Bilim Kurguları

Gerard't Hooft - Bilim Kurguları

Altıncı Bölüm

ROBOTLAR

Yapay zeka hakkında düşünen herkes, robotları gözünde canlandırır. Bilimkurguya göre, bunlar insanlara benzeyen, tıpkı bizim gibi yürüyen ve konuşan makinelerdir. Fakat aslında ihtiyaç duyduğumuz şey, bize benzemeyen makinelerdir; insanlar için tehlikeli veya konforsuz ortamlarda çalışabilecek makinelere ihtiyaç duyarız. Bunların uzaktan kontrol edilebilmesi gerekir, bu nedenle optik detektörler barındıran küçük yuvarlak konteynerler içinde kendi zekalarını taşımaları gerekmeyecektir.

Robotlar, uzunca bir süredir çeşitli formlarda mevcuttur. Gerçek bir zekaya sahip değildirler, çünkü bunu üretmek yeteneklerimizin çok ötesindedir. Bu nedenle uzaktan kontrol edilirler veya belirli görevleri yerine getirmek üzere önceden programlanırlar. En harikulade örnekler, evrenin uzak diyarlarını keşfetmekte olan insansız uzay araçlarıdır. Dünyadan yönetilen motorize araçlar, Mars'ın yüzeyinde hareket edebilmektedir. Peki, bunun sınırları nerededir?

Bu alanda birçok gelişme halen mümkündür. Bilgisayarların boyutları küçüldükçe, robotlar da küçülecektir ve çeşitli basit görevler için geliştirilen uygulamaları çeşitlilik kazanacaktır. Elektrik süpürgesi robotunu düşünün. Geçenlerde gördüğüm bir elektrik süpürgesi robotu, görevini çok kötü bir şekilde yerine getiriyordu. Ulaşılması zor köşeleri temizleyemiyordu ve temizlemesi gereken zeminin yerleşimini hiçbir şekilde anlamıyordu. Görevini uygun biçimde yerine getirebilmesi için evdeki daha büyük bir bilgisayara kablosuz bağlantıya ihtiyaç duyar ve köşe bucağa ulaşabilmesi için çeşitli eklentilerle donatılması gerekir. Haznesini kendi kendine boşaltması ve gerektiğinde bataryasını doldurması gerekir. Daha da iyisi, ona ne yapması gerektiğini ve istenilen şeyi bir kerede nasıl yapabileceğini anlatabilmek gerekir. Bir de görevini sessizce gerçekleştirirse, evin sakinleri bu tür bir robota sahip olmaktan kesinlikle mutluluk duyacaktır.

Daha önemli uygulamalar tahayyül edilebilir. Günümüzde, televizyon, su veya gaz bağlantılarını döşemek veya tamir etmek ya da kanalizasyon borularına ulaşmak için yolların kazılması gerekmektedir. Sadece bağlantının başında ve sonunda yüzeye çıkmaları gerekeceği için bu işte küçük robotlar kullanmak çok daha ucuz olurdu. Bu gelişme, toplumun finans kaynaklarında gerçek bir fark yaratabilir, çünkü iletişim için fiberglas kabloları döşemek veya malların aktarılması için bilgisayarlı ağlar oluşturmak gibi, yer altı bağlantılarına duyulan ihtiyaç, özellikle de ucuz bir şekilde karşılanabilirse zaman içerisinde artacaktır.

Yeraltını kazan robotlar, işlerini iyi ve ekonomik şekilde yapabilirse, metro hatları gibi daha büyük tüneller açılması düşünülebilir. Ülkem Hollanda'da, hiçbir şekilde sağlam bir zemin sunmayan yumuşak toprak ve kumla uğraşmak zorunda olduğumuz için, tünellerin her zaman yukarıdan kazılması gerekmiştir, aksi takdirde tüneller göçebilir. İçini çimentoyla doldurduğumuz iskelete benzer bir yapıyı, küçük bir robotla kazmanın mümkün olup olmadığını merak etmiştim. Büyük bir tünel için güçlü bir kapsül oluşturulur ve tünel çökme tehlikesi olmadan kazılabilir. Fakat ben bu fikirden uzaklaştım, çünkü erişim ve atıkların tasfiyesiyle ilgili aşılmaz problemler öngördüm. Bu arada, kazma işlemini gerçekleştiren robotlar gittikçe daha zeki hale geliyor ve zeminin üzerindeki insanlar, tünellerin inşasını artık dert etmeyecek. Altyapıda da bir artış öngörüyorum: karayolları, otoparklar, malların nakliyesi ve daha bir sürü şey yeraltında gerçekleştirilebilir. Gerçekten de Amsterdam şehri tamamen yeraltında ikinci bir şehir oluşturma ve eski şehrin altına otoyollar, otoparklar, mağazalar vs yapma fikrini gündeme almıştır.

Gelecek, insansız uçaklar veya "uzaktan kumandalı uçaklar" için de parlak görünüyor. Bu tür uçan robotlar zaten mevcut ve çoğunlukla kameralarla donatılmış halde. Bu robotlar sık sık deneniyor ve şimdilik çoğunlukla askeri amaçlara kullanılıyor ama eylem alanı şu anda sınırlı. Önemli bir fizik kuralı, daha küçük organizmaların büyüklere oranla çok daha kolay uçabildiğini söyler. Bu, canlı organizmalarda çok net görülebilir: Küçük hayvanlar, yerden havalanırken çok daha az sorun yaşar. Bu nedenle, minyatürleşme sağlandıktan sonra, bir sürü küçük uçan robot görebiliriz.

Hiç yazmadığım bilimkurgu öykülerimin birinde, bu uçan robotlar çocukların popüler oyuncaklarına dönüşüyordu. Kameralarla donatılmış robotlar, her yere gidebilir ve kişisel mahremiyet için bir engel ve tehdide dönüşebilir. Bu, can sıkıcı röntgencileri duş kabinlerinden ve soyunma odalarından uzak tutan her türlü tespit cihazına da daha çok talep duyulmasını da beraberinde getirir. Hiç problem değil, çünkü bu küçük tespit cihazları çok düşük fiyata satın alınabilecektir.

Nanoelektroniğin ve mikroskopla görülemeyecek kadar küçük boyutları gösterebilen çeşitli cihazların gelişmesiyle birlikte, robotlar çok küçük hale gelebilir. Feynman, ünlü konferansında bu konuya da değinmiştir. Bu küçük robotlar, tıp bilimlerinde bilhassa önemli hale gelecektir. Cerrahlar, ameliyat yapmak için hastanın bedenini açmak zorunda kalmayacaktır. Bunun yerine, hastanın kan dolaşımına bir veya birkaç robot enjekte edecektir. Arterler ve bağırsaklar, içeriden araştırılıp tedavi edilebilecektir ve urlar çok daha erken tespit edilecektir. Bu küçük robotlar, dışarıdan güçlü mıknatıslarla hareket ettirilebilir. Fakat bu durumda, çoğu zaman göz ardı edilen bir komplikasyon vardır. Üçüncü Bölümde açıklandığı gibi, daha büyük gözler, küçük gözlere göre daha iyi görebilir. Minik robotlar üretebilmek mümkün hale gelirse, bunlar ya kör olacaktır ya da çok az görebilecektir. Bunların sadece teması temel almaları gerekecektir veya belki de vücudun içinin kullanılabilir ve gözle görülür bir tasvirini oluşturmak için çok sayıdaki robotun gönderdiği dağınık sinyaller bir uzak bilgisayar tarafından birleştirilecektir. Robotları yönlendirmek, karmaşık bir görev olabilir ama gelişmiş ve özelleşmiş bilgisayarlar kullanılabileceği için bu bir engel teşkil etmeyecektir.

Hiç yazmadığım bilimkurgu romanımın bir bölümünde ise, erken teşhis ve teşhis edilebilir hastalıkların tedavisi için insanlara çok sayıda robot enjekte ediliyordu. Nanoteknolojinin, biyolojinin bir başka önemli branşı olan genetikle birleştirilmesi durumunda, başka fantastik olasılıklar ortaya çıkar. Bu konuyu On Dördüncü Bölümde ele alacağım.

Şimdilik, bağımsız bir beyne sahip robotlar yerine, uzaktan kontrol edilen robotlarla kendimizi sınırlıyoruz. Bu daha uzak gelecekte muhtemelen değişecektir. Mesafeler çok uzadıkça, örneğin uzay yolculuklarında, uzaktan kontrolü gerektirmeyen robotlara ihtiyaç duyulması muhtemeldir. Bu konuyu On İkinci ve On Üçüncü Bölümde ele alacağız.

Gerard't Hooft - Bilim Kurguları


Bir sonraki bölüm hazırlandığında linki burada olacaktır




Share this article :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 ATLASİZM