BİR ARKEOLOG OLARAK NAPOLEON

Adrian Berry - Sonsuzluğun Kıyıları


16. BİR ARKEOLOG OLARAK NAPOLEON

Fetih seferleri sırasında çoğu ordunun aklında iki şey olmuştur: Yağma ve tecavüz. Ama Napoleon'un Mısır'ı istilası bir istisnaydı. Askerleri Nil'in bir dönemecinden Çıkıp da Teb şehrinin kalıntıları arasında Karnak ve Luksor tapınaklarını gördüğünde, bir şahidin anlattığına bakılırsa "bütün ordu birdenbire, şaşkınlık içinde durdu ve hayranlıkla ellerini çırptı".

Napoleon'un 1798'deki Piramitler Savaşında ülkenin despot Memlûk krallarını bozguna uğratmasından sonra başlayan Mısır seferi, Scientific American’daki bir makaleye göre bilim tarihinin en önemli olaylarından biriydi. Mısır'a yanında getirdiği ama bir sene sonra iktidarı ele geçirip Birinci Konsül olmak için aceleyle Paris'e dönerken ardında bıraktığı - 151 bilim adamı, mühendis, hekim ve araştırmacı, bu ülke hakkında öyle çok bilgi topladı ki başka hiçbir işgalci güç bunu aşamadı, diyor makalenin yazarı Princeton Üniversitesi'nden Charles Gillispie.

Bir araya topladıkları bulgular 1809'la 1828 arasında Mısır'ın Tasviri adı altında basıldı. Bu yapıt öyle kapsamlı ve ayrıntılıydı ki özel yaptırılan maun bir kitaplığa yerleştirilmişti (bir örneği British Library'de görülebilir). Folyo levhalardan oluşan 10 ciltte ve 50'si renkli 837 bakır oyma baskı içeren 2 atlasta toplanan 7000 sayfalık bu eserde anılar, yorumlar ve haritalar - ve bunların yanı sıra artık var olmayan yapıların ve kitabelerin kayıtlarını içeren 3 atlas - yer alıyordu.

Napoleon'un gelişine kadar, tek tük seyyahların anlattıkları dışında Yukarı Mısır hakkında hemen hemen hiçbir şey bilinmiyordu. Muazzam anıtlar, iki bin yıl önceki Roma istilasından beri kumlara terk edilmişti. Ama Fransızlar Mısır'ı hayata döndürdü. Çalışmalarının bir örneği Karnak'ın güney kapısının ilk zamanlarını düşünerek yaptıkları muhteşem bir çizimdir. Verdi'nin Aida operasından bir sahneye benzeyen (muzaffer Teb kralı önünde askerleri, ardında tutsakları zafer takının altından geçmektedir) bu resim, Paris'teki Zafer Takı'nı yaptırmak için Napoleon'a da ilham verecekti.

Napoleon un yanında götürdüğü bilim adamları Eski Mısır uygarlığını inceleyen bilim dalının kurucularıdır. Firavunlara ait yapıların üzerinde kullanılan Eski Mısır dili o zamanlar çözülememişti. Bir şifreyi çözmenin yollarından biri, bir sözcüğün metinde geçtiği yerleri bulmaktır. 1822 yılma gelindiğinde Jean- Francois Champollion, Rosetta Taşı'nın üzerinde yer alan üç ayrı yazı sisteminde de - hiyeroglif, demotik yazı ve Yunanca - "ptolemaios" sözcüğünü tespit etmişti.

Birkaç on yıl sonra bu başlangıç araştırmacıların bütün metinleri çevirebilmesine imkân tanıdı. Bu arada Fransızlar 1803 te, üzerinde yazanları kopya ettikten sonra, Taşı istemeye istemeye İngilizlere teslim etti. Ne tuhaftır ki, Nelson Nil Savaşı'nda Fransızların donanmasını yok edip ordularını Mısır'da yalnız bıraktığında İngilizler Fransız kültürel misyonunu desteklemişti.

Fransız araştırmacılar daha başka pek çok önemli keşifte bulundu. Ordu zorlu bir çöl yürüyüşünde, var olmayan göllerin görüntüleriyle eziyet çektikten sonra Gaspard Monge serapların gerçek doğasını saptadı. Lelorgne de Savigny, Mısır'ın kötülük simgesi olan zehirli uçan yılanlar tarafından istila edilme tehlikesiyle sürekli karşı karşıya olduğu, ancak bu yılanlarla beslenen beyaz ibişlerin bu tehlikeyi kontrol altında tuttuğu yolundaki, Kitabı Mukaddes'ten kaynaklanan efsaneyi sona erdirdi. 1805te basılan İbişin Doğal ve
Efsanevi Tarihi adındaki kitabında, ibişin uçan yılanları yemediğini, zaten böyle bir yılan da olmadığını yazmıştı.

Mısır uzun zamandır halk arasında tuhaf hayvanların vatanı kabul ediliyordu. Shakespeare'in Kleopatra'yı öldüren yılanı tarif ederken "kobra" yerine gizemli "Arap engereği" tanımını kullanması da bunun bir örneğidir. De Savigny Mısır'da yaşayan hayvanlardan 1500'ünün birer örneğini toplamış, böylece "homoloji" (benzerlik) bilimini kurmuştur. Bu, hayvanların aynı kökenden gelen organlara sahip olabileceğini ama bunların, insanın kolları ve yarasının kanatları gibi ille de aynı işlevi görmesi gerekmediğini gösteren Darwin'in evrim kuramının önemli bir bölümünü oluşturmuştur.

Bunların hiçbiri rastlantısal değildi. Napoleon, bu sefere özellikle Avrupa bilimini Mısır'a getirmek için başlamıştı. Doğu'nun önemine dair bir saplantısı vardı.

Mısır'a giderken ona eşlik eden fizikçi Jean Baptiste Fourier "Bu fethin Avrupa'yla Asya'nın gelecekteki ilişkilerini etkileyeceğinin farkındaydı. Bilimi ve teknik sanatları kullanmadan amacına ulaşamazdı.' demiş.

Napoleon'un bu vakadaki hareket tarzı diğer sömürge güçleriyle tezat oluşturuyor, örneğin Belçikalılar Afrika'da ele geçirdikleri toprakları o kadar ihmal etmişlerdi ki oradan çekildiklerinde her yer harabeye döndü.

Adrian Berry - Sonsuzluğun Kıyıları






Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM