Hititler

Tolga Uslubaş & Sezgin Dağ - Dünya Tarihi Ansiklopedisi


Hititler

M.Ö. 2000 yılından M.Ö. 8. yüzyıla kadar Anadolu' da hüküm süren devlet. Hititlerin Anadolu'ya nereden geldikleri kesin olarak bilinmemektedir. Bunların kökeni ve Anadolu'ya geliş yolları hakkında çok çeşitli görüşler mevcuttur. Önceleri batıdan Boğazlar üzerinden Anadolu'ya geldikleri kabul ediliyordu. Daha sonraları ise, Kafkaslar üzerinden Anadolu'ya gelip önce Yeşilırmak, sonra Kızılırmak meralarına yerleştikleri ileri sürüldü. Kayseri ve çevresinde bulunan, Asur tüccarlarına ait belgelerden ele geçen Hititçe şehir ve şahıs adlarından bu kavmin M.Ö. 2000 yılında Anadolu'ya geldiği tahmin edilmektedir. Hititlerin Anadolu'ya yerleşmesi esnasında bu bölgede, yerli Hatti kavimlerinin kurdukları bağımsız küçük şehir krallıkları vardı. Bu krallıklardan bazılarını ele geçiren Hititler, Kuşşara ve Neşa bölgesinde hakimiyetlerini ilan ettiler. Hanedanın tanınan ilk kralı Pithana'dır.

Pithana'dan itibaren M.Ö. 1400 yılına gelinceye kadar geçen devreye Eski Hitit Devleti adı verilmekte, bu zamandan yıkılıncaya kadar geçen süreye de Yeni Hitit Devleti veya İmparatorluk devri denilmektedir.

Eski Hitit Devletinin meşhur hükümdarları arasında Birinci Hattuşil ve Birinci Murşil gelmektedir. Diğer hükümdarlar hakkında ya çok az bilgi bulunmaktadır. Eski devirde Hitit Devleti, en parlak zamanını Birinci Hattuşil devrinde yaşadı. Hattuşil (M.Ö. 1650-1620), Güneydoğu Anadolu'ya inerek Haleb'i aldı. Devletin sınırlarını Fırat nehrine kadar genişletti. Ölümü üzerine başa geçen Birinci Murşil (M Ö. 1620-1590), önce Babil Devleti üzerine sefere çıktı. Bu seferde kesin bir sonuç elde edememesine rağmen, Babil Devleti büyük ölçüde zayıfladı ve Kassitlerin eline geçti. Birinci Murşil daha sonra Huri ülkesine sefer açtı ve başkent Hattuşaş (Boğazköy)'ta çıkan karışıklıklar üzerine geri döndü. Çok geçmeden bu karışıklık sırasında öldürüldü. M.O. 1590 yılında Birinci Murşil'in ölmesi ve hiçbir önemi olmayan sonuncu kral Telepinus'tan sonra Eski Krallık dönemi sona erdi.

Hitit tarihinin en büyük kralı olarak ün yapan Birinci Şuppiluliuma (M.Ö.1380-1340) yeni krallık dönemini kurdu. Hitit Devleti onun zamanında tarihinin en güçlü noktasına ulaştı. Şuppiluliuma, Anadolu'da siyasi birliği kuvvetlendirdikten sonra Güney Mezopotamya ve Suriye içlerine doğru ilerlemeye başladı. Bu nedenle Mısır Devleti ile karşı karşıya geldi. Birinci Şuppiluliuma, Mısır'a karşı zaferler kazandı ise de, vebaya yakalanarak öldü ve yerine İkinci Murşil (M.Ö.1339-1306) geçti. Bu hükümdar ve onun halefi Muvattaliş (M.Ö. 1306-1282) zamanında Hititlerin Mısırlılarla mücadelesi devam etti. 1296' da iki ülke arasında meşhur Kadeş Savaşı meydana geldi. İki taraf da birbirlerine üstünlük sağlayamadılar. Nihayet Üçüncü Hattuşil, Mısır'la olan anlaşmazlığa son vererek barış yaptı. Hattuşil'in 1250 yılında ölümünden sonra Batı Anadolu sahillerine çıkan Akalar; giriştikleri seri akınlarla Hititleri zayıflattılar. Bu saldırılar neticesinde küçük şehir devletçikleri haline gelen Hititler çok geçmeden Asurlular tarafından yıkıldılar.

Kültür ve medeniyet: Hitit medeniyetinin kalıntıları Anadolu'nun Alacahöyük ve Boğazköy ile Kuzey Suriye'nin birçok yerlerinde dağınık olarak bulunmaktadır. Hititler sanatta Hattileri taklit etmişlerdir. Hitit sanatının bugüne kadar gelebilen eserleri arasında saraylar, tapınaklar, heykeller ve etrafı duvarlarla çevrili şehirler gelmektedir. Hitit sanatı, kendisinden sonraki Ege sanatını büyük ölçüde etkilemiştir.

Hititler çivi yazısının yanında, hiyeroglif denilen resim yazısını da kullanıyorlardı. Hiyeroglif yazısına özellikle abideler ve mühürler üzerinde rastlanılmıştır.

Hitit ülkesindeki kazılarda çıkan tabletler Hititçeden başka Akadca, Hurrice, Hattice ve Palaca yazılmıştır. Bu belgeler, Hititlerin zengin bir edebiyata sahip olduklarını göstermektedir. Hitit kralları her yıl sonunda yaptıkları icraatları, yıllıklar halinde yazdırıyorlardı. Hitit devlet arşivinde bu tarihi belgelerin yanında bol miktarda dini edebiyat metinleri de vardı.

Hititler çoktanrılı bir dine inanmaktaydılar. Ele geçen bir metindeki "bin tanrı" sözü bu durumu ispatlamaktadır. Hititler yalnız kendi tanrılarına değil, Anadolu'daki diğer kavimlerin tanrılarına da tapınmışlardır. Hititlerin milli tanrıları arasında en önemlileri güneş tanrısı Utu, deniz tanrısı Asuna ve savaş tanrıçası Delvani'dir.

Eski Anadolu mimarisinden kaynaklanan Hitit mimarisinde abidevi eserler söz konusudur. Eski krallık döneminde taş temeller üzerine oturtulmuş sağlam savunma alanlarıyla çevrili kaleler, askeri mimarinin temel özellikleridir. Boğazköy'deki kale ve sur düzeni arazi ve askeri mimarinin temel özelliklerine uygun olarak inşa edilmiştir. Mimari tarihinde de en eski köprü Hitit devrinden kalmadır. Bu köprü, Boğazköy'ün kuzeydoğusunda Anbarlıkaya ile Büyükkaya arasında kurulmuştur.

Hitit heykelciliği, mimari eserlerin bir unsuru olarak gelmiştir. Büyük ebatlarda ve pişmiş topraktan yapılan heykeller genellikle boğa ve aslan vb. figürleri gösterir.

Hititler ile birlikte Anadolu çömlekçiliği en üst seviyeye çıkmıştır. Kazılarda çıkan çömlekler genellikle ince çeperli ve tek renklidir. Birkaç yeni tipin dışında bütün Hitit seramikleri hep aynı özellikleri taşır.

Eski Anadolu oymacılığının en güzel örnekleri Hitit devrinden kalmadır. Oymalar taş, tunç, demir ve altın üstüne yapılmıştır. Hititlerde silah sanayinin de devrine göre çok gelişmiş olduğu anlaşılmaktadır.

Tolga Uslubaş & Sezgin Dağ - Dünya Tarihi Ansiklopedisi


Bir sonraki bölüm hazırlandığında linki burada olacaktır.



Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM