Kısa Türkiye Tarihi

Prof. Dr. Sina Akşin - Kısa Türkiye Tarihi


Makedonya Sorunu

1908 ihtilali Makedonya’da çıktı. Onun için Makedonya sorunu üzerinde biraz durmak gerekir. Avrupalıların Makedonya dedikleri yer, yaklaşık olarak üç Osmanlı ili olan Kosova, Selanik ve Manastır’ı kapsayan alandı. Bölgedeki nüfus şöyleydi: 1,5 milyon Müslüman, 900.000 Bulgar, 300.000 Rum, 100.000 Sırp, 100.000 Ulah (Eflaklı). Osmanlı istatistikleri Müslümanları etnik bakımdan ayırt etmezdi. Onlar çoğunluktaydılar, fakat Balkan ulusçuluğu ve genellikle Avrupa kamuoyu, Müslümanları, yüzyıllardır orayı yurt edinmiş de olsalar, “istilacı”, “sonradan gelmiş” diye nitelediği için, görmezlikten geliyordu. Bu açıdan bakınca Bulgarlar çoğunluktaydılar ve Ayastefanos Antlaşması bölgeyi Bulgaristan’a vermişti. Ne var ki Berlin Antlaşması bu düzenlemeyi bozmuştu. Üstelik sözü edilen gruplar az çok belirgin bölgelerde toplanmamışlar, iç içe, karmakarışık durumda oturuyorlardı. Buna rağmen Bulgarlar “komita” denen çeteler kurarak ve tedhiş (yıldırı, terörizm) yöntemleri kullanarak Bulgar olmayanları sindirmeye ya da bölgeden kaçırtmaya (“etnik temizlik”) çalışıyorlardı. Bu durum karşısında Rumlar ve Sırplar da komitalar kurup mücadeleye girmişlerdi. Osmanlı kolluk güçleri de ordan oraya koşarak asayişi sağlamaya çalışıyorlardı. (Şunu da belirtmeli ki, sonradan ortaya konan görüşlere göre Makedonya’da o dönemde “Bulgar” diye nitelendirilen insanlar, aslında Bulgar değil, Makedondur.)

1902’de Bulgarlar 1 ay süren bir genel ayaklanma düzenlediler. Bunun üzerine 3 vilayete genel müfettiş olarak Hüseyin Hilmi Paşa atandı. 1903’te çıkardıkları ikinci ayaklanma 3 ay sürdü. Bunun üzerine Rusya ve Avusturya bir ıslahat programı hazırladılar. Buna göre Makedonya’da her büyük devlet, kendisine ayrılmış bir bölgeye jandarma subayları göndererek Osmanlı kolluk kuvvetlerine danışmanlık yapacaktı. Bu plana, Osmanlı’ya şirin görünmek istediği için, Almanya katılmadı. Abdülhamit bölgeye hem asayişi daha iyi sağlayabilmek, hem de kendi güvenliği bakımından mektepli subayları İstanbul’dan uzaklaştırmak için tercihen mektepli subayları gönderiyordu. Böylece Rumeli’de bir mektepli subay yoğunluğu ortaya çıktı. Ancak 2 ayda bir maaş alabilen, yabancı subayların lüks yaşantısına imrenen, komitacıların ulusçuluk uğruna insanlara (bu arada kendi dindaşlarına da) yaptıkları kanlı eylemleri gören bu subayların böylece ilginç deneyimleri oluşuyordu.

Prof. Dr. Sina Akşin - Kısa Türkiye Tarihi


Bir sonraki bölüm hazırlandığında linki burada olacaktır.




Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM