YOK OLUŞ

David M. Raup - Yok Oluş


TÜRÜN TANIMI

Daha da ileri gitmeden, tür diyerek neyi kastettiğimi netleştirmeliyim. Tür, yok oluş çalışmalarının çoğunun geleneksel hesap birimidir; McLaren’in görüşü ne olursa olsun...

Bir canlı türü, işinin ehli bir taksonomist öyledir diyorsa, türdür. Biraz iğneleyici de olsa, biyoloji ve paleontolojinin en fazla başvurduğu işlevsel açıklamadır bu. İşe yarar; zira biyoloji dünyası, aslında doğal birimlere ayrılmıştır. Profesyonel taksonomistler zamanlarının ve enerjilerinin çoğunu, organik dünyayı temel birimlerine, yani belli türde organizmalardan ayırt edilebilen belli türlere göre sınıflandırmaya ayırır, ölçütleri arasında anatomi, biyokimya, renk, üreme sistemleri ve bazen de davranışlar yer alır. Taksonomistin deneyimi, tutarlı sınıflandırmaları mümkün kılacak özellikleri seçmeye yarar.

Daha keskin bir tanım vermek de mümkün: tür, ortak bir genetik materyal havuzunu (genomu) paylaşan bireysel organizmalar grubudur. Tüm insanlar tek bir türe aittir çünkü doğurgan döl üretmek için kendi aralarında çiftleşmeleri şarttır. Cinsiyetin yanı sıra, türümüzün bireyleri açısından üremenin önündeki engeller coğrafi ve kültüreldir. Biyolojik dünya, her biri zamanla değişen fakat birbirine karışmayan, ayrı ve bağımsız genomlar dizisidir. Türler üreme açısından yalıtık olduklarından, anatomilerindeki ve davranışlarındaki farklılıklar evrimleşir.

Taksonomistin işi doğal türleri tanımak ve ayırt etmektir. Ne yazık ki, üreme yalıtımını sınayan çiftleşme deneyleri genellikle kullanışsızdır; bu gibi testler, organizmaların farklı bölgelerde yaşadığı ve esaret altında doğal davranmadıkları durumlarda imkânsızlaşır. Bu yüzden taksonomist çoğunlukla, fiziksel görünüş, davranış, çiftleşme döngüleri ve bunun gibi temsili bilgilere itimat eder.

Türler arasında olduğu kadar tür içinde de farklılıklar bulunduğu gerçeği, taksonomistin görevini zorlaştırır. Bir türün belli bir bölgede yaşayan popülasyonu, aynı türün başka bölgede yaşayan popülasyonundan farklı olabilir, hem de çarpıcı biçimde... Farklılıklar, yerel şartlara bağlı ufak adaptasyonlardan veya sadece, normal şartlar altında çiftleşmeyen popülasyonlar arasında gelişmiş rastlantısal ayrımlardan kaynaklanabilir. Türlerin coğrafi değişkenlerine (türün farklı coğrafyalardaki versiyonlarına), aynı bölgede yaşasalardı (ve isteselerdi) çiftleşebilirlerdi anlamına gelen, alttür, varyasyon ya da ırk adı verilir. Alttürler başlangıç aşamasındaki türlerdir; yani özgün tür, türleşme sürecindedir. Coğrafi yalıtım yeterince uzun sürerse, alttür tamamıyla bağımsız bir tür haline gelir.

Türler arasında zaman zaman, tür sınırlarını bulanıklaştıran, başarılı melezleşmeler meydana gelir, özellikle de bitkilerde (sözgelimi meşe). Melezler, genellikle şeklen, arada yer alır. Yeryüzünde melezleşme alıp başını gitseydi, organizmaları tür tür ayırdığımız koca bir sınıflandırma sistemi heba olurdu. Taksonomistlere ve muhtemelen evrime ne mutlu ki bu gerçekleşmemiştir. Son tahlilde, uçmak ve yüzmek kadar birbirinden farklı adaptasyonların evrimleşmesini ve kalıcılaşmasını sağlayan, bağımsız olarak evrimleşebilen genomların varlığıdır. Türler arası engeller olmasaydı dünyamız çok farklı olurdu; ve muhtemelen biz de var olmazdık. Bütün dünyada biyolojiye; her şeyden biraz anlayan, fakat hiçbir şeyi çok iyi yapamayan özelleşmemiş organizmalar hâkim olurdu muhtemelen.

Organizmaların üreme becerilerini test etmek, fiiliyatta nadiren mümkün ya da uygulanabilir olabildiğinden, türlerin sınırları hakkında taksonomistlerin bir sürü aklı başında tahminde bulunması gerekir. Farklı taksonomistlerin sınıflandırmaları karşılaştırılarak, herhangi bir yaklaşımın çoğunlukla daha iyi sonuç verip vermediği doğrulanabilir. Yeni Gine’nin ıssız kesimlerindeki kuş türlerinin, Batılı ornitologlar ve yerli kabilelerin birbirlerinden bağımsız olarak yaptıkları listeler arasındaki karşılaştırma özellikle çarpıcıdır. Neredeyse mükemmelen örtüşürler.

Biyologlar nasıl yaşayan organizmaları sınıflandırıyorsa, paleontologlar da fosilleri sınıflandırır. Elbette fosiller üzerinde üreme deneyleri yapmak ya da onlardan davranışlara veya fizyolojiye dair bilgiler almak mümkün değildir. Fakat araştırmaların dış görünüşle sınırlanmış olması, yaşayan organizmalarla çalışan biyologların da çoğu zaman kararlarını bu temelde verdikleri hesaba katıldığında, büyük bir kayıp değil.

David M. Raup - Yok Oluş







Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM