Bilim Adamları

Struan Reid & Patricia Fara - Bilim Adamları

Eski Yunan’da Bilim

Eski Yunan’da insanlar anlamakta güçlük çektikleri şeyleri açıklamak için Tanrılarıyla ilgili öyküleri kullanırlardı. Örneğin Poseidon adındaki deniz tanrısına, kızdığında depreme yol açtığını düşündükleri için “toprağı sarsan” da derlerdi. Fakat, M.Ö. 6. yüzyıldan itibaren kimi insanlar, şeylerin, nasıl ve neden oldukları gibi oldukları, nasıl ve neden davrandıkları gibi davrandıkları konusunda daha gerçekçi açıklamalar aramaya başladılar. Bu bilgiye ulaşabilmek için, çevrelerindeki her şey hakkında bir yığın soru sordular, bu şeylerle ilgili birçok gözlemde bulunup hesaplar yaptılar.

Atina'da Akademia

Platon, Batı felsefesinin kurucusu olarak kabul edilir. Atina'da doğdu, sonra Sokrates adındaki başka ünlü bir filozofun yanında eğitim gördü. 30 yaşlarındayken yabancı ülkeleri gezmeye karar verdi. Akdeniz'e kıyısı olan birçok ülkeyi gezdi, oralarda başka filozoflarla tanıştı.

Platon, M.Ö. 388'de Atina'ya döndüğünde öğretmenlik yapmaya karar verdi. Ertesi yıl, bütün Yunan dünyasında ün kazanan Akademia adında bir okul kurdu. Okul, Roma İmparatoru Justinianus tarafından M.S. 529'da kapatılana kadar, 900 yıldan fazla bir süre faaliyetini sürdürdü.

Platon'un düşünceleri ve etkisi

Platon, Araplar yoluyla bize kadar ulaşan, İdealar Öğretisi diye bilinen bir dizi düşünce geliştirdi. Bu öğreti, bilimsel düşünceyi din ve felsefeyle birleştirdiği için, daha sonraki düşünürler açısından çok önemlidir. Platon, beş duyumuzla (görme, işitme, tat koku ve dokunma duyularımızla) farkına vardığımız her şeyin yalnızca bir dış görünüş olduğunu savundu. O, hakikatin, asla gözleyemeyeceğimiz ancak aklımızla bilgisine ulaşabileceğimiz bir şey olduğuna inanıyordu. Bu düşünce daha sonra batı felsefesinin temellerinden biri olmuştur. Platon'un kendisinden sonraki filozoflarla bilim adamları üzerinde büyük etkisi olmuştur; ama bugün genellikle onun görüşlerinin, günümüzün deneye önem veren bilimi için bir engel oluşturduğu kabul edilir. Bunun nedeni, Platon'un, gözlemin, saf kuramsal bilgiye giden yolu içinden çıkılamayacak hale getirdiğini düşünmesi, bunun için de deneyi önemsememesidir. Örneğin, gezegenlerin devinimlerinin en iyi akılla anlaşılabileceğine, dikkatli gözlemlerin bu yolda bir işe yaramayacağına inanıyordu. Matematiği her türlü bilgi için anahtar olarak öne çıkarıyor; ancak, Arkhimedes'ten farklı olarak, günlük yaşamda matematiğin bize gereken yönleriyle hiç ilgilenmiyordu.

İskender'in öğretmeni

Aristoteles (M.Ö. 384-322) Yunanistan'ın kuzeydoğusunda, Makedonya’da doğdu. Daha çocukken annesiyle babası öldü; o da vasisi tarafından Platon'un Akademia'sına eğitim için gönderildi. Platon'un ölümü üzerine Atina'yı terk etti. On iki yıl boyuca Yunanistan'da ve Küçük Asya' da dolaştı. M.Ö. 343'te Makedonya'ya geri döndü ve üç yıl Makedonya Prensi İskender'e (daha sonra Büyük İskender adıyla anılacaktır) öğretmenlik yaptı. İskender’in, babasının yerine kral olmasının ardından Atina'ya dönüp kendi okulu Lykeion'u kurdu.

İskender'in ölümünden sonra (M.Ö. 323), son kez Atina'dan ayrılıp Euboia (Eğriboz) adasında, Khalkis'te bulunan malikanesine çekildi ve orada öldü.

Lykeion'da öğretilenler

Aristoteles'in kanıları Platon'unkilerden çok ayrıydı. Platon'dan farklı olarak, elden geldiğince çok bilgi toplamak gerektiğini düşünüyordu. Yüzyıllar sonra Araplar aracılığıyla bize ulaşan kitaplarında çağdaş bilimin temelleri atılmıştır. Aristoteles'e göre, başımızın üstündeki gökte, ayağımızın altındaki yeryüzünde bulunan her şeye, Tanrılar belli, değişmeyen bir yer ayırmıştır. O, bir şeyin sistemde yer alan bütün öteki şeylerin yeri değişmeden, tek başına değişmeyeceğine inanıyordu. Aristoteles, canlı şeylerin, taş gibi cansız maddelerin üstünde yer aldığı bir "Doğa Merdiveni" tasarlamıştı. İnsanlara hayvanların üstünde bir yer ayrılmıştı. Tanrılara gelince, onlar bütün her şeyin üstünde hüküm sürüyorlardı.

Aristoteles, evrenin küre biçimindeki Dünya'nın çevresinde iç içe geçmiş bir küreler topluluğundan meydana geldiğine inanıyordu. Dünya'nın hemen dışında atmosfer küresi yer alıyor, onu toprak, su, hava ve ateş küreleri izliyordu. Ateş küresinin ötesinde aether (Yunanca "parlayan" anlamına gelen bir sözcüktür) dediği bir maddeyi içeren bir bölge uzanıyordu. Onun da ötesinde gezegenler ile yıldızları taşıyan küreler, en dışta da hepsini kuşatan ve bütün sistemin hareketini denetleyen bir küre bulunuyordu.

Aristoteles’in etkisi

Aristoteles’in bilime asıl katkısı dikkatli gözleme ve çok ayrıntılı sınıflandırmaya verdiği önemdir. Düşünceleri 1500 yıl boyunca Avrupa’da son derece etkili olmuş, bu düşünceler ancak Rönesans’ta, en çok da Galileo tarafından sorgulanmıştır.

Aristoteles’in kurduğu sistemin kendisi aslında katı değildi. Fakat Ortaçağ’da, birçok insan tarafından, kralların soylulara, soyluların da köylülere hükmettiği değişmez bir toplumsal düzen olan feodal sistemi haklı çıkarmak ve sürdürmek için kullanıldı.

Matematikçi ve mucit

Arkhimedes, Sicilya’da bir Yunan kolonisi olan Syrakusa’da doğdu. Parlak bir matematikçiydi. Mısır’da İskenderiye’de Museon adındaki ünlü bir bilim okulunda eğitim aldı. M.Ö. 212'de Romalılar Syrakusa'yı ele geçirdiğinde öldürüldü.

En çok Arkhimedes İlkesi denen bir yasa dolayısıyla tanınır. Bu yasa, bir nesnenin sıvıya batırıldığında, yer değiştiren sıvının ağırlığına eşit bir kuvvetle yukarı doğru itileceğini belirtir. Söylendiğine göre, Arkhimedes banyoya girdiğinde vücudunun suyu taşırdığını görünce, Eureka ("Buldum") diye bağırmış.

Uygulamalı matematik

Arkhimedes, geometriyi eğrileri, alanları ve katı cisimlerin hacimlerini ölçmek için kullanmıştır. Su alan gemilerden suyu boşaltmak için yararlanılan Arkhimedes burgusu gibi kaldıraç düzenekleri tasarlamıştır. Suyu bir düzeyden başka bir düzeye çıkarmak için hala bu ilkeden yararlanılmaktadır.

Struan Reid & Patricia Fara - Bilim Adamları


Bir sonraki bölüm hazırlandığında linki burada olacaktır




Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM