söylenebilir ki Tesla'nın düşünceleri çağdaş hipotezlerce doğrulanmaktadır. Tesla, Colorado Springs'teki hassas ve çok güçlü radyo alıcısı ile çalışmaları sonucunda bir diğer keşifte daha bulunduğunu iddia ediyordu. Sadece yaşlı marangoz Mr Elderly işinin başında iken Tesla radyo alıcısında ilginç ritmik sesler tespit etmişti. Bu düzenli sinyallerin diğer gezegenlerde yaşayan canlıların gönderdiği mesajlar olması dışında bir açıklama gelmiyordu aklına. Venüs ya da Mars'ın bu sinyallerin kaynağı olabileceğini düşünüyordu. O zamana kadar hiç kimse uzaydan gelen düzenli sinyallere tanık olmamıştı.

Korku ve şaşkınlık içinde yapabildiği tek şey oturup sinyalleri dinlemekti. Daha sonraları bu sinyallere karşılık verme düşüncesi onda bir fikri sabit halini alacaktı: Bunun bir yolu olmalıydı mutlaka.

Bu olayın olası açıklamalarından biri, radyoda duyduğu seslerin yıldızlardan yayılan dalgalar olmasıdır. Bu tip düzenli sinyaller astronomlar tarafından tekrar ancak 1920'lerde tespit edilebilecekti (ve resmen onaylanacaktı); 1930'larda bu sinyaller dijital bir kayıt cihazına kodlanmış numaralar olarak kaydedilmeye başlanacaktı. Son günlerde "yıldızları dinlemek" neredeyse sıradanlaştı.

Tesla, son kertede, Colorado'daki başarıları ile tatmin olmuşa benziyordu. Emirleri ile yıldırımları dans ettirmişti, tüm dünyayı bir laboratuvar malzemesi gibi kullanmıştı ve yıldızlardan mesaj almıştı. Şimdi de geleceğe doğru atılmak için karşı konulamaz bir istek duyuyordu.

Margaret Cheney - TESLA, Zamanın Ötesindeki Deha






Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM