Geleceğin Fiziği

Michio Kaku - Geleceğin Fiziği



Geleceğin imparatorlukları zihnin imparatorlukları olacak.

WINSTON CHURCHILL


Giriş

Gelecek 100 Yılı Tahmin Etmek

ÇOCUKKEN YAŞADIĞIM iki deneyim, bugünkü beni şekillendirmede yardımcı oldu. Bu iki deneyim, tüm hayatımı belirlememe yardımcı olan iki tutkunun da kökenini oluşturdu.

İlk olarak, sekiz yaşımdayken, tüm öğretmenlerin büyük bir bilim insanının biraz önce öldüğü haberiyle çalkalandıklarını hatırlıyorum. O gece gazeteler ofisinin bir fotoğrafını bastılar, masasının üzerinde bitmemiş bir el yazması vardı. Manşetler ise çağımızın en büyük bilim insanının en büyük başyapıtını bitiremediğini yazıyordu. Böylesine büyük bir bilim insanının sonunu getiremeyeceği kadar zor olan nedir diye kendi kendime sordum. Bu kadar karışık ve bu kadar önemli olan ne olabilirdi ki? Benim için bu, en sonunda, herhangi bir cinayet romanından daha sürükleyici, herhangi bir macera hikayesinden daha ilgi çekici bir hal aldı. O bitmemiş el yazmasında ne olduğunu öğrenmek zorundaydım.

Daha sonra, bu bilim insanının isminin Albert Einstein olduğunu ve bitmemiş el yazmasının da onun en parlak başarısı olacağını öğrendim. Bu, onun " her şeyin kuramı" nı yaratma çabasıydı; bu, evrenin gizemlerinin kilidini açabilecek, belki de ona "Tanrı'nın zihnini okuma" olanağı verecek ve muhtemelen üç santimetreden uzun olmayacak bir denklemdi.

Çocukluğumdan gelen bir diğer önemli deneyim, cumartesi sabahları televizyon şovları izlerken, özellikle de Buster Crabbe ile the Flash Gordon dizisini izlerken oluştu. Her hafta burnum televizyon ekranına yapışırdı. Büyülenmiş bir şekilde uzay yaratıklarının, yıldız gemilerinin, ışın silahlarıyla yapılan savaşların, su altı şehirlerinin ve canavarların gizemli dünyalarına giderdim. Bağımlısı olmuştum. Bu, benim geleceğin dünyası ile ilk karşı karşıya olmamdı. İşte o zamandan beri, ne zaman gelecek hakkında düşünsem, çocukça bir merak içimi kaplar.

Ama dizinin her bölümünü izledikten sonra, tüm övgüyü Flash almasına karşın, diziyi var edenin aslında bilim insanı Dr. Zarkov olduğunu anlamaya başladım. Roket gemisini, görünmezlik kalkanını, uzaydaki şehir için güç kaynağını ve bunun gibi her şeyi icat eden oydu. Bilim insanları olmazsa bir gelecek de olmaz. Yakışıklı beyler ve güzel hanımlar toplumun hayranlığını kazanabilirler, ama geleceğin tüm harika buluşları, değeri anlaşılmamış, adı sanı duyulmamış bilim insanlarının ürünleri olacak.

Daha sonra, ben lisedeyken, bu büyük bilim insanlarının ayak izlerini takip etmeye karar verdim ve öğrendiklerimin bir kısmını sınadım. Dünyayı değiştirebileceğim bildiğim bu büyük devrimin bir parçası olmak istedim. Bir atom parçalayıcı inşa etmek istedim. Garajda 2,3 milyon elektron voltluk bir parçacık hızlandırıcı inşa etmek için annemden izin istedim. Biraz irkildiyse de kabul etti. Sonra, Westinghouse ve Varian Associates'e gittim, 180 kilo transformatör çeliği ve 35 kilometre bakır tel aldım ve annemin garajında bir tane betatron hızlandırıcı yaptım.

Daha önce, güçlü bir manyetik alana sahip bir sis odacığı inşa etmiş ve antimaddenin izlerini fotoğraflamıştım. Ancak, antimaddeyi fotoğraflamak yeterli değildi. Şimdi amacım bir
antimadde ışını üretmekti. Atom parçalayıcısının manyetik sarımları, 10.000 Gauss' luk (Dünya'nın manyetik alanın hemen hemen 20.000 katı, prensipte bir çekici bir anda paramparça edecek kadar güçlü} devasa bir manyetik alanı başarıyla üretti. Makine 6 kilowatt'lık bir güç çekiyor, evimizin sağlayabileceği tüm elektriği tüketiyordu. Makineyi açtığımda, evdeki tüm sigortaları sık sık attırıyordum. (Zavallı annem, neden futbol oynayan bir oğula sahip olmadığını düşünmüş olmalı.)

Sonuçta, tüm hayatım boyunca iki tutku ilgimi çekti: Evrenin tüm fiziksel yasalarını, kolayca anlaşılan tek bir kuram içinde kavrama ve geleceği görme arzusu. En sonunda, bu iki tutkunun aslında birbirlerini tamamladıklarını fark ettim. Geleceği anlamanın yolu, doğanın temel yasalarını kavramaktan ve sonra onları, uygarlığımızı uzak geleceğe taşıyacak buluşlara, makinelere ve yöntemlere uygulamaktan geçer.

Geleceği tahmin etmek için çok yararlı ve derinliği olan birçok girişim olduğunu öğrendim. Yine de, bunlar, çoğunlukla, ellerinde ilk elden bir bilim birikimi olmaksızın, bilim dünyası hakkında öngörüde bulunan, yani meslekten olmayan tarihçiler, sosyologlar, bilimkurgu yazarları ve "fütürist" ler tarafından yazılıyorlardı. Bilim insanları, yani geleceği laboratuarlarında yaratan meslekten insanlar, çığır açan buluşlarla o kadar meşguller ki sokaktaki insan için gelecek hakkında kitaplar yazmaya vakitleri yok.

Bu kitabın farklı olmasının nedeni budur. Umarım bu kitap, meslekten birinin bizi bekleyen harikulade keşifler üzerine bakış açısını verecek ve 2100' deki Dünya'nın en gerçekçi, en güvenilir görünümünü ortaya koyacaktır.

Elbette, geleceği tam bir kesinlikle tahmin etmek olanaksızdır. öyle hissediyorum ki, yapılabilecek en iyi şey, geleceği icat etmek gibi çok zor bir işi tek başlarına yapan, bilimsel ilerlemenin en uç noktasındaki bilim insanlarının düşüncelerinden yararlanmaktır. Onlar, uygarlığımızı kökünden dönüştürecek aygıtları, katları ve yöntemleri bizzat yaratanlardır. Bu kitap onların hikayesidir. Dünya'nın en önde gelen bilim insanlarıyla, düşünürleriyle ve hayalcileriyle, ki sayıları 300' den fazladır, ulusal televizyon ve radyolar için röportajlar yaparak bu büyük devrimi en ön sıradan izleme şansına sahip oldum. Ayrıca, onların geleceğimizi değiştirecek olağanüstü cihazlarının prototiplerini filme çekmek için, televizyon ekiplerini onların laboratuarlarına soktum. Geleceği yaratma cüretini gösteren vizyon sahibi bu insanların harika icatlarının ve keşiflerinin kısa hikayeleri için, BBC, Discovery ve Science kanalları adına birçok özel bilim programı yaptım; bu benim için eşine ender rastlanacak büyük bir onurdu. Sicim kuramı üzerine çalışmamı sürdürmekte ve bu yüzyılı dönüştürecek en ileri bilimsel araştırmalara kulak misafiri olmakta tamamen özgür biri olarak, bilim alanında en çok arzu edilebilecek işlerden birine sahip olduğumu hissediyorum. Gerçekleşen, çocukluk hayallerimdir.

Ama bu kitabım daha öncekilerden farklı. Einstein 'dan Ötesi, Hiperuzay ve Paralel Dünyalar gibi kitaplarımda, benim çalışma alanım olan kuramsal fizik üzerinde esen, evreni anlamada yeni yollar açan, yeni ve devrimci rüzgarları tartışmıştım. Olanaksızın Fiziği adlı kitabımda, fizikteki en son keşiflerin, hayal gücü en uçlarda olan bilimkurgu taslaklarını bile en sonunda nasıl olup da mümkün kıldığını tartışmıştım.

Elinizdeki bu kitap, daha çok, bilimin gelecek onyıllar içinde nasıl evrileceğini ele aldığım bir diğer kitabım Görüntüler' e benzer. Şimdi o kitapta yapılan tahminlerden birçoğunun, bugün öngörülen zamanlarında gerçekleşmekte olmasından dolayı çok memnunum. Kitabımın doğruluğu, büyük oranda, görüşme yaptığım birçok bilim insanının bilgeliklerine ve önsezilerine bağlıydı.

Ancak elinizdeki bu kitap, 100 yıl içinde gerçekleşmesi olası, en nihayetinde insanlığın kaderini tayin edecek teknolojileri ele alıyor ve geleceğin çok daha geniş bir görüntüsünü içinde barındırıyor. Önümüzdeki 100 yılın zorluklarını ve fırsatlarını ele alış şeklimiz, insan ırkının nihai yörüngesini belirleyecektir.

Michio Kaku - Geleceğin Fiziği


Bir sonraki bölüm hazırlandığında linki burada olacaktır





Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM