Dünya Dışı Uygarlıklar

İsaac Asimov - Dünya Dışı Uygarlıklar


UYGARLIK

Yaşamın tarihi boyunca, yaşayan varlıklar, hücreleri içindeki bazı kimyasal maddelerin oksijenle yavaş yavaş yanması sonucu, kimyasal enerjiyi kullanmışlardır. Süreç, yanma işleminin benzeridir ama çok daha yavaş ve kontrollüdür. Kimi zaman daha güçlü türlerin vücutlarında bulunan enerjiden yararlanılır. Bir romera'nın bir köpekbalığına yapışması ya da insanın öküze saban bağlaması gibi.

Türlerin kendilerini rüzgara ya da su akıntılarına bıraktıkları kimi zaman, cansız enerji kaynakları kullanılmış olur. Bu durumda, cansız enerji kaynaklarından mevcut oldukları yerde ve zamanda, mevcut oldukları kadar yararlanılır.

Ateş, taşınabilir ve istendiği zaman kullanılabilir cansız bir enerji kaynağıdır. İsteğe bağlı olarak yakılıp tutuşturulabilir ve istendiği zaman kullanılabilir. Küçük miktarda tutulabilir, istenirse beslenerek büyütülebilir, istenilen miktarda kullanılabilir.

Ateşin kullanılışı, insanların ılıman iklimlere girmelerini olanaklı hale getirmiştir. Böylece soğuk geceleri ve uzun kış günlerini atlatabilmişler, ateşten korkan yırtıcı hayvanlardan korunmuşlar, eti ve tahılı pişirmişlerdir. Bunun sonucu yiyecek çeşitleri artmış, bakterilerin ve parazitlerin tehlikesi sınırlanmıştır.

İnsanlar sayıca çoğalmışlar ve böylece gelecekteki gelişmeleri planlayacak beyinlerin sayısı artmıştır. Ateşle birlikte insanların karnı doymakla kalmamış, aynı zamanda insanlar acil ihtiyaçlarının ötesindeki işlerle uğraşmak için fırsat bulabilmişlerdir.

Kısacası, ateşin kullanılışı bir dizi teknolojik gelişme sağlamıştır.

Yaklaşık 10.000 yıl önce Orta Doğuda bir dizi ileri düzeyde gelişme kaydedildi. Bunlar tarım ve hayvancılıkta ilerleme, şehirlerin kurulması, çömlekçilik, metalürji ve yazıdır. Yazıyla ilgili son adım 5000 yıl önce Orta Doğuda atıldı.

Bu 5000 yıllık bir devreye yayılmış olan karmaşık değişiklikler, uygarlık dediğimiz şeyi yarattı. Bu isim, insanların çeşitli işlerde uzmanlaştığı, karmaşık ve yerleşik bir yaşam şekline verilmiştir.

Elbette, hayvanlar da karmaşık toplumlar kurabilirler ve değişik işlerde uzmanlaşmış farklı bireylerden oluşabilirler. Bu durum en çok toplu halde yaşayan böceklerden arılar, karıncalar ve diviklerde görülür. Bunların bireylerinin bazıları fizyolojik olarak öyle farklıdır ki, kendileri yiyecek yiyemezler, diğerleri tarafından beslenmeleri gerekir. Karıncaların bazı türleri tarımla uğraşır ve küçük mantar bahçeleri yetiştirirler, diğerleri yaprak bitlerini çalıştırırlar, bir diğer türleriyse savaşır ve daha küçük karıncaları öldürür. Arı kovanlarının, karınca ve divik kolonilerinin, insan şehirlerine benzer bir çok yanları vardır.

Bununla birlikte, böceklerin bu karmaşık toplulukları içgüdüsel davranışların sonucudur. İlkeleri, bireylerin doğuştan sahip oldukları genler ve sinir sistemleri üzerine kuruludur. Yine, insanların dışındaki hiçbir topluluk ateşi kullanamaz. Önemsiz istisnalar dışında böcek toplulukları, böceklerin vücutlarında üretilen enerji sayesinde işlerliğini sürdürür.

O halde, insan topluluklarının diğer topluluklardan farklı olduğunu düşünmek ve uygarlığı yalnızca insan topluluklarına yakıştırmak yerinde olur.

Üçüncü bir grup değişiklik, 200 yıl önce buhar makinasının gelişimiyle başladı ve Sanayi Devrimini yarattı. Bu, hala devam etmektedir. V e yaklaşık 20 yıl önce, önemli miktarda uzaya sızabilen enerji tiplerini kullanmaya başladık. Böylece algılanabilir hale geldik.

Kısacası, bizler yalnızca dünya dışı bir yaşamı. hatta yalnızca dünya dışı zekaları araştırmıyoruz. Bizim araştırdığımız, yıldızlar arasında algılanabilecek düzeyde enerji kullanan dünya dışı uygarlıklar. Her şeyin ötesinde, herhangi bir dünyadaki yaşam-zeka-uygarlık düzeyi algılanabilecek seviyede değilse onu öğrenemeyeceğiz demektir.

İşte görüyorsunuz ki, yeryüzünde aradığımız türden yalnızca bir tek uygarlık var, bizim uygarlığımız. Bildiğimiz kadarıyla yeryüzünde bu türden başka bir uygarlık şimdiye kadar kurulmamıştır ve bizim uygarlığımız da ancak birkaç yıl önce kastettiğim şekle gelmiştir: Dünya dışından algılanabilir bir uygarlık.

Anlaşılıyor ki, uygarlık kurucusu olarak bizler yeryüzünde yalnızız, ama bu öyle trajik bir şey değil. Yeryüzü artık insan bilincindeki tek dünya olmaktan çıktı. İhtiyacımız olan şey, başka dünyalardaki uygarlıkları araştırmak. Ancak o zaman yalnız olmadığımızı keşfedebiliriz.

İsaac Asimov - Dünya Dışı Uygarlıklar









Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM