Kinsey Raporu

Alfred C. Kinsey - Kinsey Raporu


ARAŞTIRMA YAPMA HAKKI

Çoğu kişi, bilim adamının maddi evrenin birçok yanlarını araştırmaya hakkı olduğunu genellikle kabul eder. Fakat bazıları, insanların cinsel davranışlarının bilimsel yöntemlerle incelenebileceğinden kuşku duymuşlardır. Cinsel yaşamın ruhsal yanları ve bireylerin cinsel davranışlarının toplumla ilişkilerinin önemini kavramış olan birçok kişi de bu konunun yalnızca psikolog ve sosyologlar tarafından incelenebileceğine inanmaktadır. Fakat bunlar, bütün cinsel davranışların bedensel ve fizyolojik kaynağını görmezlikten gelmektedir. Çünkü cinsel yaşamın incelenmesini yalnızca belli uzmanların yapabileceğini ileri sürmek, iyi yemek pişirmenin bir güzel sanat olması ve bazı yemeklerin yenmesi ya da yenmemesinin dinler tarafından düzenlenmesi nedeniyle, yiyecek maddelerinin çözümlenmesini ve beslenme olgusunun yalnızca kimyacılar tarafından incelenebileceğini söylemeğe benzer.

Şimdiye dek yalnızca ahlak filozoflarına ait bir konu olarak kabul edilen bir alana bilim adamlarının el uzatmasını protesto etmek, bilim tarihinde yeni bir şey değildir. Nitekim bir zamanlar evrenin düzeni, ayın, yerkürenin ve güneşin yerleri ve biçimlerinin araştırılması da yalnızca dine ilişkin bir sorun olarak kabul edilmiş ve bilim adamlarının bunlarla ilgilenmesi de aynı biçimde şiddetle protesto edilmişti. Maddenin özünü araştıran ve maddi evrendeki olayların yasalarını bulmaya girişen bilim adamları da bir zamanlar saldırıya uğrayıp mahkum edilmişti. Yarım yüzyıl önce kalıtım yasaları ve türlerin kökenleri sorununu araştıran bilim adamları da o zamanlar felsefi yorumların konusu olarak kabul edilen bu problemleri bilim alanına çekmeye çalıştıkları için eleştiriye uğradı ve hatta lanetlendiler. Fakat biz, her türlü cinsel davranışın biyolojik, psikolojik ve toplumsal etmenlerini daha iyi anlamak ve aydınlatmakla insanın cinsel doğası ile toplumun gereksinimleri arasında en iyi anlaşma ve uyumun oluşturulabileceği inancındayız.

Bilim ahlakı, gerçeğin ortaya çıkarılması için en iyi ve en uygun yöntemlerin kullanılmasını gerektirir. Kuşkusuz birçok gerçek çeşidi vardır. Eğer insanların mensup oldukları toplumda en etkili ve en yararlı bir biçimde yaşamaları ve iş görmeleri isteniyorsa, gerçeğin birçok yönlerini de göz önüne almak gerekir. Bilim adamları, maddi evren hakkında en doğru bilgilerin duyu organları aracılığı ile elde edildiğine inanırlar. Hiçbir kuram, hiçbir felsefe, hiçbir teoloji, hiçbir siyasi izlence, maddi nesnelerin ve bu nesnelerin yapıları, etkileme biçimleri, tabi oldukları yasalar hakkında doğrudan doğruya yapılan gözlemler kadar doğru ve sağlıklı bilgi ve anlayış sağlayamaz. Bizim de burada yaptığımız şey, kendi cinsel davranışlarını bizzat gözlemlemiş olan kişilerin verdikleri bilgileri toplamak ve yorumlamaktan başka bir şey değildir.

Bilim ahlakının gerekli kıldığı başka bir tutum, evrendeki bazı olayların hiç araştırılmaması, hiç öğrenilmemesi ya da öğrenildiğinde bu bilgilerin halktan gizlenmesinin daha iyi olacağı görüşünü reddetmektir. Örneğin günümüzde bazı kişiler, atomun yapısını hiç öğrenmemiş olsaydık daha iyi olacağına inanırlar. Bu anlayışı yalnızca atom sorununda rastlamıyoruz. Bilim tarihinin daha önceki dönemlerinde de devrimci bir buluşun yapıldığı her zaman buna benzer eleştiriler yapılmıştır. Fakat yine bilim tarihi, insan bilgisi ne kadar çoğalmışsa ve bu bilgiler kitlelere ne kadar fazla yayılmışsa, insanların hem kendi başlarına daha mutlu yaşamaları, hem de insanlar arasında daha iyi ilişkiler oluşturma olanağının o derece arttığını göstermektedir. Bilgisizliğin sürüp gitmesiyle insanların daha mutlu olacaklarına ve daha iyi toplumsal bir düzen kurabileceklerine inanmıyoruz.

Bilim ahlakının başka bir gereği de gerçekleri olduğu gibi kabul etmektir. Bazı kişiler, okyanusları başa çıkılamayacak derece büyük ve geniş buldukları için bunları görmezlikten gelmeye ya da bunların varlıklarını yadsımaya veya üzerine sünger çekmeye çalışırlar. Üstelik, ellerinde yeterli derecede insan bulunsa bu işin üstesinden gelebileceklerini ileri sürerler.

Cinsel davranıştan daha geniş ve derin bir okyanus yoktur, bu okyanusun varlığını hiç bilmesek ve köklerini araştırmasak daha iyi olur diyen; cinsel davranışların karşısına yeni yasalar, daha ağır cezalar, daha kapsamlı yasaklar, daha büyük anlayışsızlık gibi araçlarla çıkıp savaşırken, en sonunda onun varlığını ortadan kaldırabileceğimize inanan insanlar da vardır. Bu nedenle gerçek cinsel yaşamı araştırmaya girişen ve bu yaşamı gözleyip tasvir eden bilim adamlarına dinsiz - imansız gibi suçlamalarla zaman zaman saldırılmıştır.

Alfred C. Kinsey - Kinsey Raporu





Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM