JEREMY BENTHAM

Malcolm Forbes - Nasıl Öldüler


JEREMY BENTHAM, 15 Şubat 1748 - 6 Haziran 1832

Jeremy Bentham’ın hayatının ileri safhalarında yer almış bir konuşma, kanıtlanamasa bile, inanması kolay bir öykü oluşturmaktadır. Faydacılık ekolünün kurucusu olan İngiliz filozofu, insanoğlunun zevke ve iyiliklere bir eğilimi, acıya ve kötülüklere karşı da bir uzaklaşma güdüsü olduğunu savunurdu. Bu olay geçtiğinde kendisinin 80 yaşında ve hasta olduğu söylenmektedir. Yatağında yattığı yerden doktora, iyileşme umudu olup olmadığını sormuş, doktor da, “Yok,” demiş. Bentham, “Pekâlâ,” diye cevap vermiş. “Öyle olsun. O halde acıyı en aza indirin.”

Bentham ayrıntılar içinde yaşayan bir insandı. Yazdığı 10 milyon kadar kelime yayınlanmış, bir o kadarı da yayınlanmamıştır. Ahlak, mantık, hukuk ve politik ekonomi konularındaki denemeleri olsun, İngiliz hükümetine yönelttiği acımasız eleştirileri olsun, çok önemli reformlara ilham kaynağı olmuştur; bunlar arasında bürokrasinin yeniden düzenlenmesi, ulusal bir eğitim sistemi, modern bir polis kuvveti gibi şeyler sayılabilmektedir.

Bentham düşüncelerini anlatacak kelime bulamadığı zaman, kendisi yeni kelimeler icat ederdi. Bu icatları arasında en başarılılarından biri, “international” (uluslararası) kelimesidir. Bu kadar uzun ömürlü olmayan kelimelerinden biri de “oto-ikon”dur. Bu da ölü bedenleri heykel olarak korumakla ilgili bir kelimedir. Bentham ömrünün son aylarını, “Otoİkon” ya da “Ölülerin Dirilere Yararları” adlı denemesini yazmak ve sürekli düzeltip değiştirmekle geçirmiştir. Şöyle demektedir: “Bir köy efendisi, evine giden yolun iki yanına ağaçlar dikerse, ailesinin oto-ikonlarını da bu ağaçların arasına yerleştirebilir, kopal cila, yüzün yağmurdan bozulmasını önler.”

Bentham kendi geleceğini de güvene alabilmek için elinden geleni yapmıştır. Ailesi ve dostları, vasiyetname gereği, Webb Sokağı Anatomi Okulu’nun doktorlarını ve tıp öğrencilerini, Bentham’ın ölümünden üç gün sonra Londra’ya davet etmişlerdir. Bentham’ın cesedi, üzerinde geceliğiyle, uzun bir otopsi masasına yatırılmıştır. Gökte şimşekler çakar, ışığı Bentham’ın yüzüne düşerken, yine tanınmış bir “faydacı” olan doktoru, saygı konuşmasını yapmıştır. Ardından doktor en faydacı bir yaklaşımla Bentham’ın cesedini kesmiş, dostlar ve öğrenciler de seyretmiştir.

Garip bir cenaze olmanın ötesinde, bu olay aynı zamanda siyasal bir protesto sayılmıştır. Esasen Bentham da öyle olmasını istemiştir. O çağda tıp öğrencilerinin bir şeyler öğrenmek amacıyla kesebildikleri cesetler ancak idam edilen suçluların cesetleri oluyordu. Bu cesetlerin parçalanması da, idamdan sonra ek bir ceza olarak düşünülüyordu.

Ne yazık ki Bentham’ın son dileği yerine gelemedi, kendisi bir köy beyzadesinin evine giden ağaçlı yola heykel diye konulamadı. İskeleti bugün Londra’da, Üniversite Koleji’ndeki bir koridorda, bir kutu içinde oturmaktadır. Üzerinde kendi giysileri, elinde kendi en sevdiği bastonu vardır. Aslından tek farkı, resmi görevliler Bentham’ın kafasının ölüm sonrasında pek kötü göründüğünü söyleyip itiraz ettikleri için, omuzlarının üzerine balmumundan bir kopya konmuş olmasıdır. Bentham’ın oto-ikon’u bugün bile hâlâ tekerlekler üzerinde yürütülerek, Benthamistlerin faydacı toplantılarına götürülmekte, sonra geri getirilip yerine konulmaktadır.

Malcolm Forbes - Nasıl Öldüler






Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM