Fikir Nasıl Bulunur

Jack Foster - Fikir Nasıl Bulunur


FİKİRLERİN VAR OLDUĞUNU BİLİN

Ders vermeye ilk başladığımda, öğrencilerime her sorunun bir çözümü, yanıtı ya da fikri olduğunu söylerdim.

Yanılıyordum.

Bugün artık biliyorum ki, yüzlerce çözüm, yüzlerce yanıt ve yüzlerce fikir var. Belki de binlerce. Hatta, işin aslına bakarsanız bu sonsuz bile olabilir.

Düşünün bir:

1940 itibarıyla (son sayım o zaman yapılmış) tıraş kabı için tam 94 ayrı patent alınmış. Tıraş kabı, inanabiliyor musunuz!

Amerika Birleşik Devletleri’nde yayımlanan yemek kitapları, küçük bir kitaplığı dolduracak kadar çok.

Ya da Lincoln Steffens’ın 1931’de yazdıklarına bir bakın:

Hiçbir şey yapılmadı. Dünyada var olan ne varsa yapılıyor ya da yapılacak.

En güzel resim henüz yapılmadı, en büyük oyun yazılmadı, en görkemli şiir okunmadı.

Yeryüzünde ne mükemmel bir demiryolu var, ne kusursuz bir hükümet, ne de uygulanan yasalar.

Fizik, matematik ve en gelişmiş ve en doğru bilim, temelden değiştiriliyor. Kimyanın bilim sayılması o kadar yeni ki; psikoloji, ekonomi ve sosyoloji çalışmalarıyla,

Einstein’ın doğmasını sağlayacak bir Darwin bekliyorlar.

Okullarımızdaki parlak çocuklara, bütün bunlar anlatılabilse, belki hepsi futbol, parti ya da hak edilmemiş mevkilerin uzmanı olup çıkmayacak. Ama anlatılmıyor, buna karşılık; onlara sadece bilinenleri öğrenmeleri gerektiği söyleniyor.

Bu hiçbir şey değildir.

Bütün söyledikleri bugün de en az 1931’deki kadar geçerlidir.

Hiçbir şey yapılmadı. Her şey, yapılabilmek için sizleri bekliyor.

Gelin size bir öykü daha anlatayım:

Yirmi yılı aşkın bir süre, bir reklam ajansında çalıştım ve Smokey Bear’ın reklamlarını yaptım. Metin yazarları ve sanat yönetmenlerinin her yıl yaptıkları ilk iş, bir ana poster hazırlamaktır. Posterin kuralları asla çeşitlenmez: Belirli bir şekil ve büyüklükte olmalıdır; Smokey’i canlandıran bir görselliği olmalıdır; bir bakışta anlaşılacak ve bir budalanın bile anlayabileceği kadar açık olmalıdır ve (eğer sözcük kullanılmışsa) üç ya da dört saniyede okunabilecek kadar kısa olmalıdır.

Posterin işlevi de asla değişmez: İnsanları ateşe karşı uyarır.

Diğer bir deyişle, bizler her yıl aynı şeyi sadece biraz daha farklı sunmak zorundaydık.

Bunu da başardık. Gerçekten de her yıl, poster için 20-30 farklı fikir ürettik. Yirmi yılı aşkın bir süre boyunca, her yıl. Yani her biri Smokey’i tanıtan ve aynı şeyi anlatıp da hiç biri aynı olmayan 500’den fazla poster.

Bildiğim kadarıyla, o ajanstaki metin yazarları ile sanat yönetmenleri, hâlâ Smokey posterleri için aynı işlevleri ve aynı kuralları uyguluyorlar ve hâlâ her yıl yeni fikirler getiriyorlar.

Bu nedenle, sakın bana bir sorunu çözmenin bir ya da iki yolu olduğunu söylemeyin. Çünkü, ben öyle olmadığını biliyorum.

Ya da dilerseniz, bir arkadaşımın öyküsünü de anlatabilirim:

Bir dönem Chicago’da üç günlük bir reklamcılık semineri veriyordum.

Her öğrenciden istediğim şey, Swiss Army çakısı için gece boyu çalışarak bir açık hava reklamı yaratmalarıydı. Öğrencilerin çoğu, ertesi sabah istenen reklamla gelirdi, ama bazıları saatlerce çalıştıklarını, gene de bir şey üretemediklerini söylerdi. Üç yıl boyunca bu hep böyle gitti.

Dördüncü yıl, farklı bir şey denedim. Tek bir Açıkhava reklamı istemek yerine, her öğrencinin Swiss Army çakısı için en az onar reklam üretmesini istedim. Ayrıca, onlara bir gece vermek yerine bu işi, hemen o gün öğlen yemeği arasında yapmaları gerektiğini söyledim.

Yemek arası bittiğinde, hepsinin elinde en az on tane reklam vardı.

Bir öğrenci, tam 25 tane yapmıştı.

O anda, bir sorunla karşılaştığında çoğu insanın, sadece tek bir doğru çözüm olduğunu düşündüğünü, çünkü kendisine böyle öğretilmiş olduğunu kavradım. Bütün okul yaşamları boyunca, çok seçenekli ve doğru ya da yanlış karşılıklı sorularla karşılaşıyorlardı ve tüm bu soruların yalnızca bir tek doğru yanıtı oluyordu.

Ayrıca, bütün soru ve sorunların aynı bunlara benzediği inancına kapılmışlardı. Mükemmel gözüken bir çözüm bulamadıklarında her şeyi yüzüstü bırakıyorlardı.

Ne var ki çoğu sorun, okullardaki sınav sorularına benzemez.

Çoğu sorunun birçok çözümü vardır. Öğrencilerimi bunu kavramaya zorlar zorlamaz, bu çözümleri bulmuşlardı.

Hiç böyle bir şey duydunuz mu? Öğrenciler, birden çok çözüm olduğunu kavrar kavramaz, bu çözümleri bulmuşlardı.

“Daima, yapacağınız işin kolay olduğunu düşünün, öyle olduğunu göreceksiniz” der Emile Coue.

Bir yanıtın olmadığını düşünecek olursanız, onu bulmanız da zor olur.

Birçok yanıt olduğunu bilirseniz, bir ya da ikisini bulmanız kolaylaşır.

Dr. Norbert Wiener da aynı şeyi fark etmiş: “Bir bilimci, çözümü olduğunu bildiği bir soruna saldırdığında, bütün davranışları değişir. Daha başlangıçta, çözüme giden yolun yüzde ellisini aşmış gibidir.”

Arthur Koestler de aynı görüşte: “Sorunun çözülebilirliği konusundaki azıcık bilgi bile, oyunun baştan kazanılması anlamına gelir.”

Bazı insanların her zaman fikirlerle dolu olmasının nedenlerinden biri de budur. Fikirlerin oralarda bir yerlerde olduğunu bilirler.

Bir gün büromda, bu kitabın çizeri Larry Corby ile birlikte, çocuk oyuncakları hakkında bir TV reklamı hazırlamak için çalışıyorduk.

“Kapıyı kapat” dedi Larry.

“Neden?”

“Odanın bir yerlerinde fikirler dolanıyor ve onların dışarı kaçmasını istemiyorum.”

Şaka yapmıyordu. Aradığımız fikirlerin odanın bir yerlerinde olduğuna gerçekten de inanıyordu. Böyle olduğunu düşünmemizden beş dakika sonra da birkaç tanesini yakalayıverdi! Joseph Haller de aynı şeye inanıyordu, “Çevremdeki havada fikirlerin uçuştuğunu ve kendilerini bulmam için beni seçtiklerini hissediyordum” demişti.

Ve tabii Edison. İnanıyordu ki - hayır biliyordu ki - fikirler “havadadır”. Eğer o yakalayamayacak olsaydı, başkası yakalayacaktı. Birçoğunu yakalayanın o olmasının başka açıklaması olabilir mi?

Her zaman için başka bir çözüm ve başka bir fikir vardır.

Bunu kabul edin.

Jack Foster - Fikir Nasıl Bulunur






Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM