Titanic Kurtarılabilir Miydi?

Paul Aron - Tarihin Büyük Sırları


Titanic Kurtarılabilir Miydi?

18 Nisan 1912 gecesi Kaptan Arthur Roston'un yönetimindeki küçük Carpathia gemisi, New York Limanı'na girdi. Çan, düdük ve sirenlerini çalan belediye başkanının römorkörü ve irili ufaklı tekneler tarafından karşılandı. Rıhtımda yolcular borda iskelesinden inerken, hemen üzerlerine üşüşen kalabalık bir gazeteci grubu dahil, kırk binden fazla insan bekleşiyordu. Bu yolcular, birkaç gün önce anlaşılmaz bir şekilde okyanus sularına gömülen batmaz gemi, Titanic'ten kurtulan kazazedelerdi.

Carpathia, Titanic'in SOS sinyallerini ilk kez 14 Nisan gece yarısından hemen sonra işitti. Roston, dev gemiyi kurtarmak için hemen rotasını değiştirdi. Roston Titanic'i parçalayan aynı buzul alanında ilerlemek zorunda olmasına karşın, Carpathia'nın hızını on yedi mile çıkarmıştı ki, bu, gemi için bir hız rekoruydu.

Carpathia dört saat sonra, Titanic'in telsizle bildirdiği son mevkisine ulaştı. Yaklaşık bir buçuk saat gecikmişlerdi: Titanic, gemide kalan 1502 yolcu ve mürettebatı ile birlikte batmıştı. Roston birkaç saati gemiden kurtulanları arayarak harcadı. Sabah 08: 00'de Titanic'in filikalarına binmeyi başaran 750 kişiyi denizden toplamıştı.

İşte tam bu noktada, Kaptan Stanley Lort'un gemisi, Californian sahnede belirdi. Kazadan kurtardığı yolcuları zaman geçirmeden New York'a götürmek isteyen Roston, son aramayı Lort'a bırakarak, uzaklaştı. Lort başka kazazede bulamadı ve ilk rotasına geri döndü. Carpathia'nın New York rıhtımına yanaşmasından dokuz saat sonra, Californian da sessizce Boston limanına süzüldü.

Çok geçmeden. Lort tüm şimşekleri üzerine çekti. Birkaç gün içinde, dünyanın dikkati Carpathia'dan Californian'a yöneldi. Californian mürettebatıyla görüştükten sonra, birçok Boston gazetesinde, geminin sulara gömülmekte olan Titanic'e, Carpathia'dan daha yakın olduğu haberleri yayınlandı. Gerçekten de, 14 Nisan gecesi 11: 00 gibi, Lort ve mürettebatı sahiden, güneydoğu yönünde sadece birkaç mil uzaklıkta bir gemi görmüştü. Çok geçmeden, Titanic'teki bazı kişiler de kuzeybatıda bir gemi saptamışlardı.

Böylece, gece yarısından, aynı zamanda, Titanic'in korkunç buzdağına çarpmasından, hemen sonra Californian'ın kaptanları diğer gemiden atılan bir havai fişek gördüler. Titanic'in yardım amacıyla havai fişekleri ateşlediği birkaç saat içersinde Californian'ın kaptanları ve mürettebatı yedi fişeğin daha gökyüzünde patlayışını seyrettiler.

Gene de Lort yerinden bile kımıldamadı. Californian, tarihçi Leslie Reade'nin sözleriyle, tarihe "yerinden bile kımıldamayan gemi" olarak geçecekti. Lort rotasını Titanic'in son mevkisine ancak şafak sökerken, 05:00'ten sonra çevirdi.

O zamandan beri, tarihçiler merakla şu soruyu sorarlar: Acaba Californian, Titanic'tekileri kurtarabilir miydi? Peki, kurtarabilecek durumda olsaydı, Lort neden hiçbir şey yapmamıştı?

Carpathia'yı New York'ta karşılayanlar arasında, felaketi araştırmak amacıyla bir alt komite kurmakta gecikmeyen Senatör William Alden Smith de vardı. 19 Nisanda, Carpathia'nın rıhtıma yanaşmasından bir gün sonra Smith, Waldoorf Astoria'da kazadan kurtulanlarla görüşmüş bulunuyordu. Boston'da Californian'ın batmakta olan geminin işaret fişeklerini gördüğü haberleri duyulur duyulmaz, Smith, Lort'u ve mürettebatını ifade vermeye çağırdı.

Süvarisi ve mürettebatının tanıklığına göre, Californian 14 Nisan gecesi, Titanic'in de bulunduğu Kuzey Atlantik'in sürüklenen buzullarla kaplı aynı bölgesindeyken, Londra'dan Boston'a doğru yol almaktaydı. Buzullara rağmen hızını artırarak gemisini kötü sona mahkum eden Titanic'in süvarisi Edward Smith'in aksine, Californian'ın süvarisi çok temkinli bir adamdı. Lort gemisinin gece stop etmesi emrini verdi.

Gece yaklaşık l l:00'de Californian'ın telsiz operatörü, Cyril Evans, aynı bölgede bir yerlerde olduğunu bildiği Titanic'e hiç de resmi olmayan bir mesaj geçti: "Baba konuşuyor; buzlarla sarıldık ve stop ettik."

Titanic'in operatörü Jack Phillips, bu müdahaleden rahatsız olmuştu. Bütün gün geminin zengin yolcularının mesajlarını göndermek için uğraşmıştı ve sohbet edecek vakti yoktu. "Mesajı kesin! Bize engel oluyorsunuz!" diye cevapladı.

Bütün gün çalışmış olan ve belki de bu sert cevaba biraz sıkılan Evans, telsizini kapatıp yattı. Californian'da sadece tek telsiz operatörü bulunduğundan, bu noktada telsiz temasından yoksun kalmıştı. Titanic gece yarısı yaklaşık 12:15'te SOS vermeye başladığında, Californian'da bunu duyabilecek ayakta kimse bulunmuyordu.

Peki ya işaret fişekleri? Californian neden Titanic'in imdat işaretlerine yanıt vermemişti?

Lort ifadesinde sadece bir fişeğin uçtuğunu gördüğünü ve sonra yattığını söyledi. Kaptanları daha sonra başka fişekler de gördüklerini haber verdiklerinde, uykulu uykulu bunların imdat işaretleri olabileceğini düşünememiş, kaptanları da ısrar etmediği için uyumaya devam etmişti.

Ayrıca, Lort senatörlere bunların imdat işaretleri olduğundan hala emin olmadığını söylemişti. Gemiler her zaman geçen gemileri selamlamak için değişik tür fişekler kullanıyordu. İmdat fişekleri genellikle daha büyük ve gürültülü olduğundan, Californian'da hiç kimse gece boyunca hiçbir şey duymamıştı. Lort'un neden bazı gemilerden o gece işaret fişekleri atılmış olabileceği konusunda hiçbir fikri yoktu. En azından, o sırada bir geminin tehlikede olabileceğine inanması için bir neden yoktu.

Lort, ifadesinin devamında aslında kendisini ve mürettebatının gördüğü geminin Titanic olmadığından emin olduğunu da söyledi. Evans telsizle temas kurmuş olduğu için, elbette Titanic'in bölgede bulunduğunu biliyorlardı. Ama Lort'un saptadığı gemi çok küçüktü ve iyi çalışır durumdaki geminin motorlarını yaklaşık olarak 02:00'de durdurduğunu görmüşlerdi, işte bu yüzden Californian'da hiç kimsenin aklına Evans'ı uyandırıp, SOS sinyalleri var mı diye araştırmak gelmemişti. Belki de fişeklerin kötüye alamet olduğunu hisseden Lort'un kaptanları Evans'ı ancak 04:00'de uyandırmış, o da diğer gemilerden Titanic'in buzdağına çarptığını o sırada öğrenmişti. Lort'a haber verilir verilmez, süvari hemen Californian'ın harekete geçmesini emretmişti.

Senatör Smith, Lort'un anlattıklarını doyurucu bulmamıştı. ABD Donanması'ndan o gece Californian ve Titanic'in bulunduğu mevkide başka bir geminin daha bulunup bulunmadığını araştırmasını istemişti. Smith Californian'ın seyir defterinin o geceye ilişkin notlarını da incelemiş Lort ve kaptanlarının tanıklığına rağmen işaret fişeklerinin görüldüğüne dair herhangi bir ifadeye rastlamamıştı. Daha da kuşku verici olan, resmi seyir defterinin bir çeşit müsveddesi olan seyir belgesinin 15 Nisan tarihli bölümün kaybolmasıydı. Smith'e göre bu, Californian'ın yaptıkları konusunda bir soruşturma bekleyen Lort'un bağışlanamaz davranışını örtbas etme çabasıydı.

Smith, Lort ve mürettebatının sözünü ettiği meçhul geminin gerçek olmadığı sonucuna vararak, "O buzullarda Californian ve Titanic'ten başka bir gemi olmadığı"nı ilan etti.Senato alt komitesi raporu Lort'u sert bir şeklide suçluyordu. "Komite, kaçınılmaz olarak, Californian'ın Titanic'e süvarisinin söylediğinin aksine, on dokuz milden yakın olması, süvarisi ve mürettebatının Titanic'in tehlike fişeklerini görmelerine rağmen, insanlığın ve uluslararası hukukun gereklerine aykırı olarak bu imdat çağrısına yanıt vermediği sonucuna varmıştır."

O ay içinde daha sonra toplanan Britanya Ticaret Kurulu da aynı derecede ağır suçlamalarla doluydu. Lort Charles Mersey'in vardığı sonuca göre: "Californian ilk fişekleri gördüğünde, açık denizde ciddi bir risk taşımadan buzullar arasından ilerleyerek Titanic'in imdadına koşabilirdi... Bu şekilde davranmış olsaydı, ölenlerin hepsini olmasa bile birçoğunun hayatını kurtarabilirdi."

Lort bütün suçlamaları sineye çekti, ancak çok sayıda destekleyici de buldu. Özellikle, diğer birçok denizci, deniz yollarının, dikkatleri Titanic'in sahibi White Star Line'ın ve deniz taşımacılığının güvenliğinden sorumlu Britanya Ticaret Kurulu'nun büyük ihmalinden uzaklaştırmak için Lort'u günah keçisi haline getirdiğine inanıyordu.

Her iki kurumun da yanıtlaması gereken yüzlerce soru olduğu reddedilemezdi.

İlk önce, Californian dahil, diğer gemilerden bölgede buzullar görüldüğünü bildiren sekiz mesaj alınmasına rağmen, Süvari Smith'in Titanic'in hızını kendi rekoru olan yirmi iki knotta tutma emri verdiği bir gerçekti. Gene de gemisiyle birlikte sulara gömülen Smith'i eleştirmek bir parça yakışıksız görülebilirdi ama birçok kişi, Süvari Smith'in hatasından kaynaklanan birçok suçtan Süvari Lort'un sorumlu tutulduğunu düşünüyordu.

Daha kötüsü, Smith'in tehlikeli hızının, White Star'ın işletme müdürü olan ve o sırada Titanic'in ilk (ve son) seferinde yolculuk yapan armatör Bruce Ismay'in doğrudan emri değilse bile, baskısının sonucu olduğu şeklindeki kuşkular da giderek artıyordu. Titanic'in sadece en büyük ve en lüks değil, aynı zamanda en hızlı transatlantik de olduğunu kanıtlama telaşına düşerek, Smith'i hızlanmaya itip itmediğini merak edenler sadece Lort'u savunanlarla sınırlı değildi. Hatta Ismay'in buzul uyarısı yapan mesajlardan birini cebine attığı, böylece Smith'in yavaşlamadığı bile söyleniyordu.

Ayrıca, Ismay'in kazadan sağ kurtulması bile başlı başına bir rahatsızlık kaynağıydı, çünkü o devirde "önce kadınlar ve çocuklar" ilkesi çok ciddiye alınıyordu. Titanic'te, 1300 erkeğin yanında 150'den fazla kadın ve çocuk da boğulduğundan, birçok kişi Smith gibi, Ismay'in de gemiyle birlikte batması ya da en azından, Titanic'teki bütün kadın ve çocukların kurtulduğunun kesinleşmesinden sonra bir filikaya atlaması gerektiğini düşünüyordu. Ama en azından Ismay bir biçimde, Smith'in kararlarını etkilediği şeklindeki suçlamaları reddetme fırsatı bulmuştu. Böylece ne Senato alt komitesi ne de Ticaret Kurulu kararlarında şanslı kazazedelerden biri olması dışında, hakkında herhangi bir suç bulunmuştu.

Lort'u savunanlara göre, eğer şirket paçayı ucuz kurtarmışsa, Ticaret Kurulu daha da şanslıydı. Ticaret Kurulu bir geminin kaç adet cankurtaran sandalına sahip olması gerektiğini geminin tonajına dayanan bir formülle hesaplamıştı; Titanic'in sahipleri gemiye 14 adet nizami ve 4 adet portatif cankurtaran sandalı koyarak, geminin ihtiyacından fazlasını karşılamışlardı. Bu 18 sandal 1178 kişilikti. Buna rağmen, Titanic'in yolcu kapasitesi 3500'ü aşıyor ve daha ilk seferinde 2100 kişi taşıyordu.

Öyleyse, başka kim ve ne suçlanırsa suçlansın, kurulun iyice eskimiş tüzüğünün de sorumlu olduğu açıktı. Ayrıca, acentenin görevi İngiliz deniz yollarının çıkarlarını korumaktı ve White Star Line onun en güçlü şirketlerindendi. Dolayısıyla, Lort'u destekleyenlerin Californian'ın süvarisini suçlayan kararı geçiren acenteye öfkelenmelerinde şaşılacak bir yan yoktu.

Ama hem Ticaret Kurulu hem de Senatörün alt komitesine karşı adil olmak gerekirse, ne İngiliz ne de Amerikan kurulları, Lort'u savunanların iddia ettiği gibi suçları hasır altı etmişti. Her iki kurul da Smith'in, White Star Line'ın ve tüzüğün hatalarını incelemişti ve bunlar süvari Lort'unkiler gibi öne çıkarılmamakla birlikte, üstleri de örtülmemişti. Gerçekten de, hem ABD hem de İngiltere hükümetleri, gemilerdeki tüm yolcu ve mürettebat için yeterli sayıda cankurtaran sandalı taşımayı zorunlu kılan yeni tüzükleri hızla geçirmişti. Aynı şekilde, Titanic trajedisi özellikle, Titanic burnunun dibinde batarken kamarasında uyuyan Cyril Evans görüntüsü her iki hükümeti yirmi dört saat telsiz iletişiminin sürdürülmesinin gerektirdiğine de inandırmaya yetmişti.

Kuşkusuz, bu değişiklikler denizyolları güvenliği açısından olumluydu ama Stanley Lort için yapılacak hiçbir şey yoktu. Kaptan Californian'in sahipleri tarafından işten atılmış ama o Californian'dan görülen geminin Titanic, Titanic'ten görülen geminin ise Californian olmadığını ısrarla söylemeye devam etmişti.

Lort 1962'de öldü, aynı yıl en sadık savunucusu, Leslie Harrison o gece kaptanın hem Titanic hem de Californian'dan görüldüğüne inandığı meçhul gemiyi bulduğunu öne sürdü.

Harrison gemi kaptanlarını temsil eden ve Lort'un savlarının baş savunucusu Ticari Deniz Hizmetleri Birliği'nin genel sekreteriydi. Harrison'a göre, meçhul gemi Samson adlı İzlanda balıkçı gemisiydi. Harrison'ın kanıtı, Samson'un tayfalarından birinin o gece teknelerinin Titanic ve Californian arasında olduğunu kabul eden eski günlüğüne dayanıyordu. Kaçak fok avlamakta olan Samson, Titanic ya da Californian'a kaçak avlarıyla yakalanma korkusuyla ikisinden de mümkün olduğunca hızlı uzaklaşmıştı.

Ne var ki, diğer araştırmacılar hem 6 Nisan hem de 20 Nisanda Samson'un İzlanda'da olduğunu belirlediğinde, Harrison'un savı çürütülmüştü. Bu kadar küçük bir teknenin on dört günde neredeyse tüm Atlantik'i geçip geriye dönerek, üç bin beş yüz millik bir yol kat etmesi olanaksızdı.

Lort'u savunanlar 1985'te, okyanus bilimcisi Robert Ballard önderliğinde, Amerikan Fransız ortak girişimi, Titanic enkazının yerini saptadığında nihayet bir açık yakaladıklarını düşündüler. Geminin en son SOS verdiği yerden doğu yönünde iyice uzaklaşmış olduğu ortaya çıktı. Böylece Titanic'in mevkisinin o gece Californian'ın yaklaşık yirmi bir mil uzağında olduğu ortaya çıktı. Bu uzaklığın ise Lort'un ya da kaptanlarından herhangi birinin Titanic'i görmesini olanaksız kıldığı apaçıktı. Ama Ballard, eğer Titanic'in kaptanlarının düşündüğü yerden doğuya doğru sürüklenmişse, Californian'ın da sürüklenmiş olabileceğini, bunu her iki gemiyi de birbirinin görüş alanının dışına çıkardığını da göstermişti.

Harrison'un kararlı lobi faaliyetlerinin yanında, Titanic enkazının bulunması, en sonunda İngiltere Ulaştırma Bakanlığı'nı davayı yeniden açmaya itti. 1992'de açıklanan bakanlık raporu, Lort'a kısmi bir aklama sağladı. Raporda, Californian'ın Titanic'ten on yedi ile yirmi mil arasında bir uzaklıkta bulunmasının, eğer Lort ilk işaret fişeğinde harekete geçseydi bile, batmakta olan gemiyi görmesini ve belki de zamanında olay yerine ulaşabilmesini olanaksız kıldığı sonucuna varılmıştı.

15 Nisan sabahı Lort'un Carpathia'ya yetişmesi iki saatten fazla sürmüştü ve karanlıkta buzullar arasında manevra yapmaya kalkışması halinde, bunun daha da uzun süre alabileceğini düşündüren nedenler vardı. Ve ilk işaret fişeğinin atılmasından iki saat sonra, Titanic zaten batmıştı. Rapora yazıldığına göre, dolayısıyla, Lort gemiden hiç kimseyi kurtaramayacaktı.

Bununla birlikte, rapor her şeye rağmen Lort'un hareketsiz kalmasının bağışlanamayacağını açıkça belirtiyordu. Titanic'i kurtaramasaydı bile, açıkça bunu denemesi gerekirdi. Ve hatta Titanic'i görmediyse bile, bir fişek görmüştü ve kaptanları yedi fişek atıldığına tanıktılar. Deneyimli bir denizci bunların tehlike işaretlerinden başka bir şey olmadığını hemen anlayabilirdi. Buna rağmen ne Lort ne de kaptanları sorunun ne olduğunu anlamak için telsiz operatörünü uyandırma zahmetine girmişlerdi.

Titanic'le ilgili araştırma yapan en son tarihçiler, 1992 raporuyla aynı fikirdeydi. Californian'dan görülen fişeklerin Titanic'ten atılması çok büyük olasılıktı ve yakınlarda başka bir gemi olduğuna ilişkin de hiçbir kanıt yoktu. Ama fişekler Titanic'ten atılmasaydı bile yardım isteyen başka bir gemiden atılmış olabilirdi. Lort'un buna yanıtı ise kamarasına çekilip yatmak olmuştu. Lort'un yataktan kalkmayışının birçok nedeni olabilirdi. Belki korkaktı. Ya da ne bileyim, belki o kadar kuralcıydı ki, kaptanları diğer fişeklerin atıldığını görmelerine rağmen, onu rahatsız etmekten korkmuştu. Ya da belki, sırf başka bir gemi buzulların arasında rekor denemesi yapıyor diye kendi gemisini riske atması gerektiğini hissetmemişti.

Paul Aron - Tarihin Büyük Sırları






Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM