Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi

Mircea Eliade - Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi - Cilt 1


10. Paleolitik Avcıların Mirası

Mezolitik çağda gerçekleştirilen ilerlemeler paleolitik halkların kültürel birliğine son verip, uygarlıkların başlıca ayırt edici özelliği haline gelecek çeşitlilik ve farklılıkları başlatır. Paleolitik avcı toplumların kalıntıları sınır bölgelerine veya zor erişilen yerlere kaymaya başlar: çöl, büyük ormanlar, dağlar. Ama paleolitik toplumların bu uzaklaşma ve yalıtılma süreci, avcıya özgü tavrın ve tinselliğin yok olması anlamına gelmez. Geçim kaynağı olarak av, tarımcı toplumlarda da sürer. Tarım ekonomisine etkin bir biçimde katılmayı reddeden belli sayıda avcı köyü savunma işinde kullanılmış olabilir; önce yerleşik insanları hırpalayan ve ekili tarlalara zarar veren yabani hayvanlara karşı sürdürülen bu savunma, daha sonraları ürünleri çalan çetelere yönelmiş olabilir. İlk askeri örgütlenmeler de köyleri koruyan bu avcı-muhafız gruplarından çıkmış olabilir. Aşağıda göreceğimiz gibi, savaşçılar, fatihler ve askeri aristokrasiler paradigmatik avcı simgeselliğini ve ideolojisini sürdürürler.

Diğer yandan gerek ekicilerin gerekse çobanların kanlı kurbanları son tahlilde avcının avı öldürmesinin yinelenmesidir. Bir ya da iki milyon yıl boyunca insanın (en azından erkeğin) varoluş biçimiyle iç içe geçmiş bir tavır kolay kolay yok olmaz.

Tarım ekonomisinin zaferinden binlerce yıl sonra, ilkel avcının Weltanschaung’u*  tarihte yeniden hissedilecektir. Gerçekten de Hint-Avrupalıların ve Türk-Moğolların akın ve fetihleri, en mükemmel avcı olan yırtıcı etobur simgeleriyle örtüşür. Hint-Avrupa askeri tarikatlarının (Mannerbünde) üyeleri ve Orta Asya'nın göçebe süvarileri saldırdıkları yerleşik halklara karşı bozkırın otoburlarını veya çiftçilerin sürü hayvanlarını avlayan, boğan ve parçalayan yırtıcı etoburlar gibi davranıyorlardı. Çok sayıda Hint-Avrupa ve Türk-Moğol kabilesi, avcı hayvan isimleri (ilk sırada kurt) almıştı ve vahşi hayvan suretindeki bir mitsel atanın soyundan geldiklerini kabul ediyorlardı. Hint-Avrupalıların askeri erginlenme törenlerinde ritüel olarak kurta dönüşüm yer alıyordu: Paradigmatik savaşçı bir yırtıcı etoburun tavrını sahipleniyordu.

* Weltanschaung: dünya görüşü

Diğer yandan yabanıl bir hayvanın izinin sürülmesi ve öldürülmesi bir toprağın fethinin (Landnama) ve bir devletin kuruluşunun mitolojik modeli haline geldi. Asurlular, İranlılar ve Türk-Moğollarda avlanma ve savaş teknikleri birbiriyle karıştırılabilecek kadar benzeşmektedir. Asurluların ortaya çıkışından modern çağın başlangıcına kadar Avrasya'nın her yerinde av hem en mükemmel eğitimi hem de hükümdarların ve askeri aristokrasilerin gözde sporunu oluşturur. Zaten avcının yaşama biçiminin yerleşik ekicilerin yaşama biçimi karşısındaki masalsı saygınlığı birçok ilkel halkta hala sürmektedir. Hayvan dünyasıyla bir tür mistik sembiyoz içinde geçirilmiş yüz binlerce yıl, silinmez izler bırakmıştır. Üstelik "orji" türü esrime, avı çiğ çiğ yiyen paleohomidiyenlerin dinsel tavrını yeniden güncelleştirme gücüne sahiptir; bu, Yunanistan'da Dionysos'a tapanlar arasında veya XX. yüzyıl başında Fas'taki İsaviye tarikatında görülmüştür.

Mircea Eliade - Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi - Cilt 1






Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM