Pırlanta Nişan Yüzüğü

Charles Panati - Sıradan Şeylerin Sıradışı Kökleri


Pırlanta Nişan Yüzüğü:

15. Yüzyıl, Venedik

1503 tarihli bir Venedik evlilik belgesi bir elmas evlilik yüzüğünü listeler. Modina’lı Mary adındaki bir kadının altın alyansı, elmas taşlı en eski nişan yüzükleri arasındadır. Söz konusu yüzükler muhtemelen sonsuza kadar sürecek olan bir geleneği başlatmış oldu.

Elmasın doğadaki en sert ve dayanaklı maddelerden biri olduğunu ve onu güzelce işleyip cilalamanın bütün parlaklığını ortaya çıkardığını ilk keşfeden Venediklilerdi. On beşinci yüzyılın sonuna doğru gümüş ve altına dizilmiş elmaslar, nişan yüzükleri olarak zengin Venedikliler arasında çok popüler hale geldi. Elmasın nadir bulunması ve de çok pahalı olması, Avrupa boyunca hızla yayılmasının önüne geçti. Ama çekiciliği ona bir gelecek garantiledi ki on yedinci yüzyıla kadar elmas yüzük Avrupai bir nişanın en önemli ve en aranılan nesnesi haline çoktan gelmişti.

Tarihin en eski elmas yüzüklerinden bir diğeri ise iki yaşındaki bir gelin tarafından takıldığından en küçük yüzük olma özelliğini de taşımaktaydı. Bu yüzük 8. Henrinin kızı Prenses Marynin Kral I. Francisin oğlu Fransız veliahdıyla söz kesimi için tasarlanmıştı. 28 Şubat 1518de doğan veliaht, bir devlet politikası olarak İngiltere ve Fransa arasındaki müttefikliği daha güçlü kılmak adına derhal nişanlandırıldı. Bebek Maryye, küçücük asil parmağında şüphesiz kısa bir süre duracak yüzüklerden onun için en uygun olanı takdim edildi.

Elmas nişan yüzüğünün kökeni bilinmesine rağmen söz yüzüklerininkine dair kesin bir şey söylenememektedir. Gerçi sözlenme âdeti on beşinci yüzyıldan çok öncesine dayanır.

Eski bir Anglosakson âdeti damat adayının çok değer verdiği kişisel eşyalarından birini kırmasını gerektirirdi. Sonrasında bu kırılan eşyanın yarısı damat tarafından diğer yarısı ise gelinin babası tarafından saklanırdı. Varlıklı bir adamdan ise bir parça altın ya da gümüşü ikiye bölmesi beklenirdi. Bu kırık metal parçasının tam olarak ne zaman simgesel anlamda yüzükle yer değiştirdiği ise belirsizdir. Tarihsel deliller söz yüzüklerinin (en azından Avrupalılar arasında) nikâh yüzüklerinden de önce mevcut olduğunu ve evlenme teklifi esnasında gelinin kabul ettiği yüzüğün evlilik töreninde kendisine tekrar verildiğini işaret etmektedir. Kökenbilimciler nişan yüzüğünün niyetinin tam bir tanımını kaparo anlamındaki özgün Roma ismi arrhaede bulmuşlardır.

Katolikler için nişan yüzüğünün takdim şekli bellidir. MS 860da Papa I. Nicholas, nişan yüzüğünün evlenme niyetinin gerekli olan bir ifadesi haline gelmesi hükmünü verdi. Kesin surette evliliğin kutsallığını savunan Nicholas bir keresinde de Lorraineli II. Lothairin evlenmesi, boşanması ve sonra tekrar evlenmesinden sorumlu iki başpiskoposu, ikieşliliğe göz yumdukları gerekçesiyle aforoz etti. Nicholas için yüzüğün herhangi bir maddeden olması yeterli değildi. Nişan yüzüğü denilen şey değerli bir metalden, tercihen altından olmalıydı ki müstakbel kocanın ekonomik olarak gösterdiği fedakârlık temsil edilmiş olsun. Böylece bu gelenek başlamıştır.

O yüzyılda iki diğer âdet de ortaya çıktı: Evlilik sözünden dönen adamın yüzüğünün ceza olarak elinden alınması ve aynı şekilde nişanı bozan kadının yüzüğü geri vermesi. Evlilik sözünün ve sözden dönüldüğü takdirde de cezanın ciddiyeti hususunda Kilise hiç mi hiç taviz vermez hale geldi. Elvira Konseyi nişanı bozan adamın ebeveynlerini üç yıllık süre için aforoz ederdi. Eğer bir kadın Kilisenin kabul edemeyeceği nedenlerden ötürü sözünden dönerse semt papazının onun hayat boyu bir manastırda kalmasını emretmeye yetkisi vardı. Bir süre için  ölüm bizi ayırana kadar, gelin ve damat daha evlenmenden haftalar veya aylar öncesinden başlıyordu.

Charles Panati - Sıradan Şeylerin Sıradışı Kökleri


Bir sonraki bölüm hazırlandığında linki burada olacaktır




Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM