İNSANIN HİKAYESİ

James C. Davis - İnsanın Hikayesi


17. Bölüm

Savaşı Bitirmek İçin Savaşıyoruz

Britanya... Fransa... Almanya... Rusya... İtalya... Avusturya-Macaristan... 1900'lerin başında bu güçler arasında sık sık gerginlikler yaşanıyordu.... O günlerin ruhuna uygun olarak, büyüklüklerini bir savaşla kanıtlamak istiyorlardı.

Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya birleşerek Fransa ve Rusya'yı hedef alan bir "Üçlü İttifak" oluşturdular. Fakat Almanya korkusu, Almanlar’ın batısındaki Fransa ve İngiltere ile doğusundaki Rusya arasında bir "Üçlü Antant" kurulmasına yol açtı. Kendisini kuşatılmış hisseden Almanya, büyük bir savaş çıkma olasılığına karşı, Fransa ile Rusya'yı alt etmek için gizli bir plan hazırladı.

Savaşın fitili Avusturya-Macaristan'da ateşlendi.... İmparatorluğun askeri yönetmelikleri bütün şu dilleri yasal kabul etmişti: Almanca, Macarca, Çekçe, Slovakça, Slovence, Sırpça-Hırvatça, Ukraynaca, İtalyanca, Lehçe ve Rumence.

Avusturya-Macaristanlıların kanıtı olmasa da, cinayetleri Sırbistan'ın tasarladığından kuşkuları yoktu. (Yanılmıyorlardı. Suikastı, Ya Birleşme Ya Ölüm adındaki yarı resmi Sırbistan gizli örgütünün şefi tasarlamıştı.) ... Bu nedenle Avusturya-Macaristan, Sırbistan'ı cezalandırması ve böylece bütün ayrılıkçılara (bir başka deyişle milliyetçilere) bir ders vermesi gerektiğine karar verdi.

Köşeye sıkışan küçük Sırbistan, suikastı planlayanların yargılanmasıyla ilgili olan istek dışında bütün istekleri kabul etti. Bu bir tek reddediş bile yeterliydi.

1914'ten 1918'in ilkbaharına dek, Almanlarla Fransızlar ve İngilizler arasındaki cephe her iki yönde 16 kilometreden fazla oynamayacaktı.

Fransızların üst düzey bir komutanı, gözlerini kaybetmiş bir askere madalya taktıktan sonra astlarına şöyle demişti: "Bana bir daha böyle manzaralar göstermeyin... Yoksa saldırma emri verecek cesaretim kalmayacak."

Bu yaygın savaşın sonucu Fransa ve Belçika'daki cephede belirlenecekti.... Bu kadar büyük bir kıyımdan ve çok uzun süren bir yenişememe durumundan sonra savaşı bitirmenin zamanı kesinlikle gelmişti. ... Cepheye doğru ilerlerken bir alay asker kesime götürülen koyunlar gibi melemişti. Kırk dört tümen savaşmayı reddetti ve binlerce asker cepheyi terk etti. Fransız komutan bazı askerleri kurşuna dizdirdi, düzeni yeniden sağladı, fakat Fransa'nın başka büyük saldırı gerçekleştirmeyeceğine söz verdi.

1917'nin sonlarına doğru... Rus devrimciler çarı devirdi ve ülkelerini savaştan çektiler.

Almanlar Amerikalıların İtilaf kuvvetlerine katılma kararı vermelerini kolaylaştırdı: ABD'nin gönderdiği erzakın Avrupa'ya ulaşmasını engellemek için Alman deniz altıları ABD yük gemilerine saldırmaya başlamıştı. ... savaşa katılma yönünde coşkulu bir karar alındı. Ancak ABD'nin silahlı kuvvetleri nerdeyse hiç yoktu.

Her ay 250.000 ABD'li asker Avrupa'ya geliyor ve İtilaf kuvvetlerine katılıyordu. Ülkenin bazı bölgeleri devrimin eşiğine gelmişti. Böylece Almanya köklü bir değişim yaşadı. Alman komutanlar seve seve savaşmışlardı ama yenilginin sorumluluğunu sivillere yükleyebilecekleri için de hoşnuttular. Geri plana çekildiler. Kayzer, başbakan olarak liberal görüşlü bir prensi atadı ve bu başbakan ülkenin bir cumhuriyet olmasına ses çıkarmadı. Kayzer özel bir trenle Hollanda'ya kaçtı, bir daha ülkesine hiç dönmedi.

... bir ateşkese razı oldular; Fransız demiryollarına ait bir vagonda ateşkes antlaşması imzaladılar. Ateşkes teslim oldukları anlamına geliyordu. ... Savaş sona ermişti.

Silah altındaki dokuz milyon İnsan öldü ve bunun iki katından fazla insan yaralandı... 1914'te yaşları yirmi ile otuz iki arasında olan Fransız erkeklerin yarısı savaşta öldü.

Çarpışmalara doğrudan katılmayan yaklaşık beş milyon kişi de açlık ve hastalıktan öldü.... 1918’de savaş sona ererken, bir grip salgını bütün dünyayı etkisi altına aldı. 20 milyon insan bu salgında yaşamını yitirdi. Yalnızca Hindistan'da, savaşta ölen insanlardan daha fazla insan ölmüştü.

ABD. başkanı Wilson karmaşık bir kişilikti. ... "On Dört İlke”yi açıklamıştı. On dördüncüsünde... "Genel bir milletler cemiyeti" oluşturmak. Bu cemiyetin amacı, "büyük küçük bütün devletlerin" toprak bütünlüğü ve siyasal bağımsızlığını güvence altına almaktı.

Ülkeler, cemiyeti tasarlandığı biçimde kurdu, fakat sonradan Senato k ararıyla ABD cemiyetten çekildi. ... Cemiyet çalışmalarının aksamasına neden olan şeylerin arasında, başkanı kuruluşu için baskı yapan ülkenin kendisinin cemiyette olmayışı da vardı.

Savaşı kazananların Versailles'daki en büyük sorunları, kaybedenlerdi. Onları en azından cezalandırmak istiyorlardı, ama daha da iyisi bu ülkelerin etnik fay hatları boyunca parçalanmaları olacaktı.

Bohemya'nın Avusturya-Macaristanlı valisi, Çek ayrılıkçı hareketinin kanun kaçağı ilan edilen önderlerine düpedüz telefon edip onları görüşmeye çağırmıştı. Ayrılıkçı önderler valinin şatosuna geldiklerinde, vali şatonun anahtarlarını kendi elleriyle onlara vermiş ve oradan ayrılmıştı; böylece yirminci yüzyılın Çekoslovakya'sı doğmuştu. Savaşın başladığı yer olan İmparatorluğun güneyinde, Yugoslavya'yı, yani "güneyli Slavların ülkesi"ni kurmak üzere Bosnalılar ve başka uluslar Sırbistan ile birleşmişti.

İtilaf Devletleri, ... Osmanlı İmparatorluğu'nu bölüştü. Türkler Avrupa'da yalnızca İstanbul ve Doğu Trakya ile Anadolu'yu ellerinde tuttular. Ortadoğu'da akıl sır ermez büyüklükteki petrol kaynaklarının üzerini kaplayan kum denizleri sonradan Arap ülkelerini oluşturacak parçalara bölündü.

Savaşı kazananlar Almanları barış için sürekli bir tehdit olarak görüyorlardı.

O tarihten 100 yıldan daha uzun bir süre önce, Almanya'nın doğusunda Polonya adında bir ülke yer alıyordu, fakat Prusya (Almanya), Rusya ve Avusturya-Macaristan, Polonya'yı bölüp yutmuştu. Ülke haritadan silinmişti. Şimdi diplomatlar Polonya'yı yaşama döndürüyor ve bir zamanlar oburca yiyen ülkelerden parçalar veriyordu.

50 yıl önce Almanların aldığı iki ili Fransa'ya geri verdiler ve Fransa'ya Alman kömür madenlerini 15 yıl boyunca kullanma hakkı tanıdılar. ... ağır savaş tazminatları ödemeye mahkum ettiler. ... Ordusunu 100.000 askerle sınırlandırdılar ve donanmasını teslim etmesini istediler. (Alman kaptanlar teslim etmek yerine gemilerini İskoçya açıklarında batırdı).

Almanlar antlaşmayı imzalarsa, bu, savaş yüzünden meydana gelen bütün kayıpların “sorumluluğunu kabul ettikleri" anlamına da gelecekti. Ayrıca, "Almanya’nın ve onun müttefiklerinin saldırganlığı" yüzünden İtilaf Devletleri'ne savaşa girmek dışında başka seçenek bırakılmadığını da kabul etmiş olacaklardı: Almanlar bu ifadeleri kabul edilemez ve onur kırıcı buldular. Bu ve başka nedenlerle, başlangıçta antlaşmayı imzalamayı reddettiler. Ancak İtilaf Devletleri savaşı yeniden başlatma tehdidinde bulununca imzaladılar.

James C. Davis - İnsanın Hikayesi






Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM