TANRI YANILGISI

Richard Dawkins - Tanrı Yanılgısı


KUTSAL KİTAPTAN KANIT

Bazı insanlar vardır ki hala kutsal kitaplara dayanarak Tanrının varlığına ikna olurlar. C. S. Lewise atfedilmiş yaygınca tanınan bir kanıt (ki kendisi kanıta nazaran daha yaygınca tanınmalıdır), şu bilgiyi sunar; İsa Tanrının oğlu olduğunu öne sürdüğünden, ya haklı ya deli ya da bir yalancıdır: Çılgın, Kötü ya da İyi. Veya, basit bir aliterasyonla (dilbilimde ses yinelemesi, Lunatic, Liar, Lord), Delice, Yalancı ya da Rabdır. İsanın Tanrısal mevkiyle ilgili öne sürdüğü tarihsel kanıt çok azdır. Ancak, eğer bu kanıt sağlam olsaydı bile elimizdeki üçleme gülünç derecede eksik olurdu. Dördüncü bir olasılık, ki görünen köy kılavuz istemez, İsa gerçekten hatalıdır. Birçok insan hatalıdır. Daha önce de söylediğim gibi, İsanın kutsal olmayı amaçladığı yönünde bile sağlam tarihsel kanıtlar yoktur.

Kayda geçmiş bir metnin, şu gibi sorular sormaya alışkın olmayan insanları ikna edebilme gücü vardır: Bunu kim, ne zaman yazmıştır? Ne yazılacağını nasıl bilmişler? Kendi zamanlarında yazdıklarının, bizim zamanımızda da anlaşılır olabileceğini sahiden düşünmüşler midir? Bu insanlar tarafsız gözlemciler midir yoksa yazılarının çarpıtıldığı bir gündemleri mi vardır? On dokuzuncu yüzyıldan beri bilge ilahiyatçılar, ilahilerin gerçek dünya tarihinde neler olup bittiğinin güvenilir açıklamaları olmadığını karşı konulmaz biçimde kanıtlamıştırlar. Hepsi İsanın ölümü ve Paulun mektuplarından uzun süre sonra yazılmıştır ki bu mektuplar İsanın hayatının sözde gerçeklerinden neredeyse hiç bahsetmez. Hepsi birçok farklı Çin Fısıltısı kuşaklarındaki (bölüm 5e bakın) hata yapması olası kâtipler tarafından sonradan çoğaltılmış ve yeniden çoğaltılmıştır ki zaten onların da kendi dinsel gündemleri vardı.

Dinsel gündemle saptırmanın güzel bir örneği İsanın Betlehemde doğmasının kalp ısıtan efsanesidir ki akabinde Herodun masum insan katliamı vardır. İsanın ölümünden yıllar sonra, ilahiler yazılırken, hiç kimse onun nerede doğduğunu bilmezdi. Ancak bir Eski Ahit kehaneti. (Micah 5: 2) Yahudilerin uzun süredir beklenen Mesihin Betlehemde doğacağını ummalarına yol açmıştır. Bu kehanet ışığında Johnun ilahisi özellikle taraftarlarının İsanın Betlehemde doğmamış olmasını şaşkınlıkla karşılamasının altını çizer: Diğerleri, Bu Hz. İsadır dediler. Ancak bazıları İsa Kiliseden gelmeyecek miydi dediler? Kutsal kitap, Hz. İsa, Davutun tohumundan ve Betlehem şehrinin dışından, Davutun olduğu yerden gelecek dememiş miydi?

Matta ve Luka, İsanın her şeye rağmen Betlehemde doğmuş olması gerektiği kararına vararak sorunu farklı bir biçimde ele aldılar, ancak İsayı o bölgeye farklı yollarla taşıdılar. Matthew, Meryem ve Yusufun birlikte hep Beytüllahimde olduklarını, İsanın doğumundan çok sonra, Mısırdan eve dönerken Kral Herodun masum insan katliamından kaçıp, Nazarethe yerleştiklerini söyler. Luke ise, bunun tam aksine, Meryem ve Yusufun İsa doğmadan önce Nazarethe yerleştiklerini söyler. Öyleyse, kehanetin tamamlanması adına, o önemli anda Betlehemde nasıl bulundular? Luke şöyle der, Quirinius Suriyenin hükümdarı olduğu zamanda, Sezar Augustus, vergilendirme amaçları için bir nüfus sayımını emreder ve herkes kendi şehrine gitmek zorunda kalır. Yusuf Davutun evinden ve soyundandır ve bundan ötürü Davutun şehrine, yani Betleheme gitmek zorunda kalmıştır. Bu iyi bir çözüm gibi görünüyordu; A.N.Wİlsonun İsada ve Robin Lane Foxun Yasak Versiyonda (diğerlerinin arasından) belirttikleri gibi, tarihsel yanlışlıklarının dışında. Davut, eğer var olsaydı, Meryem ve Yusuftan yaklaşık bin yıl önce yaşamış olacaktı, Romalılar nasıl bir mantıkla Yusufu, bin yıl önce dolaylı bir atasının yaşadığı bir şehre gönderme ihtiyacı hissetmişlerdir? Bu şuna benzer; mesela, eğer Fatih William ile buraya gelip yerleşen Senyör de la Zakeynee kadar yaşamış atalarımı hesaba katabilseydim, Ashby-de-Ia-Zouch isimli bir yeri nüfus sayımı formunda doğum yerim olarak belirtebilirdim.

Dahası, Luke tarihçilerin özgürce kontrol edebilecekleri olayları düşüncesizce ifade ederek itibarını mahveder. Hükümdar Quirinius gerçekten bir sayım emretmiştir; bu yerel bir nüfus sayımıdır ve Sezar Augustusun tüm İmparatorluk sınırları için emrettiği sayıma benzemez. Ancak bu sayım çok geç gerçekleşmiştir: M.S 6da, Herodun ölümünden çok sonra. Lane Fox şöyle bir sonuç çıkarır, Lukeun hikayesi tarihsel olarak imkânsızdır ve tutarsızlıklarla doludur ancak Lukeun durumu ve Micah kehânetini tamamlama arzusunu göz önünde bulundurarak onu suçlamaz.

Free Inquiry’nin Aralık 2004 sayısında bu mükemmel derginin editörü Tom Flynn, çok sevilen Noel hikâyesindeki boşluk ve çelişkileri belgeleyen makalelerin bir koleksiyonunu bir araya getirmiştir. Flynn bizzat, İsanın doğumu üzerine nutuk çeken Evanjelistler Matthew ve Luke arasındaki birçok çelişkiye dikkat çeker. Robert Gillooly, doğudaki yıldız, bakireyken doğum, bebeğin krallar tarafından yüceltilmesi, mucizeler, idam, İsanın dirilişi ve göğe yükselmesi de dahil olarak, Hz.İsa efsanesinin tüm önemli başlıklarının her birinin Akdeniz ve Yakın Doğu bölgelerinde zaten var olmakta olan dinlerden nasıl alıntı yapıldığını gözler önüne serer.

Flynn şu düşünceyi akla getirir, Matthewin Yahudi okuyucuların çıkarı uğruna Mesih kehanetlerini (Betlehemde doğan Davuttan miras kalan) karşılama arzusuyla, Lukeun Hıristiyanlığı, Yahudi olmayanlara uyarlama arzusu ve bundan ileri gelen putperest Helenistik dinlerin sıcak düğmelerine basılması, burnunun dikine çarpışır (bakireyken doğum, kralların tapınması vs..) Neticedeki çelişkiler göze batar cinstendir ancak inançlılar tarafından tutarlı bir şekilde göz ardı edilmektedir.

Bilge Hıristiyanlar George Gershwinin kendilerini şu konuda ikna etmesine gerek duymazlar,
Yükümlülükleriniz İncilden alınmıştır, olmazsa olmaz değildirler. Fakat çevrede bu yükümlülüklerin zorunlu olduğunu düşünen birçok bilgisiz Hıristiyan vardır. İncili fazlasıyla ciddiye alanlar, bunu gerçekten de tarihin gerçekçi ve kesin bir kaydı olarak kabul ederler ve dolayısıyla inançlarını destekleyen bir kanıt olduğuna inanırlar. Peki bu insanlar, aslına uygun bir gerçek olduğuna inandıkları bu kitabın kapağını hiç açmazlar mı? Bu aşikâr çelişkileri fark etmezler mi? Gerçeklik arayışındaki birisi, Matthewin, Yusufun Kral Davutun soyundan yirmi sekiz ara nesille geldiğini savunmasının karşısında, Lukeun kırk birinci nesil olduğu savunmasını kafasına takmaz mı? Daha da kötüsü, bu iki listedeki isimlerin bazıları örtüşmemektedir! Her koşulda, eğer İsa gerçekten bakire bir anneden doğduysa, Yusufun soyu bununla ilgisizdir ve bu bilgi Mesihin Davutun soyundan gelmesi gerektiğini belirten Eski Ahit kehanetini tamamlamakta İsa adına kullanılamaz.

Amerikalı İncil âlimi Bart Ehrman, alt başlığı, Yeni Ahiti Kim Neden Değiştirdinin Gerisindeki Hikâye olan bir kitapta, Yeni Ahit metinlerinin üzerini sisle örten büyük kararsızlığı açıklar. Kitabın giriş bölümünde, Profesör Ehrman dokunaklı bir biçimde İncil inançlısı tutucudan özenli bir kuşkucuya geçişindeki kişisel eğitim seyrinin planını çizer ki bu kutsal kitapların geniş ölçüde yanılabilirliğini fark etmesiyle başlayan bir seyirdir. Amerikan üniversiteleri hiyerarşisinde yukarı doğru ilerlerken, en altta bulunan Moody İncil Enstitüsünden başlayarak, Wheaton Üniversitesinden geçen (çizelgede birazcık daha yukarıdadır, ancak yine de Billy Grahamin okuludur) ve en tepedeki dünyaca ünlü Princetona kadar uzanan her aşamada, aşırı tutucu Hıristiyanlığını, tehlikeli progressivizme karşın korurken, sorunlarla karşılaşacağı şeklinde uyarılmıştır. Ve öyle de olmuştur. Bu durumdan biz, yani onun okuyucuları fayda görüyoruz. Diğer iç açıcı şekilde yerleşik inançlara karşı olan İncil eleştirisi kitaplar, daha önce bahsettiğim Robin Lane Foxun Yasak Uyarlama The Unautbonzed Version) ve Jacques Berlinerblaunun Laik İncil: İnançsızlar Neden Dini Ciddiye Almalıdırlar The Secular Bible: Why  Nonbelievers Must Take Religion Seriously) isimli kitaplardır.

Resmi ölçütler dahilindeki dört öğreti, az ya da çok keyfi olarak, en azından bir düzine öğreti arasından seçilmiştir, Thomas, Peter, Nıcodemus, Philip, Bartholomew ve Magdalalı Meryem öğretileri.  Thomas Jeffersonun yeğenine yazdığı mektupta bahsettikleri işte bu ilave öğretilerdir:

Yeni Ahitten bahsederken, tüm İsa hikâyelerini okumanın yanı sıra, kendilerine Evanjelik diyen sahte evanjeliklerin oluşturduğu kilise bilim konseyinin bizim hakkımızdaki kararlarını da değerlendirmelisin. Çünkü bu sahte evanjelikler en az diğerleri kadar vahiy almış gibi görünürler ve sen bu iddialarını kendi mantığınla muhakeme edeceksin, konseydekilerin mantığıyla değil.

Seçilmeyen öğretiler konseydekiler tarafından da rağbet görmemişti çünkü bir ihtimal, bu öğretilerdeki mantıksızlıklar kilise standardına uyan dört öğretideki mantıksızlıklardan çok daha rahatsız ediciydi. Mesela, Thomas Öğretisi, çocuk İsa hakkında birçok hikâyecik içeriyordu ki burada İsa yaramaz bir peri edasıyla büyülü güçlerini kötü emellerine alet ediyor, oyun arkadaşlarını keçilere çeviriyor, çamurdan kuş üretiyor ya da tahta parçasının uzunluğunu mucizevî bir şekilde arttırarak marangoz babasına yardım ediyordu. Hiç kimsenin Thomas Öğretisindekiler gibi yavan mucize hikâyelerine inanmayacağı düşünülmüştü. Ancak bu dört onaylı öğretiye inanmak adına herhangi bir neden aramaya gerek yoktur. Çünkü hepsi de efsane statüsündedir ve en az Kral Arthur ve Yuvarlak Masa Şövalyeleri hikâyeleri kadar belirsizdirler.

Kilise onaylı dört ilahinin en ortak oldukları nokta aynı kaynaktan türetilmiş olmalarıdır ki bu ya Markın ilahisi ya da Markın yaşayan en eski torun olduğunu belirten kayıp çalışmadır. Bu dört evanjeliğin kim olduklarını hiç kimse bilmez ama İsayla bizzat tanışmadıkları kesindir. Yazılanların çoğu tarihe göre anlamsız, saf girişimlerdir ancak barizce Eski Ahitten yinelenmişlerdir çünkü ilahi üretenler İsanın hayatının Eski Ahit kehanetlerini tamamlama zorunluluğu olduğu konusunda içtenlikle ikna olmuşturlar. Üstelik İsanın hiçbir zaman yaşamadığı tarihsel bir durum üretmek bile mümkündür, gerçi bu herkesçe desteklenmeyecektir. Tıpkı diğerlerinin arasından farklı biri olan, Londra Üniversitesinde Profesör olan G. A. Wellsin, İsa Var mıydı? da dâhil olmak üzere birkaç kitabında yazdığı gibi.

İsa büyük bir ihtimalle yaşamış olmasına rağmen, ünlü İncil bilimciler genelde Yeni Ahiti tarihin güvenilir bir kaydı olarak hesaba katmazlar (ve kesinlikle Eski Ahitin de) ve ben de İncili artık herhangi bir tanrısallığın kanıtı olarak göz önünde bulundurmayacağım. Thomas Jeffersonun selefi John Adamsa yazdığı sözcükler adeta geleceği sezer vasıftadır, şöyle ki, Yüce bir Varlık olan babası tarafından bir bakirenin rahmine düşürülen İsanın gizemli neslinin, Jüpiterin beynindeki Minerva nesli efsanesi gibi bir masal olarak değerlendirileceği günler gelecektir.

Dan Brownun kitabı Da Vinci Şifresi ve kitaptan kurgulanan film, kilise çevrelerinde büyük tartışmalar başlatmıştır. Hıristiyanlar filmin ve filmi gösteren Picket isimli sinemalar zinciri şirketinin boykot edilmesine teşvik edilmiştir. Bu film baştan sona kurgudur: yalan, yanlış bir kurgu. Aslında bu katışıksız öğreti tutkusudur. Da Vinci Şifresi ile öğreti arasındaki tek fark, Da Vinci Şifresinin çağdaş, öğretilerinse eski kurgu olmasıdır.

Richard Dawkins - Tanrı Yanılgısı


Bir sonraki bölüm hazırlandığında linki burada olacaktır.




Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM