Zihni Allak Bullak Eden 33 Felsefi Bilmece

Peter Cave - Zihni Allak Bullak Eden 33 Felsefi Bilmece

Aşk/Bireyler

8. BENİ YARIN DA SEVECEK MİSİN?

Ölüm onları ayırana dek hayatlarının her anında, bundan önceki haftalarda inandıkları, hissettikleri ve arzuladıkları gibi, bundan sonra da mutlaka aynen böyle inanacaklarına, hissedeceklerine ve arzulayacaklarına yemin ettiler. Dikkate değer olan, kimsenin onların yemin ettiği şeye şaşırmamasıydı.

Thomas Hardy, Adsız Sansız Bir Jude, 1895

Bir şeylerin değişeceğini bildiğimizde, derinlerde kafa karıştırıcı olan, uzak gelecek için verdiğimiz bazı sözler vardır.

Aşıklar, aşıkken, safir rengindeki gökyüzünde uçar, çok içten söylenmiş vahşi ve şahane kelimelerle verilmiş sözlerin, sadakatin içinde yaşarlar. "Birbirimize söz verdik", "Sensiz yaşayamam'', ''Aşkımız asla bitmeyecek". Bunlar kelimenin tam anlamıyla yanlıştır; buna rağmen aşıklar karşılıklı güvence ararken doğruyu söyleme niyetiyle birbirlerine bu çok şaşırtıcı soruları sorarlar: "Yaşlandığımda ve saçlarım beyazladığında da beni sevecek misin?", " Beni, yalnızca param için mi istiyorsun?", "Sadece seksi olduğum için mi benimle birliktesin?", "Felç geçirsem, aklımı kaçırsam, karakterim değişse beni yine de sever miydin?"

Bu soruların altında aslında her şeyi göze almış, ümitsiz yalvarmalar vardır: "Yalnız benim için beni sevmeni; başka bir şey için değil, beni ben olduğum için sevmeni, sadece benim gerçek özümü sevmeni istiyorum." Bu, çok tehlikeli bir fizikötesidir. Tüm diğer özelliklerim değiştiğinde bile var olmayı sürdürecek bir "ben"den ne anlam çıkarabiliriz?

Birini sevdiğimiz zaman, sevdiğimiz şey nedir?

Dünyadaki maddelerle nasıl ilgili olduğumuzu düşünün. İçmek istiyoruz ama herhangi bir içki olmaz. Yalnızca viski istiyoruz; hatta belli bir cins viski, örneğin Talisker. Bazı durumlarda betimlemeler kesilir. Bardaktaki Talisker olduğu sürece özellikle şu veya bu viski olması çok da önemli değildir. Belki de bize Talisker adı altında sunulan içki, bir başkasıyla değiştirilmiş olabilir; fakat viskimiz aynı arzulanan cinsten olduğu sürece, bir problem yoktur. Özel ilişkilerimizin olduğu insanlarla aramızdaki şeylerse tamamen farklıdır. Sizin çocuğunuza benzeyen bir çocuk görmek istemiyorsunuz; kendi çocuğunuzu görmek istiyorsunuz. Bu durumda, çocuğunuz bir başkasının, bir başka şeyin yerine koyulamaz ve bir başkasıyla yer değiştirilemez; yani viski gibi değildir.


Başka şeylerle yeri doldurulabilir ve doldurulamaz olanlar arasındaki ayrım, cisim-insan arasındaki ayrım gibi değildir. Bir yandan, bazı cisimlerin yerine de bir başka şeyler konamaz. Babanızın size verdiği saatin yerine konabilecek başka bir saati aramıyorsunuz, babanızın size hediye ettiği saati arıyorsunuz. Farkı söyleyemeseniz bile, orijinal çizimi veya tabloyu arıyorsunuz, sahtesini değil. Diğer yandan ise bazı insanların yerine başkaları konabilir. Süt getirsin diye sütçüye ihtiyacınız var, - sütçü sevgiliniz değilse - özel bir sütçüye değil, herhangi bir sütçüye ihtiyacınız var. Sevgililer, genellikle bu ayrımın değiştirilemeyenler tarafında yer alır. Sevdiğiniz kişi Winthrop. Winthrop'un tek yumurta ikizi olsun (ikisi de aynı görünüşteler), yine de sizin özlediğiniz kişi Wintrop'tur. Winthrop olmayınca, genellikle ikiziyle idare etmezsiniz. Kendinizi düşünün, sadece "o" adamı istiyorsunuz veya o kadını. O zaman, doğru görünüşe sahip, cazibeli, dayanıklı herkes "o" olacaktır.

* * *
Yeri doldurulamazlık belirli ilişkilerin nasıl geliştiğinin önemini vurgular. Aşıklar ilk kez bir doğum günü partisinde oturdukları içki masasında tanışırlar ve ondan sonra, hayatları birbirine geçer. İlişkilerinin nedensel tarihi bir daha tekrarlanamaz.

Bunların hiçbiri, aşıkların, aşık oldukları kişinin özelliklerinden bağımsız olarak sevdikleri, "kendi" ya da "öz" e bir anlam vermez. En iyi ihtimalle, aşıkların birbirinin iç içe geçmiş yaşamları, onların karakterlerindeki değişimlerin birbirine uymasını sağlayacak çılgın bir iyimserlik sunar. Belki de, dünyanın beklenmedik olayları ve akışı, tanıdık olana duyulan cinsel arzuda azalma ve cinsiyetlerin duygusal gelişim farklılıkları hakkındaki inançlar askıya alınmış, durmakta. Platon'un sunduğu tabloyu kullanarak anlatmak gerekirse; sevgililerin erken bir ayrılıktan sonra tekrar bir araya geldiği, kurmaca bir dünyada yaşamak arzusundayız. Bu, bir şeyler kötüye gittiğinde, "Evlilik bir sözcük değil, cümledir" esprisine ısındığımız zamandır.

Bir oyun seyrederken, kendimizi olaya kaptırabiliriz. Tiyatroda bulunduğumuzun farkında olmamıza rağmen, yine de sahnedeki karakterler tarafından oturduğumuz yerden etkilenir, uzaklara gideriz. İddia ettiğim; böyle bir kurgusallığın aşıklarda aşktan taşan erotik kurgusallığa yol açacağıdır. Fani ve gelgeç yaratıklar olduğumuzu ve sonraki günün sabahı kadar kısa bir süre içinde değişeceğini bilmemize rağmen, aşık olduğumuzda o aşkın sonsuz olduğunu hissetmekten veya buna inanmaktan kendimizi alıkoyamayız.

Doğrusunu isterseniz, ben bir erkeğim.

Peter Cave - Zihni Allak Bullak Eden 33 Felsefi Bilmece


Bir sonraki bölüm hazırlandığında linki burada olacaktır





Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM