İLKLER

Evin Esmen & Arda Kısakürek - İlkler

İnsan ve İklim

İnsanların dünyaya yayılmasını tekrar ele almadan önce, sadece son bir milyon yıl için, atalarımıza yaptığımız sınıflandırmayı gözden geçirelim. Baştan beri Homo ergaster, Homo erektus, Homo Heidelbergensis, Homo Neanderthal, Homo sapiens den bahsettik. Burada kullanılan Homo tabiri “ Adam “ anlamına gelmektedir. Homo ergaster ve Homo erektus, (erectus = dik insan, ergaster = çalışan adam) aynı atamıza değişik zamanlarda verilen adlardır. Afrika’dan ayrılıp, uzun bir yol kat edip, dünyaya yayılan Homo ergastere, Homo erektus denilmiştir. Aslında bunlara genel olarak elini kullanan, beceri sahibi adam anlamında Homo habilis denir. Bütün bu atalar Homo sapiensımızı, Homo sapiens yani akıllı adam, ön takısı takılarak söylendiği de olur. Örneğin Homo sapiens erektus, Homo sapiens Neanderthal, Homo sapiens sapiens gibi. Biz burada bu ön takıyı kullanmaksızın, yalın hali ile kullanmayı tercih ettik.

Daha önce de bahsettiğimiz gibi, insan yaşamında doğa olaylarının ve özellikle iklimin belirleyici rolü olmuştur. Günümüze yaklaştıkça, kültürün etkisi artmaya başlamış, ancak iklimin etkisi çok fazla azalmamıştır. İnsanın geliştirdiği teknik, günümüzde bile doğa olaylarının etkisini silecek mertebeye gelememiştir. Şimdilik, kültür ve teknik, ancak, küçük çaptaki doğa olaylarının insana vereceği zararları azaltmaya çalışmaktadır.

İklimin ve dolayısı ile vejetasyonun insan yerleşimi ile olan etkisini göstermek amacı ile aşağıda, son bir milyon yılda meydana gelen değişiklikler anlatılmıştır. Dünyanın iklimi tümü ile anlatılmamış, ancak, anlatılacak olan tarih akışına uygun olarak, Avrupa’nın ve Asya’nın (güney Asya hariç) üzerinde durulmuştur.

Dünyanın iklimi ve vejetasyonu anlatılırken, Afrika’dan çıkıp dünyaya dağılmaları daha önce hikâye edilen ilk insanların, bize ışık tutan bulgularının ışığında, gelişme ve hareketlerine zaman skalasında tekrar değinilmiştir.

Dünya, uzun zamandır, bir buz çağından bir diğerine geçerek yaşamaktadır. Bilinen en sert buz çağı, bundan 800 ile 600 milyon yıl önce yaşanmış olan buzul çağıdır. Bu dönemde, ekvator bölgesi hariç, tüm dünya yüzeyi buzullarla kaplıydı. Buzul çağları periyodik bir değişim gösterir. Ama bu periyot sabit değildir, o da zaman içinde değişmiştir. Son 800.000 yılda, buzullar 100.000 yıllık periyotlarla ilerlemiş ve gerilemiştir. Son buzul çağı ise, M.Ö. 10.000 yıl önce biterek, Holocene dediğimiz, iklim açısından stabil olan bir dönem başlamıştır. Şu anda, hala Holocene içinde yaşamaktayız.

Buzul çağlarının zamanlaması, Milankovich kuvveti (dünyanın güneş etrafındaki yörüngesi, dünyanın ekseninin açısı ve dünya ekseninin dairesel hareketi) ve kıta plakalarının durumu ile belirlenmektedir. Toprak kütlesi kutup bölgelerinde yoğunlaştıkça, bu bölgelerdeki buz miktarı da artmaktadır. Kıtaların dünya üzerindeki şimdiki konumu ve diğer veriler, yeni bir buz çağına girilmekte olduğunu göstermektedir. Tabii Global ısınma bu gidişi yok edip, tersine çevirecektir.

Buzul çağları arasında, iklimin daha sıcak olduğu dönemler vardır ki bunlara “ buzul arası “ (İnterglacial) dönem denir. Son 10.000 yıldır yaşanan dönem, Holocene, “ buzul arası “ bir dönemdir.

Evin Esmen & Arda Kısakürek - İlkler


Bir sonraki bölüm hazırlandığında linki burada olacaktır




Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM