Hemen Her Şeyin Kısa Tarihi

Bill Bryson - Hemen Her Şeyin Kısa Tarihi


VI - BİZE GİDEN YOL

BUZ DEVRİ

1815'te Endonezya'daki Sumbawa Adası'nda, görkemli Tambora Dağı’nın… Patlaması… İki yüz kırk kilometreküp kül, toz ve kum dumanı atmosfere karışıp güneş ışınlarını bloke etmiş ve Yerküre'nin soğumasına neden olmuştu… Bahar hiç gelmedi, yazın hava hiç ısınmadı. 1816 yazsız sene oldu. Ekinler her yerde sararıp, soldu. … Her şeye rağmen küresel sıcaklık yalnızca 1 santigrat derece düştü.

Croll'un bir akademisyen değil, bir hademe olduğu ortaya çıkınca, biraz şaşkınlık ve belki biraz da utanç yaşandı tabii. … Yerküre yörüngesinin şeklindeki periyodik değişimlerin (yörüngenin eliptik, yani ovalimsi iken neredeyse dairesel bir şekil almasının ve sonra yeniden eliptikleşmesinin) buzul çağlarının başlayış ve bitişlerini açıklayabileceğini öne süren ilk kişiydi.

Ekvator civarı dahil hemen her yerde buzullara alamet eden kanıtlar bulmaya başlamıştı.

Buz katmanlarının oluşum sebebi ille de yağan karın miktarı değil, miktarı ne kadar az olursa olsun, karın yağdığı yerde kaldığı gerçeğidir. Sıcaklığın mevsim normallerinin altında seyrettiği tek bir yazın bile bir buzul çağını başlatabileceği düşünülüyor.

Gerçek şu ki, bugün halen bir buzul çağı yaşadığımız söylenebilir.

Tarihinin büyük bölümü boyunca, yani oldukça yakın bir geçmişe kadar; Yerküre hiçbir yerde buz barındırmayacak ölçüde sıcak olma eğilimindeydi. İçinde bulunduğumuz buzul çağı (buzul bölümü hatta) yaklaşık kırk milyon yıl önce başladı ve kah "öldürücü derecede-fena" kah “hiç fena olmayan dönemler” içerdi… Ama görünüşe bakılırsa aşağı yukarı son 2,5 milyon yıldır, yani modern insanların atası olan Homo erectus'un Afrika'da ortaya çıkışından bugüne, en az on yedi ağır buzul dönemi geçirmişiz. İçinde bulunduğumuz buzul çağının sık sık itham edilen iki sorumlusu, Himalayaların yükselişi ve Panama Kıstağı’nın oluşumudur. Bunlardan birincisi hava akımlarını, ikincisiyse okyanus akıntılarını bozdu. Bir zamanlar bir ada olan Hindistan son kırk beş milyon yıldır Asya kara kütlesinin içine doğru 2.000 kilometre sokularak yalnızca Himalayaları değil, arkasındaki Tibet platosunu da yükseltti. Hipoteze göre, yükselen coğrafya havayı serinletmekle kalmadı, rüzgarları saptırıp Kuzey Amerika'ya doğru esmelerine yol açarak bu bölgenin uzun süreli soğuklara maruziyetini artırdı. Sonra, yaklaşık beş milyon yıl öncesinden itibaren, Panama denizden yükseldi ve kuzey ile Güney Amerika arasındaki boşluğu kapatıp Pasifik'le Atlantik arasındaki ılıklaştırıcı akıntıların dolaşımını bozarak, dünyanın en az yarısının yağış kalıplarını değiştirdi. Bu değişimin sonuçlarından biri Afrika'nın kuruması oldu ve bu da maymunların ağaçlardan inip, yeni oluşan savanlarda yeni bir yaşam tarzı aramalarına yol açtı.

Eğer Yerküre tamamen donduysa, … Nasıl olup da yeniden ısınabildi? … Yardım belki de dünyamızın eriyik haldeki içinden geldi… Yani kurtarıcımız volkanlar oldu: Buza gömülü yüzeyi kırıp dışarı fışkırdılar, muazzam miktarlarda ısı ve gaz pompalayarak karları eritip atmosferi yeniden oluşturdular. Ne ilginçtir ki, bu hiper soğuk dönemin sonuna damgasını vuran olay Kambriyen patlamadır: yaşam tarihinin ilkbaharı yani.

Uzunca bir müddet, buzul çağlarına yüz binlerce yıl süren aşamalarla yavaş yavaş girip çıktığımız düşünüldü, ama artık bunun böyle olmadığını biliyoruz.

Grönland'dan temin edilen buz çekirdekleri sayesinde, yüz bin yılı aşkın bir süreyi kapsayan ayrıntılı bir iklim kaydımız var ve bu kaydın çizdiği tablo hiç de iç açıcı değil: Yerküre'nin, yakın tarihinin büyük bölümü boyunca uygarlıklarca algılanan istikrarlı ve durgun gezegenle hiç alakası olmadığını, bir ısınıp bir soğuyan iklim dönemlerine sık sık girip çıktığını gösteriyor.

Bill Bryson - Hemen Her Şeyin Kısa Tarihi



















Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM