Yok Oluş

David M. Raup - Yok Oluş


2

YAŞAMIN KISA TARİHİ

Yaşamın tarihine ilişkin bu derleme seçilmiş başlıklar üzerine olacak, çünkü bütün işi 5.000 kelimelik tek bir bölümde halletmeye çalışmak, her bir kelimede 700.000 yılı özetlemeyi gerektirirdi. Fosil kayıtlarının, aşağıdaki tartışmalara zemin sağlayacak kimi veçhelerini, ayrıca yok oluşla ilgili birkaç önemli noktayı ele alacağım.

YAŞAMIN KÖKENİ

Başlangıçta bakteriler vardı. Yeryüzündeki yaşama dair en eski tarihli kayıtlar, yeryüzünün en yaşlı kayalarından sadece yarım milyar yıl daha genç olan, Avustralya’daki 3,5 milyar yıllık (3,5 gigayıl GÖ olarak kısaltılır: günümüzden -gigayıl- önce anlamında) kayalardan gelir. Bu fosiller, oksijenli solunum ve fotosentez yapmayan, tek hücreli bakterilere aittir; hücrelerinde ne çekirdek vardır, ne de ileri yaşam formlarının başka birçok özelliği, ilkel olarak niteleniyor olsalar da bu organizmalar olağanüstü başarılıdır ve hâlâ çeşitli ortamlarda çoğalırlar.

Avustralya fosilleri yeryüzünün neredeyse ilk yaşam formları olarak kabul edilir. Ayrıca canlılığın, kendiliğinden gelişen kimyasal tepkimelerin sonucu olarak cansızlıktan doğduğu varsayılır. Tüm bu varsayımlar ispatlanabilir değildir; dahası, alternatif kuramlardan bol miktarda bulunur. Sözgelimi, yaşamın kökenindeki ilk kimyasal adımların başka bir yerde gerçekleşmiş ve dünyaya uzaydan gelmiş olması imkânsız değildir, öte yandan bu sorun üzerinde çalışan birçokları için yaşamın dünyevi başlangıcı hâlâ en basit alternatif. Yaşamın kökeni konulu araştırmalar, hareketli fakat kısıtlı bir alan. Bir kısmı bütünüyle kuramsal; bir kısmı, genç yeryüzünde ortaya çıkmış hayat olasılığı üzerine laboratuvar çalışmalarını içeriyor; bir kısmı da uzayda karmaşık organik molekül arayışlarını gerektiriyor.

Neredeyse evrensel hale gelmiş bir diğer varsayıma göre, tüm müteakip yaşam formları, ata-torun çiftlerinden oluşan kesintisiz bir zincir boyunca başlangıçtaki yaşam formundan türedi. Bu varsayım doğru gözüküyor; üstelik yaşayan tüm organizmalarda biyokimyasal özellikler ortaktır. Elbette genç yeryüzünde yaşamın birden çok kereler ortaya çıktığı, fakat biri - bildiğimiz yaşamın atası olan tek soy - hariç tümünün ortadan kaybolduğu düşünülebilir. Eğer böyle olduysa, bu, ilk kayda değer tür yok oluşuydu.

Yıllar önce, yaşamın birden çok kereler ortaya çıkmış olabileceği fikrini test etmek üzere California (Berkeley) Üniversitesi’nden paleobiyolog Jim Valentirie ile çalışmıştım. Yaşamın birbirinden bağımsız çok sayıda başlangıcı olmuşsa eğer, bunlardan biri hariç tümünün yok olma ihtimali nedir sorusunu yanıtlamak üzere Kumarbazın İflası (Gambler’s Ruin) probleminden (gelecek bölümde ele alacağım) bazı yöntemler kullanmıştık. İncelemelerimize göre, yaşam on defa ortaya çıkmış olsa bile, yalnızca şansa bağlı kalındığında, aralarından sadece bir tanesi varlığını sürdürebiliyordu. Başlangıçların sayısı on rakamını aştığında ilk yaşam formlarından en az ikisinin soyu devam ediyor olacaktı. Aslında yaşamın birçok başlangıcı olmuşsa eğer ve biri hariç tümünün ortadan kalkması, bizi ‘kötü gen mi, kötü şans mı’ sorusuyla karşı karşıya bırakır: Yaşam formları arasında en iyi olan, varoluş mücadelesinde galip mi gelmişti, yoksa hayatta kalan soy yalnızca çok mu şanslıydı?

David M. Raup - Yok Oluş


Bir sonraki bölüm hazırlandığında linki burada olacaktır



Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM