DİN VE CİNSELLİK

Turan Dursun - Din ve Cinsellik


Yakup Peygamber, Karıları ve Cariyeleriyle İlişkisi

"Ve İshak Yakup'u çağırdı, onu mübarek kıldı ve tembih edip ona dedi: Kenan kızlarından kadın almayacaksın. Kalk, Pad-dan-aram'a, ananın babası Betuel'in evine git ve orada ananın kardeşi Laban'ın kızlarından kendine kadın al..."

Yakup, babası İshak'ın öğüdüne uyarak dayısı Laban'ın "kızlarından almak" üzere yürür, "şark oğullarının memleketi" ne doğru yola koyulur. Vara vara, yöneldiği ülkenin yakınlarında bir kuyu, kuyunun çevresinde de üç koyun sürüsü bulur. O yörenin halkı sürülerini bu kuyudan suvarmak zorundaydı. Kuyunun üzerinde büyük bir taş vardı. Taşın kaldırılması büyük bir güç gerektirdiği için sürülerini getirenler birbirlerine yardım ederler, taşı birlikte kaldırırlardı kuyunun üzerinden. Sürüler suvarıldıktan sonra da yine elbirliğiyle taşı kuyunun üzerine kapatırlardı. Yakup, kuyunun yanında sürülerini suvarmak üzere gelenlerle karşılaşır, konuşurken dayısını ve dayısının kızlarını sorar. Oradakiler de "İşte, kızlarından Rahel, koyunlarla geliyor!" derler ve kızı gösterirler.

Rahel koyunlarıyla gelir kuyunun başına. Yakup ister ki sürülere su içirme işi bitsin de, kızla konuşmaya sıra gelsin. Acele eder. Ne var ki, oradakiler herkesin gelmesini beklemek zorunda olduklarını, yoksa kuyunun ağzındaki taşı kaldıramayacaklarını söylerler. Yakup olağanüstü bir güce sahiptir. O kocaman taşı tek başına kaldırdığı gibi yuvarlar bir kenara. Ve hemen ardından kıza yaklaşır, dayısının kızı Rahel'i öper. Sonra kendisini tanıtır.

Laban, yani Yakup'un dayısı, kız kardeşinin oğlunun geldiğini duyunca çok sevinir, karşılamaya çıkar, karşılaşınca sarılır, sevgisini ve coşkusunu dile getirir.

Yakup, dayısı Laban'ın yanında kalır, sürüsüne çobanlık eder. Ama Laban, Yakup'un aynı zamanda kendisine damat olmasını ister. Bu isteğini dolaylı yoldan anlatmayı uygun görür, şöyle konuşur: "Kardeşimin (kız kardeşimin) oğlusun diye karşılıksız mı hizmet edeceksin? Olmaz bu. Söylesene hizmetine karşılık ne istersin?"

Yakup, karşılık olarak Rahel'i istediğini ve bu kız için kendisine "7 yıl" hizmet edebileceğini söyler.

Ancak Laban'ın, Rahel'den başka bir kızı daha var: Büyük kızı Lea. Laban ister ki önce Lea evlensin. Çünkü gelenekler bunu, yani büyük kızın önce evlenmesini gerektirir. Bununla birlikte Laban, Yakup'un Lea'yı değil, Rahel'i sevdiğini bilir. Onun için Yakup Rahel'i isteyince "Hayır!" demez. Bir plan düşünür, planını uygular ve Rahel diye Lea'yı verir Yakup'un koynuna. Lea'ya bir de cariye armağan eder: Zilpa.

Laban'ın Yakup'a oynadığı oyun, “zifaf gecesi" ortaya çıkar. Hatta o gecenin sabahı, yani Yakup Lea'yla yattıktan sonra... Yakup, üzüntüsünü şöyle anlatır Laban'a: "Bana bu yaptığın nedir?

Senin yanında Rahel için kalmadım mı, Rahel için hizmet etmedim mi? Beni niçin aldattın?"

Laban'ın da karşılığı şu olur: "Küçük kızı, büyüğünden önce vermek, bizim yörede olmayacak şeydir. Sen şimdi bu evlenmenin haftasını tamamla. Sonra yanımda kalır ve yedi yıl daha hizmet edersen öbür kızı da sana veririm."

Yakup, ister istemez Laban'ın önerisini kabul eder. Yedi yıl daha çobanlık eder. Ve sonunda sevdiği kızı, yani Rahel'i de alır. Laban, kızı Rahel'e de düğün armağanı olarak bir cariye verir. Bu cariyenin adı da Bilha.

"Ve Rab Lea'nın sevilmediğini gördü, onun rahmini açtı. Ama Rahel kısır kaldı. Ve Lea gebe kalıp bir oğul doğurdu, onun adını Ruben (bir oğul) koydu... Ve yine gebe kaldı, bir oğul daha doğurdu ve dedi: Sevilmediğimi Rab işittiği için bana bunu verdi. Lea, bu çocuğun adını da Şimeon (işitme) koydu. Ve yine gebe kaldı, bir oğul daha doğurdu ve dedi:

Bu kez kocam bana bağlanacak. Çünkü ona üç oğul doğurdum. Onun için çocuğun adını Levi (bağlanma) koydu. Ve yine gebe kaldı, bir oğul daha doğurdu. Ve dedi: Bu kez Rabbe hamt edeceğim (Rabbi öveceğim!). Onun için bu çocuğun adını da Yahuda (övülmüş = Muhammed) koydu..."

Tevrat’ın bu ayetlerine göre, "Rab", yani Tanrı, acıdığı için Lea'dan yana olmuştu. Onun için Lea'nın "rahmini açmış", onu doğurgan kılmıştı. Rahel'i ise "kısır" yapmıştı.

Rahel, ablasının sürekli çocuk doğurduğunu, kendisininse hiç çocuğu olmadığını düşünür, ablasını kıskanır, içini kocasına döker. Kocası çaresiz şu karşılığı verir: "Ben ne yapabilirim? Döl yatağının meyvesini senden esirgeyen Rabbin yerinde miyim ben?"

O zaman Rahel kocasına şu öneride bulunur: "İşte cariyem Bilha. Onun yanına gir. Gir de (gebe kalıp) dizlerimin üzerinde doğursun ve ondan çocuklarım olsun."

Rahel böylece, cariyesini kocasına sunar, onunla cinsel ilişkide bulunmasını ister. Yakup kaçırır mı bu fırsatı? Girer Bilha'nın koynuna ve onu gebe bırakır: "Ve Bilha gebe kaldı, Yakup’a bir oğul doğurdu. Ve Rahel dedi: Tanrı davamı gördü, sesimi işitip bana bir oğul verdi. Rahel bunun için çocuğun adını Dan (hükmetti) koydu. Ve Rahel'in cariyesi yine gebe kaldı, Yakup'a ikinci bir oğul doğurdu. Ve Rahel dedi: Kız kardeşimle büyük güreş yaptım, onu yendim. Rahel bu çocuğun adını da Naftali (güreşim) koydu."

Rahel cariyesini kocasına sunar da, Lea durur mu? O da kendi cariyesi Zilpa'yı sunar Yakup'a. Tabii Yakup'un yine canına minnet! Yakup, Zilpa'yla da yatar. Birkaç çocuk da Zilpa'ya doğurtur. Bundan da Lea mutlu olur. Lea birkaç kez de kendisi doğurur; daha önce doğurduklarından başka... Neden sonra Tanrı "Rahel'i de hatırlar". Rahel'in de bir çocuğu olur: Yusuf.

Yani ünlü Yusuf Peygamber... İleride Firavun'un kumandanlarından Mısırlı Polifar'ın güzel karısı Zeliha'nın gönlünü tutuşturacak olan Yusuf...

Yakup'un dayısı Laban'ın kızlarıyla ilgili öyküsü, Kur’an’a da yansımıştır. Ama oldukça değişik biçimde... Kur'an’da Yakup yerine Musa Peygamber geçiyor öyküde. "İki kız"dan söz ediliyor, "su"dan (kuyudan), "davarlar"dan ve sürüye bu sudan su içirilişinden söz ediliyor. "İki kız"ın bir "yaşlı baba"ları bulunduğu ve kişinin, "kızını vermesi karşılığında" söz konusu delikanlıyı çoban tuttuğu da anlatılıyor. Ama "baba“nın kim olduğu anlatılmıyor. Delikanlının kızı alma karşılığında yapacağı çobanlık süresi de değişik gösteriliyor. "... 8 hacc (8 yıl)...” deniyor.

Anlaşılıyor ki, öykü Tevrat'tan olduğu gibi alınmamış. Belki de Tevrat'a hiç başvurulmadan, halk arasında söylendiği biçimiyle alınıp geçirilmiş Kur'an ayetlerine ve bu öykünün, Tevrat, çıkış, Bap 2, ayet 16-21; Bap 3, ayet l'de geçen Musa'nın öykü ile karıştırıldığı anlaşılıyor. Bu konuda daha başka şeyler de söylenebilir. Ama asıl konumuz bu değil. Onun için geçiyoruz.

Turan Dursun - Din ve Cinsellik


Bir sonraki bölüm hazırlandığında linki burada olacaktır.




Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM