Hatasız Düşünme Sanatı

Rolf Dobelli - Hatasız Düşünme Sanatı


SOSYAL İSPAT

50 milyon insanın aptalca bir şeyin doğru olduğunu ısrarla iddia etmesi o şeyi doğru kılmaz!

Bir konsere gitmek üzere yoldasınız. Bir dört yol ağzında bir grup insanla karşılaşıyorsunuz; hepsi gözlerini gökyüzüne dikmiş. Hiçbir şey düşünmeden siz de yukarı bakıyorsunuz. Neden? Sosyal ispat. Konserin ortasında, parçanın harikulade üstesinden gelinmiş bir bölümünde biri alkışlamaya başlıyor ve birden bütün salon ona katılıyor. Tabii siz de. Neden? Sosyal ispat. Konserden sonra vestiyerden paltonuzu alacaksınız. Vestiyer hizmetinin bilet parasına dâhil olduğu bildirilse de insanların bir tabağa bozuk para bıraktıklarını görüyorsunuz. Ne yaparsınız? Herhalde siz de bahşiş bırakırsınız. Sosyal ispat (ki bazen muğlak bir şekilde sürü psikolojisi olarak adlandırılır) şöyle der: Diğerleri gibi davrandığım zaman doğru davranırım. Bir başka şekilde ifade edersek: Bir fikri ne kadar çok insan doğru buluyorsa, bu fikir o kadar doğrudur - ki bu elbette saçmadır.

Sosyal ispat, borsadaki balonların ve paniğin ardındaki musibettir. Sosyal ispat modada, yönetim tekniklerinde, insanların boş vakitlerini geçirme alışkanlıklarında, dinlerde ve diyetlerde karşımıza çıkar. Bütün bir topluluğu felce uğratabilir - tarikatlardaki toplu intiharları düşünün.

Basit bir deney olan Solomon Asch deneyi - ilk kez 1950’de gerçekleştirilmiştir - topluluk baskısının sağduyuyu nasıl çarpıttığını gösterir. Bir deneğe farklı boyda çizgiler gösterilir. Bu sırada denekten bir çizginin referans çizgiden daha uzun mu, eşit uzunlukta mı yoksa kısa mı olduğunu söylemesi istenir. Denek odada yalnızsa gösterilen bütün çizgileri doğru değerlendirir, çünkü bu gerçekten kolay bir iştir. Sonra odaya yedi kişi daha alınır, bunların hepsi oyuncudur ama denek bunu bilmez. Oyuncuların hepsi arka arkaya yanlış bir cevap verir, referans çizgisi bariz şekilde daha uzun olmasına rağmen “kısa” derler. Sonra sıra deneğe gelir. Deneylerin yüzde 30’unda denek kendisinden önce cevap verenlerin söylediği yanlışı tekrarlayacaktır, sırf topluluk baskısından.

Beynimiz neden böyle çalışıyor? Bu davranış tarzı, evrimsel geçmişimizde hayatta kalmak adına iyi bir strateji olarak kendini kanıtladığı için. Varsayalım, 50.000 yıl önce avcı-toplayıcı arkadaşlarınızla Serengeti’de dolaşıyorsunuz ve birden dostlarınız tabanları yağlıyor. Ne yaparsınız? Durup, orada gördüğünüz şeyin gerçekten bir aslan mı yoksa belki de görüntüsü aslana benzeyen zararsız bir hayvan mı olduğunu düşünerek alnınızı mı kaşırsınız? Hayır, siz de dostlarınızın ardından koşarsınız, hem de vargücünüzle. Kafa yormayı sonraya, emniyette olduğunuz zamana bırakabilirsiniz. Farklı davrananlar gen havuzundan yok oldu. Bu davranış şeması içimizde o kadar derinlerde yer etmiştir ki, bugün, hayatta kalmak adına bir avantaj söz konusu olmadığı durumlarda bile uygularız. Aklıma, sosyal ispatın faydalı olduğu tek bir durum geliyor: Varsayalım yabancı bir şehirdesiniz ve futbol maçına biletiniz var ama stadyumun yerini bilmiyorsunuz. Bu durumda futbol fanatiği gibi giyinmiş insanların peşinden gitmekte fayda vardır.

Televizyonda komediler ve sohbet programları, stratejik noktalarda kahkaha sesi koyarak - ki bu kahkaha efektinin seyircileri gülmeye teşvik ettiği kanıtlanmıştır - sosyal ispattan faydalanır. Sosyal ispatın en etkileyici örneklerinden biri Joseph Goebbels’in 1943’teki “Topyekûn savaşı istiyor musunuz?” konuşmasıdır. Youtube’ta konuşmanın bir videosunu bulabilirsiniz. İnsanlara teker teker ve cevapları anonim kalacak şekilde sorulsa hiç kimse bu saçma öneriyi onaylamazdı.

Reklamlar sosyal ispatla ilgili zaafımızı sistematik olarak kullanır. En çok da, bir bakışta kavranamaz durumlarda (kavranamaz sayıda araba markası, temizlik malzemesi, güzellik ürünü vs. ve bunların bariz avantajları ve dezavantajları olmadığında) ve “senin benim gibi” insanlar kullanıldığında işe yarar. Bu sebepten televizyonda temizlik malzemesini öven Afrikalı bir ev kadını asla göremezsiniz.

Herhangi bir şirket ürününün “en çok satılan” ürün olduğunu iddia ettiğinde şüpheci olun. Saçma bir argüman; zira bir ürün sırf “en çok satıldığı” için neden daha iyi olsun ki? Yazar Somerset Maugham bunu şöyle ifade etmişti: 50 milyon insanın aptalca bir şeyin doğru olduğunu ısrarla iddia etmesi o şeyi doğru kılmaz.

Bir önceki bölüme dipnot: Rus Çariçe II. Katerina’nın yaklaşık 40 sevgilisi vardı, bunlardan 20’si ismen bilinmektedir.

Rolf Dobelli - Hatasız Düşünme Sanatı







Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM