Padişah Anaları

Ali Kemal Meram - Padişah Anaları


BİRİNCİ BÖLÜM

SELÇUKLULARIN UÇBEĞİ KARA OSMAN KENDİ ADIYLE ANILACAK BİR DEVLETİN TEMELLERİNİ ATIYORDU... (1300-1324)

Kara kıl çadırın tepesindeki abanoz direkte ak bir bayrak dalgalanıyordu.

Yamacın doruğundaki düzlükte bir büyük alanı kaplayan koca çadırın içi kalın kıl keçelerle ve değişik düzende birbirinden ayrılan irili ufaklı odalara bölünmüştü.

Uçbeği Kara Osman'ın hem evi, hem de Beğlik Otağı idi bu koca çadır.

Gücünü, egemenliğini Arap ve Acemler'in dinsel ve töresel inançlarında ve kültürlerinde çoktan yitirmiş Selçuklu Devleti'nin bu bölgedeki güvenliğini; acımasız, ilkel, vahşi Moğollar'a karşı korumakla yükümlü aşiret'in başı, Kara Osman'dı. Çadır odanın dört bir yanı, acem ve frenk halılarıyla döşenmişti. Kalın direklerde gürzler, palalar, kılıçlar, ok ve altın kakmalı hançerler asılıydı.

Uç Beği Kara Osman'ın canı sıkkındı, üstelik kızgındı da.

Az ötesinde oturan karısından yana çevirdi başını; ateş saçan gözlerini, hâlâ hıçkıra hıçkıra ağlayıp duran karısına dikti, öyle kaldı bir süre. Sonra birden ayağa fırladı. Koca çadırın dışına taşıp yankılanan güçlü bir sesle haykırdı:

- Bre hatun, yetmez mi - canevinden vurmuşumcasına durmaz ağlarsın, niye?

Karısı Bala hatun avuçlarının içine gömülü yüzünü kaldırıp kocasının kara sakallı suratına baktı. Güçlükle soluklanarak kesik kesik konuştu:

- Bilmez gibi sorarsın, beğim, şahım efendim; canevimden vurulmuş değil miyim sanki?

Kara Osman'ın sesi bir kez daha gürledi:

- Ne olmuş ki?

- Daha ne olsun ki, a benim beğim, efendim? Sen ki, o rum kızı Horofira'yı oğlum Orhan'a karı yapmak istersin; duyduğumdan bu yana bağrıma köz düşmüşcesine tüm yüreğim tutuşmuştur. Bu yüzden ağlarım ben, sanki bilmezsin de hırslanıp sorarsın üstelik. Olacak iş midir bu?

Kara Osman'ın iri gözbebeklerinde kıvılcımlar uçuşuyordu.

- Kısa aklın ermez bu işlere hatun, diye bağırdı. Benim düşlediğim amaç başka. Din ayrılığına gelince, hiç önemli değil. «Kelime-i Şahadet» getirmesini belletip söylettik mi, Müslüman olur! Horofira olan adını atıp da bir müslüman adı koyunca, hıristiyanlık mı kalır ortada? Kimin alnında yazar hıristiyanlığı, ya da müslümanlığı?

Bala hatunun yürekli sesi çınladı, koca çadırın her bir bölümünde..

- Kanında, damarında dolaşır, yüreğinde yazar.

- Tanrı'nın buyruğuna karşı mı çıkıyorsun? Tanrı böyle diyor, Peygamber böyle söylüyor.

Yüzü al al olmuştu. Bala hatun'un; artık ağlamıyor, hıçkırmıyordu da. Sesini biraz daha yükselterek haykırdı:

- Babamdan duyup belledim en doğrusunu ben. Yüce Tanrı, dinsiz Araplar için vermiş o buyruğu!

Karısının bu denli başkaldırısı ile ilk karşılaşan Kara Osman, üstelik duyduklarına da şaşırıp kalmıştı. Çabuk toparladı kendini. Kollarını iki yana açarak boşluğu yumrukladıktan sonra:

- Senin aklın ermez hatun, diye bağırdı. Böyle öç alınır düşmandan; Yarhisar Tekfur'u pusu kurup tuzağa düşürmek istedi, beni. Aşiretimi başsız koyup topraklarımızı ele geçirmek için beni öldürmeğe kalkıştı. O'ndan önce davrandım; pusuya pusu ile, tuzağa tuzakla karşı çıktım; kızı Horofira'yı düğün gecesi gelinliği sırtında kaçırdım. Dinini, adını değiştirip oğlum Orhan'a yüce bir düğün dernekle karı yapmaktan daha uygunu var mı? Artık, bundan böyle
Horofira değil, (Nilüfer) dir; adını öyle koydum, onun.

Bala hatun'un omuzları çöktü, daha bir ufaldı.

- Demek, böyle? dedi, yavaş ve güçsüz.

Sonra birden toparladı kendini, başını daha dikleştirerek gözlerini kocasının yüzünde dolaştırdı.

- Bir kötü çığır açtın, dedi, bir ters gidişe ön ayak oldun, bundan böyle tüm evlatların, soyun sopun, aşiret halkın senin tutup gösterdiğin bu yolu izleyecekler. Birlik, düzenlik, dirlik kalmayacak; neden dersen, kan bozuldu mu töre de bozulur!

- Kuruntu, yanılgı hep bunlar. Bir şey olmaz, diye bağırdı Kara Osman. Daha güçlü bir sesle sürdürdü konuşmasını:

- Yabancı kan, bizim kanımızı kamçılar çünkü. Gücümüz büyür. Gücümüz büyüdükçe Beğliğimiz, topraklarımız büyür. Bu yolla, komşu Bizans'la da katışıp kaynaşmış oluruz. Düşmana dost görünür, kendi içinden vururuz. Günün birinde...

Bala hatun, daha fazla dinlememek için kesti, kocasının sözünü:

- Biz, biz olmaktan çıkıp kendimize bile yaban olduktan sonra, güçlenip büyüsek de, tüm cihana boyun eğdirsek de değeri yok, bence. Çünkü, o güçlenen artık sen olmayacaksın ki.. Senin kanından, soyundan gelenler değiller ki!

- Bak, hele..

- Kızma beğim, geleceği görür gibi gerçeği söylerim sana. Böyle bu, bu yolun sonu, bu! Adın yürümüş, adına devlet kurulmuş olsa bile, ne ola? Bir ad'la iş biter mi? Adını omuzlayıp götürenler senin soyundan olmayacaklar ki artık. İşte bak bize Uç Beğliği veren soluğu tükenmiş Selçuklu Sultanlığı'na; kendi Türk töresine sırtını dönüp Acem töresini kucakladıkları için dünyanın öte ucundan gelen Moğollar'ın önünde baş eğmediler mi? Derelerden su yerine kanları akmadı mı? Hendekler, çukurlar hep onların gövdeleri ile doldurulmadı mı?

- Sus, bre hatun, diye haykırdı Kara Osman. Yeter! Söyledim ya senin aklın ermez böyle işlere.

Hışımla yürüdü, loş aydınlığın üstüne düşen kendi gölgesini çiğneyerek. İç bölmelere açılan ağır ve kalın perdeyi elinin tersi ile açıp çıkacakken durup karısından yana döndü:

- Sen, bir Moğol kızısın, dedi. Ama sen benim soyumu sopumu bilir misin?

- Müslümansın ya.. Yanlış mı bilirim yoksa?

- Doğru, dedi Kara Osman. Müslümanım, müslüman olmasına ama, ya hangi millettenim, onu bilir misin?

- Ben ve benim aşiret halkım, Pers soyundan geliriz!

Bala Hatun'un gözleri iri iri açıldı.

- Pers mi, dersin? Hangi millet ola, bu?

- Hani, Acem derler ya, o millet işte!

- Ama müslümansın...

- Eee. n'olacak? Kimse müslüman doğmaz anasından! Gâvur da doğmaz; sonradan olur bunlar.

- Öyledir, öyledir ya, bir şunu düşünmezsin Şahım, insan anasından milletinin ve de soy ve sopunun kanını alıp da çıkar; Bu kan bozuksa, değişikse, yabancıysa öyle gider artık kıyamete dek.. İşte bunu düşünmezsin. Baka ben, Moğol'um. Doğru dersin. Bir Moğol taşıdığı kanın ve evlâdına verdiği kanın değişip bozulduğunu istemez. Cengiz Han, tüm uruğuna böyle vasiyet etmiştir; bu vasiyetin değerini iyi kavrayalım diye de, tüm Moğollara Türkleri örnek göstermiştir.

- Ne olmuş ki Türklere?

- Cengiz Han demiştir ki, şayet Türkler Çinli kadınlarla, Moğol kadınlarla, Tunguz ve Mançu soylu kadınlarla ve daha sonra da Acem ve Arap ve Rum kadınlarla evlenip çocuk peydahlamasalardı, şu koca dünya da Türkleri yenecek ve Türkleri ezip geçecek, kurdukları devletleri yıkıp ortadan kaldırmaya hiç bir milletin gücü yetmezdi. Ben bile hiç bir şey yapamazdım Türklere der. Ama Türkler hep yabancı kadınlar alarak, o kadınlardan kanları bozuk evlâtlar peydahlayarak kendi kanlarını bozdular, bozunca da dirlik ve birlikleri bozuldu, devletleri yıkıldı, tüm Türkler çığıl çığıl dağılıp yurtlarından oldular. Böyle der işte yüce Moğol Başbuğu Cengiz Han!

Kara Osman hiç bir karşılık vermedi, çıkıp gitti.

NOTLAR:

(1) (Bala Hatun ve Mal Hatun) iki kız kardeştiler. İkisi de Osman'ın karılarıydı. Bu iki kadının babaları: «terbiyeli kişi» anlamına gelen (Edepli) lâkabıyle anılan (Ali) adında bir Moğol'du. Ama, Osmanlı devşirmesi tarihçiler, birinci Pâdişâh saydıkları Osman'ı ve tüm Osmanoğullarını yüceltmek için, övgüye, karılarının babasından başlayarak, (edepli Ali)nin adını: (Şeyh Edebâli)'ye çevirdiler. Babalarının Moğol diline ve soyuna uygun olarak kızlarına koymuş olduğu (Mal) ve (Bala) adlarını da inceltip yücelterek: (Mâl) ve (Bâlâ) yaptılar. Bu yalan ve yakıştırmalar, tarih sayfalarında hâlâ durur.

(2) Birinci Padişah sayılan Kara Osman'ın adiyle anılan Osmanoğulları'nın Yunanlılaşmış Pers'ler ve Ahemeniler (Acem ve Ahemen karışımı) soyundan geldiğini açıklayan kaynak: (Tarih-i Sultan Mehmet Han-ı Sâni), yazan: Kritovulos, Çev. Karolidi, 1328. Bu tarihi yazarak kendisine sunan Kritovulos'u, Fatih İkinci Mehmet, İmroz adasına Kral yapmıştır.

Ali Kemal Meram - Padişah Anaları


Bir sonraki bölüm hazırlandığında linki burada olacaktır.





Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM