İNSANIN TÜREYİŞİ

Charles Darwin - İnsanın Türeyişi


SONUÇ

Bu bölümde, insanın, bugün, bütün öbür hayvanlar gibi, çok çeşitli bireysel farklar ve hafif değişimler (variation) göstermeye doğuştan yetenekli olduğunu gördük. Şüphesiz, insanın eski ataları da böyle idi; değişimler, eskiden de, bugün olduğu gibi aynı genel nedenlerden ileri geliyordu ve aynı genel ve karmaşık yasalara bağımlıydı. Bütün hayvanlar kendi geçim araçlarından daha çok çoğalma eğiliminde olduğuna göre, insanın ataları da böyle idi; bu, zorunlu olarak, varolma savaşına ve doğal seçmeye yol açar. Sonuncu süreç, parçaların artan kullanılmasının kalıtsal etkileri ile büyük ölçüde desteklenir, ve bu iki süreç sürekli olarak birbirini etkiler. İlerde göreceğimiz gibi, insan, çeşitli önemsiz ıraları (character) eşeysel seçme yolu ile kazanmış görünmektedir. Değişmenin açıklanmadan kalmış yanı, evcil ürünlerimizde çok belirgin ve ani yapılış sapmalarına yol açan o bilmediğimiz etkenlerin varsayılmış bir-biçimli etkisine yorulmalıdır.

Yabanıl insanların ve dört-ayaklıların (quadrumana) pek çoğunun alışkanlıklarına bakarak, yalnız ilkel insanın değil, onun maymuna-benzer atalarının bile, toplu yaşadıkları söylenebilir. Tam anlamı ile toplumsal hayvanlarda, doğal seçme, bazen, kamuya yararlı olan değişimlerin alıkonması ile bireyleri etkiler. En uygun yapılıştaki bireyleri çok olan toplum, sayıca artar, ve tek tek üyelerin her biri aynı toplumun öbür bireyleri üzerinde hiç bir üstünlük kazanmasa bile, daha az uygun bireyler alt edilir. Topluluk kurmuş böcekler, böylece, işçi arıların çiçektozu toplama aygıtları ve iğneleri, ya da asker karıncaların iri çeneleri gibi, bireyin işine az yarayan ya da hiç yaramayan yapılışlar kazanmaktadır. Daha yukarı toplumsal hayvanlarda, yalnız kamu yararı uğruna değişiklik geçirmiş herhangi bir yapılış bilmiyorum. Ama, ikincil olarak kamuya yararlı birkaç yapılış vardır. Örneğin, gevişgetirenlerin boynuzları ve babuinlerin büyük köpek dişleri, erkeklerin eşeysel uğraşları (sexual strife) için silah olarak kazanılmış görünmektedir, ama sürünün ya da topluluğun savunulmasında kullanılmaktadır. Belirli zihni yetilere gelince, beşinci bölümde göreceğimiz gibi, durum bambaşkadır; çünkü bu yetiler özellikle ya da tümü ile yalnız kamu yararı için kazanılmıştır, ve bundan ötürü bireyler de dolaylı olarak bir üstünlük kazanmışlardır.

YUKARDAKİ gibi görüşlere sık sık itiraz edilmiş, ve insanın dünyanın en güçsüz ve savunmasız yaratığı olduğu; ilkel ve daha az gelişmiş durumunda daha da güçsüz olduğu ileri sürülmüştür. Örneğin Argy Dükü kesinlikle şunu ileri sürmektedir: "İnsan vücudu, hayvanların yapılışını, daha büyük fiziksel güçsüzlük ve zayıflık yönünde ıraksamıştır. Bu, her şeyden önce, yalnız doğal seçmeye yorulması en olanaksız bir ıraksamadır (divergence)." Ve vücudun çıplak, korunmamış durumunu; savunma için büyük dişleri ya da tırnakları olmamasını; gücünün azlığını ve hızlı koşamamasını; koklama duyusu ile besin bulmadaki ya da tehlikeden sakınmadaki eksikliğini, kanıt olarak gösteriyor. Bu eksikliklere, önemli bir eksiklik daha eklenebilirdi: İnsanın ağaçlara çabuk tırmanıp düşmanlarından kaçamaması. Kılların yitirilmesi sıcak bir ülkede yaşayanlar için pek önemli olmamak gerekir. Çünkü Ateş Ülkelilerin kötü bir iklimde hiç giyinmeden yaşadıklarını biliyoruz. İnsanın savunmasız durumunu maymunlarınki ile karşılaştırırken, büyük köpek dişlerinin yalnızca erkeklerde ve tam geliştikleri zaman bulunduğunu, ve onların bu dişleri yalnız rakipleri ile dövüşürken kullandığını; üstelik büyük köpek dişleri bulunmayan dişilerin sağ kalmanın yolunu bulduğunu unutmamalıyız.

Vücut büyüklüğüne ya da kuvvetine gelince, insanın şempanze gibi küçük bir türden mi, yoksa goril kadar kuvvetli bir türden mi türediğini bilmiyoruz; ve, bundan dolayı, atalarından daha büyük ve daha kuvvetli mi, yoksa daha küçük ve zayıf mı olduğunu söyleyemiyoruz. Bunun birlikte, şunu gözönünde bulundurmalıyız: Goril gibi iriyarı, kuvvetli ve azgın bir hayvan, kendini bütün düşmanlarına karşı savunabilir, ama toplumsal bir hayvan olmayabilirdi. Ve bu, duygudaşlık ve soydaşlarını sevmek gibi yüksek zihnî niteliklerin kazanılmasını etkili olarak engellerdi. Bundan ötürü, insanın belirli bir ölçüde zayıf bir yaratıktan türemesi, onun için pek büyük bir üstünlük olabilirdi.

İnsanın kuvvetinin azlığı ve hızlı koşamaması, doğal silâhlarının yokluğu, vb., barbar durumda iken bile, birincisi, kendisi için silahlar, avandanlıklar, vb. geliştirmesini sağlayan zihni yetileri ile, ikincisi, onu yakınlarına yardım etmeye ve onlardan yardım görmeye götüren toplumsal nitelikleri ile karşılanmış ve karşılanmakla da kalmamıştır. Dünyada hiç bir ülke, tehlikeli yırtıcı hayvanlarla Güney Afrika kadar dolu değildir; Arktik bölgelerin korkunç fiziksel koşulları hiç bir ülkede yoktur; bu böyle iken, dünyanın en ufacık tefecik ırklarından biri olan Buşmenler Güney Afrika'da, ve cüce Eskimolar Arktik bölgelerde yaşamaktadır. İnsanın ataları, şüphesiz, zekaca, ve belki toplumsal düzen bakımından, bugünkü en aşağı yabanıl insanlardan daha geri idiler; ama onların varlıklarını sürdürebildikleri, ve ağaçlara tırmanabilmek gibi hayvansal yetilerini yitirirken, akılca ilerledikleri ölçüde serpilip geliştikleri besbellidir. Bu atalar, bugünkü yabanıl insanlardan çok daha güçsüz ve savunmasız olsalardı bile, şimdi orangutanın yurdu olan Borneo'da ya da Avustralya ve Yeni Gine gibi sıcak bir kıtada ya da büyük bir adada yaşarken, özel herhangi bir tehlike ile karşı karşıya olmazlardı. Bunların herhangi biri gibi geniş bir alanda, kabilelerarası yarışmadan doğan doğal seçme, alışkanlığın kalıtsal etkileri ile birlikte, uygun koşullarda, insanı organik alemdeki bugünkü üstün durumuna ulaştırmaya yeterdi.

Charles Darwin - İnsanın Türeyişi







Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM