LUCY’NİN MİRASI

Alison Jolly - Lucy’nin Mirası


Kalıtım

Darwin, genlerin değil, ebeveynin biçim ve davranışlarının üremesinden söz ediyordu; genleri, kromozomları ve DNA'yı bilmiyordu. Buna rağmen, yavru, ebeveynini başarılı kılan özellikleri geliştirme eğilimlerini miras almadıkça doğal seçilimin gerçekleşmeyeceğinin farkındaydı.

Darwin karışımlı kalıtım sorunuyla ilgileniyordu. Şöyle yazmıştı: Varsayalım ki bir beyaz adam siyah derili insanların bulunduğu adaya bir gemi kazası sonucu düşmüş olsun. Bu adamın çocuğu beyaz ve siyah ten özelliklerinin bir karışımı olacaktır, onun çocuğunda ise bu özellikler daha da karışmış olacaktır. Eğer genetik bilgi birbirine karışıp yayılıyorsa, tıpkı bir şişe mürekkebe eklenmiş bir damla su gibi, gelecekteki bir kuşakta tüm "beyaz" genleri bir araya getiren ve kazazede atasına benzeyen bir çocuğun dünyaya gelmesi imkansızdır. Ancak varsayalım ki, genetik bilgi karışmıyor da genler karıştırılıp briç oyununda olduğu gibi yeniden dağıtılıyor. Bu durumda bütün maçaların bir araya gelmesi olasılığı on üç kartın diğer olası kombinasyonlarıyla aynıdır. Yeterince karıştırılırsa, sınırlı bir toplulukta yaşayan çocuklar atalarının genetik örüntüsünü tamı tamına ya da kısmen tekrarlayabilir. Tıpkı, beyaz tenli Güney Afrikalı bir çiftin uzun süredir inkar etmeyi başardıkları siyah tenli geçmişlerini çocuklarının açığa çıkarması gibi. Buna "parçalı kalıtım" adı verilir. Köken'in ilk baskısında, Darwin karışımlı kalıtımı reddetmiştir; ancak sonunda o bile parçalı kalıtıma inancını yitirmiş ve daha sonraki baskılarda bu konudaki fikrini yumuşatmıştır. Birbiriyle karışan kalıtım fikri, Gregor Mendel'in genetikle ilgili çalışmalarının keşfiyle sonunda terk edilmiştir.

Mendel, Avusturyalı bir keşiş, lise öğretmeni ve 1866'da, farklı türden bezelyelerden melez bezelyeler elde etmenin sonuçları üzerine iki araştırma yayınlamış bir biyologdu. Darwin'in kendisinde bulunan eserleri üzerine notlar almış ve kendi deneylerinin doğal seçilime uyduğunu görmüştü. Birkaç özellik üzerine yoğunlaşmıştı: uzun bitkiler ve kısa bitkiler, yeşil ve sarı bezelyeler, buruşuk ve düzgün bezelyelerin her birinde yedi adet özellik. İlk kuşak ürünlerin tümünün bir ebeveyne, tekil her özellik için baskın olana benzediğini keşfetti. İkinci kuşakta, bunlar bire üç oranında ortaya çıktılar; bir adet bitki özelliklerin iki çekinik faktörünü miras almıştı. Baskın karakterli olanların üç adet bitkiden bir tanesinin iki baskın özelliği, diğer ikisinin bir baskın bir çekinik özelliği vardı, ama baskın karakter yetişkin bitkinin görünüşünü belirliyordu. Mendel için önemli olan, özelliklerin birbirlerinden bağımsız olarak ayrı ayrı gruplar oluşturmasıydı ve özellikleri ortaya çıkaran faktörlerin, sayısal olarak ve birbirlerinden bağımsız, yani sıvı gibi birbiri içine karışarak değil, karıştırılmış kartlar gibi olduğu savını ortaya attı.

İnsandaki pek az özellik genetik açıdan Mendel'in bezelyeleri kadar basittir. Temel kan gruplarımız A, B, AB ve O tek bir genin farklılığından kaynaklansa da, bunun dışındaki pek az şeyin farklılığını yalnızca bir gen yaratır. Cinsiyet bir adet genin farklılığıyla başlar, ama cinsiyet farklı kastlara bölündüğümüz çok az sayıdaki özellikten biridir: Çoğu insan ya dişi ya da erkektir. İlginç özelliklerin çoğu ise - örneğin zeka - çok sayıda genin çevreyle astronomik ölçüde karmaşık etkileşimini içerir. Ancak temel ilke, genlerin birbirinden ayrı olduklarıdır. Bu ise ebeveynin özelliklerini yeniden oluşturmaya yarayan bilginin kuşaktan kuşağa aktarılabileceği anlamına gelir.

Alison Jolly - Lucy’nin Mirası






Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM